Muhterem Hocam, gerçek dîndar nasıl olur? Örnek veya vasıflı bir müslüman hangi özellikleri taşır? Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, gerçek dîndar nasıl olur? Örnek veya vasıflı bir müslüman hangi özellikleri taşır? Açıklar mısınız?
Cevap
Gerçek dindar, Kur’ân’daki İslâm’ı yaşayan kişidir. Sahâbe gibi 7 safha, 4 teslimi yaşayan bir insandır. Evvela sahâbenin hepsi Allah’a ulaşmayı dilediler. Daha sonra Allah’ın bizler için tayin ettiği mürşide tâbî oldular. Daha sonra ruhlarını teslim ettiler; fizik vücut teslimi, nefs teslimi, irşad ve iradenin teslimi.
PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V) VE SAHÂBENİN (MUHACİR VE ENSARIN) YAŞADIĞI 7 SAFHA İSLÂM
BAKARA–151: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (A) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (B) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (C) size Kitap’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve (D) hikmeti öğretsin ve (E) (hikmetin özü olan) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
(A) - Âyetlerin Tilâveti
1 - Allah’a Ulaşmayı Dilemek
ZUMER–17: Ve onlar ki; taguta kul olmaktan içtinap ettiler. Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır...
ENFÂL–29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız size furkan sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder...
2 - 12 İhsanla Mürşide Tâbî Olmak
MUMTEHİNE–12: ...sana tâbî olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile...
(B) - Nefs Tezkiyesi
3 - Ruhun Allah’a Teslimi
RA’D–21: ...Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar...
(C) - Kitabın Öğretilmesi
4 - Fizik Vücudun Allah’a Teslimi
ÂLİ İMRÂN–20: ...de ki; “Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.” O kitap verilenlere ve ümmîlere: “Siz de vechinizi (fizik vücudunuzu) (Allah’a) teslim ettiniz mi?” Eğer teslim ettilerse, o taktirde, hidayete ermişlerdir...
(D) - Hikmetin Öğretilmesi
5 - Nefsin Allah’a Teslimi
ZUMER–18: Onlar, sözü işitirler, böylece onun en ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl’elbabtır (daimî zikrin sahipleri).
6 - İrşada Ulaşmak
BAKARA–139: De ki: “Allah hakkında bizimle mücadele mi ediyorsunuz? Ve O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Ve bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız (dini O’na hâlis kılanlarız).
HUCURÂT–7: ...Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.
(E) - Hikmetin Ötesi
7 - İradeyi Allah’a Teslim Etmek
TEVBE–100: O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah’a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden bir kısmı ensardan ve bir kısmı da onlara ihsanla tâbî olanlardandı...
Aslında her devirde en üst seviyede Allah’a yakın olan, Allah’ın peygamberleridir. Allahû Tealâ şeriat kitaplarını peygamberlerine veriyor ve verdiği şeriat kitapları da aynı. Yani Allah’ın nebîlerine verdiği şeriat kitabı; Hz. Musa (A.S)’a verilen şeriat kitabı Tevrat, Hz. İsa (A.S)’a verilen şeriat kitabı İncil, Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e verilen şeriat kitabı Kur’ân-ı Kerim.
Üç kitap da aynı muhtevayı ifade ediyor: 7 safha, 4 teslim.
İşte gerçek dindar; sahâbe gibi, rabbanîyyun gibi, havariler gibi bu 7 safha, 4 teslimi yaşayanlardır. Ve davranış biçimleri itibariyle kısas, af ve kötülüğe karşı hayırla mukabele etmeyi hayatlarına tatbik edenler.
Kısas, adaletin bir sonucudur. Allahû Tealâ, yeryüzünde dünya hayatını yaşarken adaletin gerçekleşmesini istiyorsak, o zaman bu kısas Mâide 44’te ve diğerlerinde tatbik ediliyor.
Ama Allahû Tealâ; ikili ilişkilerde, toplumsal noktalarda “toplumun dini adalettir.” denmesinin arkasında bu hikmet var. “Tevrat’ı biz indirdik; onda hidayet ve nur vardır.”
ALLAH NEBÎLERE (PEYGAMBERLERE) ŞERİAT KİTABI VERMİŞTİR
1. BAKARA-213 İnsanlar bir tek ümmetti. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler beas etti (gönderdi). Ve onlarla birlikte, insanların aralarında, ayrılığa düştükleri şey hakkında hüküm vermeleri için hak ile kitap indirdi…
2. ÂLİ İMRÂN-81 Ve Allah, nebîlerden, “Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah’ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, O’na mutlaka îmân edeceksiniz ve O’na mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak aldığı zaman...
3. A’RÂF-158 ...Öyleyse Allah’a ve O’nun ümmî, nebî Resûl'üne îmân edin ki; O, Allah’a ve O’nun kelimelerine (sözlerine) inanır (îmân eder). Ve O’na tâbî olun ki; böylece siz, hidayete eresiniz.”
4. MERYEM-30 (Bebek) şöyle dedi: “Muhakkak ki ben, Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni nebî (peygamber) kıldı.”
5. EN’ÂM-154 Sonra Musa (A.S)’a, ahsen olanlara tamamlayıcı olarak, herşeyi açıklayan ve rahmet olan ve hidayete erdiren kitabı (Tevrat’ı) verdik. Böylece onlar, Rab’lerine mülâki olacaklarına inanırlar (îmân ederler).
6. ŞÛRÂ-13 (Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriatı); “Dini ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı...
7. ANKEBÛT-27 Ve Biz O’na İshak’ı, Yakûb’u vehbî olarak verdik. O’nun zürriyetine peygamberlik ve kitap verdik. Dünyada O’nun ücretini verdik. ...
HADÎD-26 Ve andolsun ki, Hz. Nuh’u ve Hz. İbrâhîm’i gönderdik. Ve onların zürriyetlerinden nebîler kıldık. Ve kitap (verdik). …
5/MÂİDE-44 İnnâ enzelnât tevrâte fîhâ huden ve nûr(nûrun), yahkumu bihân nebiyyûnellezîne eslemû lillezîne hâdû ver rabbâniyyûne vel ahbâru bimâstuhfizû min kitâbillâhi ve kânû aleyhi şuhedâe, fe lâ tahşevûn nâse vahşevni ve lâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlâ(kalîlen) ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humul kâfirûn(kâfirûne).
Muhakkak ki Tevrat’ı Biz indirdik, onda hidayet ve nur vardır. Kendileri (Hakk’a) teslim olmuş peygamberler, yahudilere, onunla hükmeder. Rabbanîler (kendilerini Rabb’lerine adamış olanlar) ve Ahbar olanlar da (zahidler, yahudi âlimler, hahamlar) Allah’ın Kitab’ından korumakla görevli oldukları ile hüküm verirler ve onlar, onun üzerine şahitler oldular. Artık insanlardan korkmayın, Ben’den korkun ve Benim âyetlerimi az bir değere satmayın. Ve kim, Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, o taktirde işte onlar, onlar kâfirlerdir.
5/MÂİDE-45 Ve ketebnâ aleyhim fîhâ ennen nefse bin nefsi vel ayne bil ayni vel enfe bil enfi vel uzune bil uzuni ves sinne bis sinni vel curûha kısâs(kısâsun) fe men tesaddeka bihî fe huve keffâratun lehu ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
Onun içinde (Tevrat’ta) onlara, cana can ile, göze göz ile, buruna burun ile, kulağa kulak ile, dişe diş ile ve yaralamalara karşı kısas olduğunu yazıp farz kıldık. Kim onu bağışlar da (kısas hakkından vazgeçerse) artık o kendisi için (günahlarına) kefâret olur. Ve kim, Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, o taktirde işte onlar, onlar zalimlerdir.
Mâide 45’te, "Onun içinde (Tevrat’ta) onlara cana can, göze göz (bu toplumsal olaylarda) buruna burun, kulağa kulak, dişe diş vs. ve yaralamalarda kısas hükmünü verdik. Kim ama kim onu bağışlar (kısas hakkından vazgeçer), artık kendisi için (günahlara) kefâret olur." Allah’ın dizaynı bu, inşaallah.