Muhterem Hocam, günümüzde artık evliyalar, mürşidler yok mudur?

Soru

Muhterem Hocam, günümüzde artık evliyalar, mürşidler yok mudur?

Cevap

Vardır. Yani bir Allah dostu diyor ki:

“Demek ki şimdiki zamanda evliyalar, mürşidler var mı acep?”

Bu sözü söyleyen henüz olmamış ehl-i edep.

Yani kimler için evliyalar, mürşidler yok?

Bütün zaman parçalarında Allah’a ulaşmayı dilemeyenler için. Onlar için hangi zamanı incelersek inceleyelim, kişi kalben Allah’a ulaşmayı dilemiyorsa istisnasız Allah onu dalâlette bırakıyor. Onun için bir mürşid yok.

İşte 7 tane âyet-i kerime. Allah’a ulaşmayı dilemeyeni Allah dalâlette bırakıyor.

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA

1. YÛNUS-7: …Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır. …

2. YÛNUS-11: …Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız.

RA’D-27: …Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır. …

3. YÛNUS-15: Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir. …

4. YÛNUS-45: …Allah’a mülâki olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır. …

EN’ÂM-31: Allah’a mülâki olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler. …

5. FURKÂN-21: Ve Bize mülâki olmayı dilemeyenler: …nefslerinde kibirlendiler. …

6. RÛM-8: …İnsanların çoğu, Rab’lerine mülâki olmayı inkâr edenlerdir.

7. SECDE-10: …Onlar, Rab’lerine mülâki olmayı inkâr edenlerdir.

FUSSİLET-54: Onlar gerçekten Rab’lerine mülâki olacaklarından şüphe içindeler. …

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER İÇİN MÜRŞİD YOK, TARÎKİ CEHÎMDE, SIRATI CEHÎMDE

1. ARÂF-186: Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. …

2. RA’D-27: De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendisine ulaştırır.”

RA’D-33: …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.

3. KEHF-17: …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.

4. ZUMER-23: …Allah, kimi dalâlette bırakırsa, o zaman onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.

5. ZUMER-36: …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için hidayetçi yoktur.

6. MU’MİN-33: …Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur.

7. ŞÛRÂ-44: Ve Allah kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onun için, bundan sonra bir velî (dost) yoktur. …

Öyleyse “Eskiden mürşidler vardı, âlimler vardı, şimdi yok.” olayı; bu kişi bu âyetlerden haberdar değil.

Yani kimler için mürşid yok? Her devirde Allah’a ulaşmayı dilemeyen için.

Ama Allah’a ulaşmayı dileyenler için de 7 tane âyet-i kerimede Allah, onlar için kesinlikle mürşidin olduğunu, Allah’ın onları mürşidine ulaştıracağını beyan ediyor. Yani Allah insanları mürşide ulaştırıyor. Ama hangi insanları mürşide ulaştırıyor? Allah’a ulaşmayı kalben dileyeni mürşide ulaştırıyor. Allah’a ulaşmayı kalben dilemeyeni dalâlette bırakıyor.

7 tane âyet-i kerimede Allah’a ulaşmayı dileyenleri Allah mürşidine ulaştırıyor. Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri de Allahû Tealâ dalâlette bırakıyor. Allah’ın devamlı kalbe bakmasının arkasında bu hikmet var.

Mülk Suresinin 8, 9 ve 10. âyet-i kerimelerinde cehennemlikler cehennemin kapılarına girdiklerinde cehennem bekçileri sual soruyorlar:

“Size nezir gelmedi mi?”

67/MULK-8: Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzı), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun).

(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.

67/MULK-9: Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey’in in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).

Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”

67/MULK-10: Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na’kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri).

Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.

Allahû Tealâ 7 tane âyet-i kerimede “Resûl göndermezsem azap etmem.” diyor.

KULLARIN ALLAH ÜZERİNDE HAKKI ALLAH’IN ONLARA RESÛL GÖNDERMESİDİR

1. NİSÂ-165: (Onlar) müjdeleyici ve uyarıcı resûllerdir ki, insanların, resûllerden sonra Allah’a karşı (bizi uyaran ve müjdeleyen bir resûl gelmedi diye) hüccetleri (delilleri) olmasın. Ve Allah, Azîz’dir, Hakîm’dir.

2. İBRÂHÎM-4: Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz’dir, Hikmet Sahibi’dir.

3. NAHL-36: …Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu...

4. İSRÂ-15: Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. … Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.

5. TÂHÂ-134: Ondan önce gerçekten Biz onları, azapla helâk etmiş olsaydık, muhakkak şöyle derlerdi: “Rabbimiz, bize resûl gönderseydin olmaz mıydı? Böylece bize de zelil (rezil) ve rüsva olmadan önce Senin âyetlerine tâbî olsaydık.”

6. KASAS-47: …“Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin böylece biz, Senin âyetlerine tâbî olur ve mü’minlerden olurduk.” diyecek olmasalardı (seni Nebî-Resûl olarak göndermezdik).

KASAS-59: Ve senin Rabbin, ülkelere, onların ana şehirlerine, onlara âyetlerimizi okuyan bir resûl göndermedikçe helâk edici olmadı.

7. ZUMER-71: …“Size sizden olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne geleceğinizi uyarsın?” dediler ki: “Evet.” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

MULK-8-9: …Onun bekçileri: “Size nezir gelmedi mi?” diye sordu. …“Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”

Bütün bunlar Allahû Tealâ’nın Allah’a ulaşmayı dileyenlere mutlaka mürşid göndereceğini, Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri ise dalâlette bırakıyor.

Onlar için de mürşid var ama onlar Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için mürşide ulaşmayı istemiyorlar. İstemedikleri için onlar için yok. Allahû Tealâ göstermiyor. Hâlbuki En’âm-48’de:

6/EN’ÂM-48: Ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn(munzirîne), fe men âmene ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).

Biz resûlleri “uyarıcılar ve müjdeleyiciler” olmaktan başka bir şey için göndermeyiz. Artık kim âmenû olur ve ıslâh olursa artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.

Kimler için müjdeci? Allah’a ulaşmayı dileyenler için.

Kimler için uyarıcı? Allah’a ulaşmayı dilemeyenler için.

17/İSRÂ-15: Men ihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsihî, ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziratun vizra uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen).

Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için hidayete erer. Ve kim dalâlete düştüyse, sadece kendi aleyhine dalâlete düşer. Ve hiçbir günahkâr, başka birinin günahını yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.

“Resûl göndermesem, azap etmem.” Öyleyse her devirde, her kavmin içerisinde o kavmin ana lisanıyla insanlara “Taguta kul olmaktan içtinap edin, Allah’a kul olun.” diye resûller vazifeli kılınıyor.

Allah adaleti yüzde yüz yerine getirendir. Yalnız başına dünya hayatı adaletin bir kısmını temsil eder. Dünya hayatı ve cennet veya cehennem hayatı birbirinin devamı, tamamlayıcısıdır.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20266 dk okuma0