Muhterem Hocam, günümüzde dua yazılı yüzükler, kolyeler ya da duvara asılan dualar; evlere, iş yerlerine asılan dualar çok revaşta, yazılı duaların üzerimizde taşımanın ya da evimi
Soru
Muhterem Hocam, günümüzde dua yazılı yüzükler, kolyeler ya da duvara asılan dualar; evlere, iş yerlerine asılan dualar çok revaşta, yazılı duaların üzerimizde taşımanın ya da evimize asmanın, tasavvuf ehline ya da tasavvuf dışı insanlara herhangi bir faydası olur mu?
Cevap
Hayır. Yani Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) sahâbesi ile birlikte diyor ki:
"İlmin insanlardan alındığı zamandır." Sahâbeden bir tanesi: “Ya Resûlullah! Biz onu eşlerimize, çocuklarımıza öğretiyoruz ve çocuklarımıza da öğreteceğiz, Allah gelip evlerdeki Kur'ân'ları toplatıp götürecek mi?" Resûllah (S.A.V) Efendimiz buyuruyor ki: "Onların elinde Tevrat var, İncil var onların ne işine yarıyor."
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizî, İlim, 5 (2655), Ravi: Ebû’d-Derdâ; İbn Mace, Fiten, 26; Ahmed b. Hanbel, 4/160; Darimî, Mukaddime, 26/246.
Ebû’d Derdâ (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:
“Efendimizle birlikteydik, bir ara gözlerini göğe dikti ve şöyle buyurdu: ‘Gün gelir, ilim insanları terk eder. İnsanların onda hiç nasibi kalmaz.’
Ziyad b. Lebîd el-Ensârî sordu: ‘İlim bizi nasıl terk edebilir ki? Biz Kur’ân’ı okuyoruz ve bundan böyle de vallahi okuyacağız. Hanımlarımıza, oğullarımıza da okutmaktayız.’
Resûlullah şöyle cevap verdi: ‘Anan seni kaybetsin ey Ziyad! Ben de seni Medinelilerin en akıllılarından zannederdim. Yahudilerin ve Hristiyanların elinde de Tevrat ve İncil yok muydu?’”
Öyleyse onların yanında olmasına, üzerinde taşımasına rağmen; içindeki muhteva ile amel edilmediği takdirde hiçbir faydası olmaz. Allahû Tealâ üzerinde Kur’ân taşıyanlara bakmıyor. “Bak senin her tarafın Kur’ân yazılı kolyeler var, şunlar, bunlar sende var; o zaman onun hatırına Ben seni korurum.” Hayır. Allah devamlı kalbe bakıyor. Allah’ın koruması, kalpteki bir dilekle oluşuyor. Kim kalpten Allah’a ulaşmayı dilerse, Ankebût 5’teki Allah’ın garantisi ona göre çalışır. Yani kim kalpten Allah’a ulaşmayı dilerse…
29/ANKEBÛT-5 Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi le âtin, ve huves semîul alîm(alîmu).
Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir. Nitekim başka bir âyette Kehf 110:
18/KEHF-110 Kul innemâ ene beşerun mislukum yûhâ ileyye ennemâ ilâhukum ilâhun vâhidun, fe men kâne yercû likâe rabbihî felya’mel amelen sâlihan ve lâ yuşrik bi ıbâdeti rabbihî ehadâ(ehaden).
De ki: “Ben sizin gibi sadece bir beşerim. Bana sizin ilâhınızın tek bir ilâh olduğu vahyolunuyor. O taktirde kim Rabbine mülâki olmayı (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı) dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın ve Rabbinin ibadetine başka birini (bir şeyi) ortak koşmasın.”
İşte kalpten ulaşmayı dileyen ve zikir yapanlara Allah’ın yardımı ulaşır. Yoksa üzerinde kolye taşıyan, şu, bu... İşte iblis, insanları hep kendilerine faydasız şeylerle oyalandırıyor ki vakit geçsin, bitsin.