Muhterem Hocam, günümüz mürşidlerine sığınan kişiler yanlışa mı düşecektir?

Soru

Muhterem Hocam, günümüz mürşidlerine sığınan kişiler yanlışa mı düşecektir?

Cevap

"Tam tersi, mürşide tâbî olmayan yanar. Allah dostunun ifadesiyle; ""tâbiiyetini gerçekleştirmeyenler, bir okka samandan ne kadar duman çıktığını ölünce anlayacaklardır."" Bütün kutsal kitaplardaki dini hayatın yaşanması mürşidle olur. Yunus Emre Hazretlerinin buyurduğu gibi; “Gel ey kardeş, hakkı bulayım dersen, Bir kâmil mürşide varmasan olmaz. Resûl'ün cemâlini göreyim dersen, Bir kâmil mürşide varmasan olmaz.”

Yani Allah’a ulaşma dileği mürşidsiz olmaz. Mürşide tâbiiyet, tövbe mürşidsiz olmaz. Ruhun teslimi mürşidsiz olmaz. Fizik vücut teslimi mürşidsiz olmaz. Nefsin teslimi mürşidsiz olmaz. İhlâs mürşidsiz olmaz. İradenin teslimi mürşidsiz olmaz.

Dinin iki kaynağından bir tanesi Allah’ın kitabıdır, bu teorik kısmı ifade ediyor. Ama mürşit de bu teorik kitabın hayata tatbikiyle yaşayan bir Allah dostudur. O Kur’ân-ı Kerîm’i yaşayan, adeta ayaklı bir Kur’ân-ı Kerim’dir. Dolayısıyla mürşid yoksa hiç kimsenin Allah’ın âyetlerini kendi kendine idrak etmesi söz konusu değildir. Allahû Tealâ kendilerine şeriat verdiği bütün peygamberler için Enbiyâ 73’te:

21/ENBİYÂ-73 Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâti, ve kânû lenâ âbidin(âbidine). Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.

“Biz onları emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık.” buyuruyor. Öyleyse bütün nebîler hidayete erdiren imamlardır. Ama onların olmadığı dönemlerde kavim resûllerinin arasından seçilen bir kişi vardır ki Secde 24’te vekâleten devrin imamı:

32/SECDE-24 Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne). Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.

5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne). Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

Her devirde bir tek kişi, devrin imamı vardır. Tüm insanların ona ulaşabilmesi imkânsızdır ama devrin imamını temsil eden herkesin yakınında bir vesile vardır. İşte Mâide 35’te takvâ sahibi olup vesileyi Allah’tan istemek asıldır. Mürşid, insanların hidayete ermesine vesile olan kişidir. Hidayete ermiş, hidayete vesile olan ve hidayete erdiren kişidir. Hidayete erdiren mânâsıyla devrin imamıdır. Hidayete vesile olan mânâsıyla kavim resûlleridir. Hidayete ermiş olması hasebiyle de velî mürşidlerdir. Bu her zaman Allah ile kul arasında bir hidayetçi olmuştur, kıyamete kadar da hep olacaktır. Allahû Tealâ’nın mürşidlerine ulaşmamak insanları dalâlette bırakır. Dalâlette bırakırsa kişilerin cennete girmesi mümkün değildir. 10 âyet gereğince mürşidine tâbî olmayan dalâlettedir.

MÜRŞİDE TABİ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 âyet) 1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler. 2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder. 3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve tağuttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. … 4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için veli mürşid bulunmaz. 5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tabi olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâki olmaz.” 6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbidirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbi olandan daha çok dalâlette kim vardır? ... 7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur. 8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?… 9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler. 10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

DALÂLETTE OLANLARIN GİDECEĞİ YER CEHENNEM 1. NİSÂ-167 Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar, uzak bir dalâletle sapmışlardır. NİSÂ-168 Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri, Allah mağfiret edecek değildir ve yola hidayet edecek değildir. NİSÂ-169 Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır… 2. A’RÂF-178 Allah kimi hidayete erdirirse artık o hidayete ermiştir. Ve kim dalâlette bırakılırsa, işte onlar, onlar artık hüsrana uğrayanlardır. MU’MİNÛN-103 Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır. 3. A’RÂF-179 Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler İşte onlar, onlar gâfillerdir. 4. İSRÂ-97 Ve Allah, kimi (Kendisine) ulaştırırsa, artık o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onlar için O’ndan (Allah’tan) başka dostlar bulamazsın. Ve kıyâmet günü onları kör, dilsiz ve sağır olarak yüzüstü (sürünerek) haşrederiz. Onların me’vası cehennemdir…. 5. FURKÂN-34 Cehenneme yüzleri üstü haşredilenler (toplananlar), işte onlar, gideceği mekânı şerli olanlar ve sebîlden sapanlar (dalâlette kalanlar)dır. 6. YÂSÎN-62 Ve andolsun ki sizden birçoklarını dalâlette bıraktı. Hâlâ akıl etmez misiniz? YÂSÎN-63 Size vaadedilmiş olan cehennem (işte) budur. 7. KAMER-47 Muhakkak ki mücrimler (suçlular), dalâlet ve çılgınlık içindedir. "

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20265 dk okuma8