Muhterem Hocam, günümüz insanlarının en büyük hastalığı stres ve manevî rahatsızlık. Bu durumdan kurtulmak için acaba neler yapılabilir?
Soru
Muhterem Hocam, günümüz insanlarının en büyük hastalığı stres ve manevî rahatsızlık. Bu durumdan kurtulmak için acaba neler yapılabilir?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ Kur'ân-ı Kerîm'de, Yûnus-57'de:
Yâ eyyuhân nâsu: Ey insanlar!
kad câetkum mev'ızatun min rabbikum: Rabbinizden size öğüt.
ve şifâun limâ fîs sudûri: Ve göğsünüzde olana, nefsinizin kalbindeki hastalıklara şifa geldi.
ve huden ve rahmetun lil mu'minîn: Bu aynı zamanda mü'minler için hidayettir ve rahmettir.
10/YÛNUS-57 Yâ eyyuhân nâsu kad câetkum mev'ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu'minîn(mu'minîne).
Ey insanlar! Size, Rabbinizden öğüt (vaaz) ve göğsünüzde olana (nefsinizin kalbindeki hastalıklara) şifa ve mü’minlere hidayet ve rahmet gelmiştir.
Rahmettir kim için? Allah'a ulaşmayı dileyen için. Hidayettir? Mürşidine tâbî olan insanlar için.
Öyleyse sevgili kardeşlerim, fizikî hastalıklar var, bir de manevî hastalıklar var. Fizikî hastalıkların şifası için doktorlara müracaat edilir. Ama manevî hastalıkların, nefs hastalıklarının doktorları da Allah'ın mürşididir.
Mevlâna: "Bütün peygamberler nefs hastalıklarının doktorlarıdır." Nasıl fizikî hastalıklar için doktora müracaat ediyorsanız, nefs hastalıkları için de mutlaka mürşidinize ulaşmanız lâzım.
İşte Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz: "Bu ümmet için en çok korktuğum şey heva ve tûl-i emeldir. Heva Hakk'tan ayırır, tûl-i emel âhireti unutturur." Dünya arkasını dönmüş gidiyor. Ahiret yüzünü bize çevirmiş geliyor. Her birisinin kendisine has evlâtları ve talipleri vardır. Eğer ahiretin taliplerinden olup dünyanın evlâdı olmak istemiyorsan bolca salih amel zikredin. Ahiretin talipleri kimlerdir? Kalben Allah'a ulaşmayı dileyenler. Dünyanın talipleri kimlerdir? Dünyanın evlâdından olmamaya gücü yeterse onlar da Allahû Tealâ'yı zikredenlerdir.
İşte diyor ki: "Siz amel diyarındasınız. Burada hesap yok. Yarın ise hesap olan, ancak amel işleme imkânı bulunmayan bir diyara geçeceksiniz." Nitekim cennetliklerin en çok hayıflandığı şey, zikirsiz geçirdikleri zamandır. Resûlullah'ın bu konuda bir hadîsi var.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Beyhakî, Şuabü’l-İmân, XIII, 174/10132
"Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, hevâ ve tûl-i emeldir. Hevâ insanı Hak’tan alıkoyar.
Tûl-i emel ise âhireti unutturur. Şu dünya, arkasını dönmüş gidiyor.
Âhiret ise yüzünü dönmüş geliyor.
Her birinin kendine has evlatları (tâlibleri) vardır. Eğer âhiret tâliplerinden olup dünyanın evlatlarından olmamaya gücünüz yeterse bunu yapın! Bolca amel-i sâlihler işleyin! (Zikir yapın) Zira siz bugün amel diyarındasınız, burada hesap yok. Yarın ise hesap olan ancak amel işleme imkânı bulunmayan bir diyara geçeceksiniz."
Öyleyse en büyük hastalık stres nasıl oluşuyor? 19 tane hastalık nefsimizin manevî tûl-i emel ahireti unutturuyor, hevada Hakk'tan ayırıyor.
Evet, "Ölüp pişman olmayan yoktur. Mutlaka herkes nedamet duyar. İyi yolda olan, hayrını daha çok artırmadığına pişman olur, nedamet duyar. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur, nedamet duyar." Kötü yolda olan Allah'a ulaşmayı dilemediğine, iyi yolda olan da zikretmediğine pişman oluyor. Çünkü zikirden daha üst seviyede derecat kazandıran bir amel yok.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizi, Zühd 59, (2405).
“Ölüp de pişman olmayan yoktur, mutlaka herkes nedamet duyar: İyi yolda olan hayrını daha çok artırmadığı için pişman olur, nedamet duyar. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur, nedamet duyar.”
Resûlullah (S.A.V) Efendimiz'in: "Size ibadetlerinizin en temizini, en güzelini, derecatınızı, amellerinizin en iyisini, Rabbinizin huzurunda en temizini, derecelerinizin en yükseğini altın ve gümüş infak etmekten daha kıymetli herşeyden daha (10:17) olan bir şeyi söyleyeyim mi? O, Allah'ı zikretmektir."
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizî 5/459, İbni Mâce 2/1245
“Size amellerinizin en iyisini, Rabbinizin huzurunda en temizini ve derecelerinizde en yükseğini, altın ve gümüş infâk etmekten daha hayırlısını, düşmanla karşı karşıya gelip onları öldürmenizden, onların sizi öldürüp şehit etmesinden daha iyisini söyleyeyim mi?” buyurdu. “Evet” dediler. Resûlullah (S.A.V) şöyle dedi: “Allah’ı zikretmektir.”
Öyleyse herkes pişman oluyor. İyi olanlar zikretmediklerine pişman oluyorlar. Kötü olanlar da Allah'a ulaşmayı dilemediklerine pişman oluyorlar. İşte başlangıç noktasında herkesin kalbinde 19 afet var. 19 afetten bir tanesi de kin ve nefrettir. Kin, nefretin kalpteki kalıcı hâlidir. Ve bu kin arttıkça strese dönüşüyor. Kinin artması demek, kişinin her olayda nefsine uyması demektir.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekinnet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhit
Kişi nefsine uymaktan kurtulmak, stres depresyona dönüşür. Bundan kurtulmak istiyorsa mutlak surette Allah'a ulaşmayı dilemesi gerekir. Bu durumdan kurtulmak için ne yapılabilir? Allah'a ulaşmayı kalben dileyecek, Allah'a yönlenecek inşaallah Allahû Tealâ.