Muhterem Hocam, genç olduğumuz için yaptığımız yanlışlardan ötürü dualarımızı genellikle tövbe üzerine oluyor. Günahları için tövbe eden herkesi Allah affeder mi?

Soru

Muhterem Hocam, genç olduğumuz için yaptığımız yanlışlardan ötürü dualarımızı genellikle tövbe üzerine oluyor. Günahları için tövbe eden herkesi Allah affeder mi?

Cevap

Allah’a ulaşmayı dilemek kaydıyla evet. Çünkü Allahû Tealâ Bakara 186’da: “Dua edenin davetine icabet ederim ama onlar da benim davetime icabet etsinler.” diyor.

BAKARA-186: Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbû lî vel yu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).

Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).

Yani Allahû Tealâ kulun duasına icabet ediyor. Bir şartla, kul da Allah’ın davetini kabul ederse.

Allah’ın bütün resûlleri insanları Allah’a davet ediyor. Resûlün Allah’a daveti 7 safhada şöyle ifade edilmiş âyetlerde: Enfâl 24, Yûsuf 108, Yûnus 25, Nahl 125, Hacc 67, Kasas 87, Fussilet 33.

ALLAH’A DAVET EDEN RESÛLLER

1. ENFÂL-24:…Allah ve Resûl’ü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah’ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O’na haşrolunacağınızı bilin!

BAKARA-139: De ki: ‘Allah hakkında bizimle mücadele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız.’

2. YÛSUF-108: De ki: ‘Benim ve bana tâbi olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur.’

3. YÛNUS-25: Ve Allah, teslim yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zât’ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm’e ulaştırır.

İSRÂ-53: Ve kullarıma de ki: ‘En güzeli söylesinler!’ Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.

4. NAHL-125: Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm’e) hikmetle ve güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan sapanları ve hidayete erenleri bilir.

5. HACC-67: …Öyleyse emrim konusunda seninle nizâ etmesinler. Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka müstakîm (Allah’a doğru istikâmetlenmiş) olan hidayet üzeresin.

6. KASAS-87: Ve sana indirildikten sonra, Allah’ın âyetlerinden sakın seni alıkoymasın. Ve Rabbine davet et (Allah’a ulaşmaya çağır). Ve sakın müşriklerden olma!

7. FUSSİLET-33: Allah’a davet eden ve sâlih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: ‘Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır?

Görüyorsunuz ki hep Allah insanları Kendisine davet ediyor. İşte bu Allah’ın davetini kabul edenlerin de duasına Allah icabet ediyor.

Zumer 53’te: “Ey çok günah işleyen kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz.”

ZUMER-53: Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâh(rahmetillâhi), innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ(cemîan), innehu huvel gafûrur rahîm(rahîmu).

De ki: "Ey nefsleri üzerine israf yüklemiş (haddi aşmış) kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, günahların hepsini mağfiret eder (sevaba çevirir). O, muhakkak ki O; Gafûr'dur (mağfiret eden), Rahîm'dir (rahmet nuru gönderen)."

Allahû Tealâ Nisâ 31’de: “Kim büyük günahlardan içtinap ederse Allah onların diğer günahlarını örter.”

NİSÂ-31: İn tectenibû kebâira mâ tunhevne anhu nukeffir ankum seyyiâtikum ve nudhılkum mudhalen kerîmâ(kerîmen).

Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin günahlarınızı örteriz ve sizi (şerefli bir makama) ikram olunacağınız bir yere koyarız.

Fâtır 5: Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın şeytan da sizi Allah’ın affına güvendirerek aldatmasın.

35/FÂTIR-5: Yâ eyyuhen nâsu inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yegurrennekum billâhil garûr(garûru).

Ey insanlar! Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.

Rûm 31’de Allah’a yönel ve takva sahibi ol.

RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).

O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

Enfâl 29’da takva sahibi olanların günahlarının örtüleceğini Allah garanti ediyor.

ENFÂL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar! Allah'a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazıl sahibidir.

Mürşidine tâbî olanlar, Furkân 70’te: Kim 12 tane ihsanla mürşidin önünde tövbe ederse Allahû Tealâ Onların bütün günahlarını sevaba çeviriyor.

FURKÂN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).

Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü'min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o takdirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur'dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm'dir (rahmet nuru gönderendir).

İsrâ 64’te aynı hakikati ifade ediyor ki mürşide tâbî olmak Kur’ân-ı Kerîm’in esas farzını, temel farzını oluşturuyor.

İSRÂ-64: Vestefziz menisteta’te minhum bi savtike ve eclib aleyhim bi haylike ve recilike ve şârikhum fîl emvâli vel evlâdi vaıdhum, ve mâ yaiduhumuş şeytânu illâ gurûrâ(gurûren).

“Ve onlardan güç yetirdiklerini, sesinle aldat. Atlıların ve yayalarınla onları bağırarak yönlendir (cehenneme sevk et). Evlâtlarında ve mallarında onlara ortak ol. Ve onlara (yalan şeyler) vadet.” Şeytanın vadettikleri gururdan (aldatmadan) başka bir şey değildir.

Allahû Tealâ’nın affı, günahları affetmesi, o kişi Allah’a ulaşmayı dilediği zaman gerçekleşen bir olgudur. O büyük günahlar işleyenler de bir gün Allah’a ulaşmayı diler ve bundan sonra mürşidlerine ulaşıp tövbe ederlerse günahları affedilir. Sonradan sevaba çevrilir.

Günahların örtülmesi Allah’ın affıdır. Günahın sevaba çevrilmesi Allah’ın mağfiretidir.

“Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlısı tövbe edenlerdir.”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizi, Kiyame, 49; İbn Mace, Zühd, 30.

“Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tövbe edenlerdir.”

Allahû Tealâ’nın bütün bu muhteva içerisinde söylediği budur. Nitekim En’âm 151-152’de 10 emri ifade ediyor ve 10 emrin sonunda:

KUR'ÂN-I KERİM

EN’ÂM – 151 – 152 (10 EMİR)

De ki: Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım; (1) O’na bir şeyi ortak koşmayın. (2) Anne, babaya ihsanla davranın. (3) Yokluk (fakirlik) sebebiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de yalnız Biz rızıklandırırız. (4) Kötülüğün açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. (5) Haklı olmanız hariç kimseyi öldürmeyin ki; onu Allah haram kıldı. İşte bunları size vasiyet (emir) etti. Böylece siz, akıl edersiniz.

(6) Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın. (7) Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. (8) Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. (9) Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. (10) Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.

“Ve Allah ile olan ahdinizi ifâ edin.” Allah ile olan ahdin ifa edilmesi, yemin, misak ve ahdin yerine getirilmesi mânâsındadır. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 20 Ekim 20266 dk okuma0