Muhterem Hocam, günümüz din anlayışında "Allah'ın Zat'ı görülmez." deniliyor. Kur’ân-ı Kerimde Allah'ın Zat'ının görülebileceğine dair âyetler var mı?

Soru

Muhterem Hocam, günümüz din anlayışında "Allah'ın Zat'ı görülmez." deniliyor. Kur’ân-ı Kerimde Allah'ın Zat'ının görülebileceğine dair âyetler var mı?

Cevap

Kur'ân-ı Kerîm'de Allah'ın Zât'ını görmeye dair âyetler acaba nerde? Bakara Suresi 140. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor ki: "Kim Allah'ın katındaki şehadeti ketmedebilir? O ancak zalimdir." Allah'ın katındaki şehadet nedir? Allah'ın Zat'ını görmektir. İşte Allahû Tealâ Bakara 140’ta bunu söylüyor.

2/BAKARA-140 Em tekûlûne inne ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâta kânû hûden ev nasârâ kul e entum a’lemu emillâh(emillâhu), ve men azlemu mimmen keteme şehâdeten indehu minallâh(minallâhi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).

Yoksa siz: “Muhakkak ki İbrâhîm (a.s), İsmail (a.s), İshak (a.s), Yakup (a.s) ve torunları yahudi veya hristiyan’dılar” mı diyorsunuz. De ki: “Sizler mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından verilen, O'nun yanındaki şahitliği gizleyen kimseden daha zalim kim vardır? Allah, yaptıklarınızdan gâfil değildir.

Allahû Tealâ En’am Suresinin 103. âyet-i kerimesinde yine Allah’ın Zat'ını görmekten bahsediyor: “Görme hassaları onu idrak edemez. Ama o görme hassalarını idrak eder.”

6/ENÂM-103 Lâ tudrikuhul ebsâru ve huve yudrikul ebsâr(ebsâra) ve huvel lâtîful habîr(habîru).

Görme hassaları onu idrak edemez. Ve O, görme hassalarını idrak eder. Ve O, lâtiftir, herşeyden haberdardır.

En’am Suresinin 104. âyet-i kerimesi: “Rabbinizden size basiret (kalp gözleriyle görme yeteneği) gelmiştir.”

6/ENÂM-104 Kad câekum basâiru min rabbikum fe men ebsara fe li nefsihi ve men amiye fe aleyhâ, ve mâ ene aleykum bi hafîz(hafîzin).

Rabbinizden size basiretler (kalp gözlerinize görme yeteneği) gelmiştir. Artık kim bu basiretle (kalp gözüyle) görürse onun lehinedir (kendi nefsi içindir). Kimin de kalp gözü kör kalırsa, o taktirde onun aleyhinedir. Ve ben, sizin üzerinize muhafız değilim.

Öyleyse Allah’ın Zat'ını görmek ne ile mümkündür? Kalp gözüyle görmek mümkündür. Sadece kalp gözüyle mi Allah’ın Zat'ı görülür? Hayır. Necm Suresinin 11. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor: “Gördüğünü kalbi tekzip etmedi.” Miraç olayında Allah Resûl'ü ruhun baş gözüyle görüyor ve Allahû Tealâ "Daha önce kalp gözüyle gördüğünü etmedi." diyor.

53/NECM-11 Mâ kezebel fuâdu mâ reâ.

Kalbindeki fuad (gönül gözü görmesi), gördüğü (ruhun gözlerinin gördüğü) şeMiraç olayyi tekzip etmedi.

Başka hangi âyet-i kerimede bunu söylüyor? Zuhruf Suresinin 86. âyet-i kerimesinde söylüyor: “Onların başka Allah’tan başka taptıkları şeyler şefaate mâlik değildirler; Hakk’a şahit olanlar hariç. Onlar Hakk’ı bilirler.” Demek ki şefaat etme yetkisi kime veriliyor? Allah’a şahit olan, Allah’ın Zat'ına şahit olanlara veriliyor.

43/ZUHRÛF-86 Ve lâ yemlikullezîne yed’ûne min dûnihiş şefâte illâ men şehide bil hakkı ve hum ya’lemûn(ya’lemûne).

Ve onların, O’ndan (Allah’tan) başka taptıkları şeyler şefaate malik değildir. Hakk’a şahit olanlar hariç ve onlar (Hakk’ı) bilirler.

Kaf Suresinin 37. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ neden bahsediyor? Yine Allah’ın Zat'ını görenlerden, şahitlerden bahsediyor. Allahû Tealâ diyor ki: "Muhakkak ki bunda, kalpleri olan ve ilka edilen (bilen, kalp gözleriyle Allah’a şahit olan) kişiler onlar mutlaka Allah’ın Zat'ını göreceklerdir.”

50/KAF-37 İnne fî zâlike le zikrâ li men kâne lehu kalbun ev elkâs sem’a ve huve şehîdun.

Muhakkak ki bunda kalpleri olan ve ilka edilenleri işitebilen ve (kalp gözleri ile Allah’a) şahit olan kişiler için mutlaka ibret vardır.

Öyleyse çok âyet-i kerimede Allahû Tealâ Allah’ın Zat'ını görmekten bahsederken, sahâbe bunları hayata geçirip Allah’ın Zat'ını görmüşken, Allahû Tealâ herkesi Kendi Zat'ını görmeye, insanları davet ederken, bütün bunlar sanki yokmuş gibi bir deli bir kuyuya bir taş atmış, 40 akıllı çıkaramamış. Deli diyor ki: “Kimse Allah’ın Zat'ını göremez. Gökte sizin bildiğiniz bir Allah yoktur. Allah herşeydir.” diyor. Hayır, Allahû Tealâ Hadîd Suresinin 4. âyet-i kerimesinde buyuruyor: “O yüce Allah ki, gökleri ve yerleri yarattı. Sonra Zat'ıyla arşa istiva etti. İlim ve rahmetiyle bütün kâinatı kuşatmıştır ama Zat'ıyla yokluktadır, arştadır.”

57/HADÎD-4 Huvellezî halakas semâvâti vel ardafisitteti eyyâmin summestevâ alel arş(arşi), a’lemu mâ yelicu fîl ardı ve mâ yahrucu minhâ ve mâ yenzilu mines semâi ve mâ ya’rucu fîhâ, ve huve meakum eyne mâ kuntum, vallâhu bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).

Gökleri ve yeri 6 günde yaratan O’dur. Sonra arşın üzerine istiva etti. Arza gireni ve ondan çıkanı ve semadan ineni ve orada uruç edeni (yükseleni) bilir. Ve siz nerede iseniz O, sizinle beraberdir. Ve Allah, sizin yaptıklarınızı en iyi görendir.

Allahû Tealâ’nın Zat'ını göstermesi, kişiye kalp gözüyle arşta olan Zat'ını göstermesi mânâsındadır. Son sır da Allah’ın Zat'ıdır. Eğer siz sırların en yücesine ulaşmak istiyorsanız, iradenizi de Allah’a teslim edeceksiniz ve Allah’ın Zat'ını görenlerden olacaksınız. Öyleyse bütün resûller Allah’ın Zat'ını görmüş mü? Evet. Bütün devrin imamları Allah’ın Zat'ını görmüş. Velî mürşidler Allah’ın Zat'ını görmüşler mi? Evet. Bunların hepsi Allah’ın Zat'ını görenlerdir.

Dünya hayatında Allah’ın Zat'ını görenler, nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yapanlardır. Bizim de dileğimiz, Efendimiz’in himmetiyle hepinizin nefs tezkiyesi ve tasfiyesini yaparak Allah’ın Zatını görmeniz dileğiyle... Siz de Allah’ın Zat'ını görmeyi diliyorsanız, tövbesiz olmaz. Allah’a ulaşmayı dilemeden tövbe ederseniz bir faydası olur mu? Hayır. Öyleyse ilk giriş kapısı Allah’a ulaşmayı dilemek.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 5 Ekim 2026Son güncelleme: 5 Ekim 20265 dk okuma0