Muhterem Hocam, günümüzde Yahudi, Hristiyanların da ya da farklı inanca sahip insanların kelime-i şehadet getirdikleri sahneler gösterilerek "Müslüman oldular, İslam'la şereflendil

Soru

Muhterem Hocam, günümüzde Yahudi, Hristiyanların da ya da farklı inanca sahip insanların kelime-i şehadet getirdikleri sahneler gösterilerek "Müslüman oldular, İslam'la şereflendiler" diye söyleniyor. Allah’ın kanunlarına göre İslam’la şereflenmek sahnesi nasıl gerçekleştirilir? Açıklar mısınız?

Cevap

herşeyden evvel, kişinin kutsal kitaplara göre İslâm’la şereflenmesi;

1. Âyetlere îmân etmesi, yani Allah’a ulaşmayı dilemesi gerekir. Nereden biliyoruz? Hem Rûm Suresi'nin 52-53 âyetlerinden, hem de Neml Suresi'nin 80-81 âyetlerinden biliyoruz. Rûm Suresi 52-53’te ne diyor?

30/RÛM-52 Fe inneke lâ tusmiul mevtâ ve lâ tusmius summed duâe izâ vellev mudbirîn(mudbirîne).

Öyleyse muhakkak ki sen ölülere duyuramazsın, arkalarına dönüp gittikleri zaman sağırlara da daveti duyuramazsın.

30/RÛM-53 Ve mâ ente bi hâdil umyi an dalâletihim, in tusmiu illâ men yu’minu bi âyâtinâ fe hum muslimûn(muslimûne).

Ve sen, körleri dalâletlerinden kurtarıp hidayete erdirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize îmân edenlere duyurursun. İşte onlar teslim olanlardır.

27/NEML-80 İnneke lâ tusmiul mevtâ ve lâ tusmius summed duâe izâ vellev mudbirîn(mudbirîne).

Muhakkak ki sen, ölülere işittiremezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da (Allah’ın) davetini işittiremezsin.

27/NEML-81 Ve mâ ente bi hâdîl umyi an dalâletihim, in tusmiu illâ men yu’minu bi âyâtinâ fe hum muslimûn(muslimûne).

Ve sen, körleri dalâletlerinden (çevirip) hidayete erdirecek değilsin. Sen, ancak âyetlerimize inananlara işittirebilirsin. İşte onlar, teslim olanlardır.

Sen ölülere işittiremezsin. Başlangıç noktasına, bütün insanlar ölü mü? Evet ve sen, o sağırlara da, arkalarını dönüp gittikleri zaman davetini değiştiremezsin. Sağırlardan kimlerdir? Sağırlar evvela ölüler, ölülere işittiremiyorsun. Sağırlarda yine daveti işitmeyenler ve sen o körleri de delâletten olan körleri de hidayet erdirecek değilsin. Sen sadece âyetlerimize îmân edenlere işittirebilirsin.

İşte buraya çok dikkat edin. Resûl’ün birinci görevi ne? Âyetleri tilâvet etmektir. Resûl, âyetleri kime tilâvet ediyor? Delâlette olan insanlar kendilerine âyet tilâvet edildiği zaman âyetlere îmân ederlerse o zaman ne olmuş oluyor? Allah’a ulaşmayı diliyorlar. İşte bu, Allah’a ulaşmayı diledikleri anda Allahû Teâlâ diyor ki: "İşte onlar bize teslimdirler." diyor.

in tusmiu: sen işittirebilirsin, illâ men yu’minu bi âyâtinâ: âyetlerimize îmân edenleri. Âyetleri tilâvet eden resûldür. Kime tilâvet ediyor? Dalâletteki insanlara tilâvet ediyor. Onlarda delâletteki insanlarda îmân ediyorlar. Îmân edince, kalpten Allah'a ulaşmayı dileyince ne oluyor? Rahîm esması ile Allah tecelli ediyor, peş peşe 7 furkan veriyor ve Allahû Tealâ diyor ki "Onlarda bize teslimdirler."

Teslimin birinci safhası neymiş? Demek ki teslimiyetin birinci safhası, âyetlere îmân etmektir. Teslimin ikinci safhası nedir? Mürşide îmân etmek, Allah’ın gönderdiği kişiye îmân etmektir. Teslimin üçüncü safhası nedir? Bizdeki emaneti yani biz Allah’ın âyetlerine îmân ediyoruz (bir), Allah’ın gönderdiği kişiye îmân ediyoruz (iki), bu sefer de o kadar güvenimiz artıyor ki, ruhumuzu da teslim ediyoruz O'na. O kadar güveniyoruz, daha ötede güvenimiz daha da artıyor. Diyoruz ki "Yarabbim, biz fizik vücudumuzu Sana teslim etmek istiyoruz." diyoruz ve onu teslim ediyoruz. Daha ötede de biz diyoruz ki "Nefsimizi teslim etmek istiyoruz." Yani güveniniz Allah’a arttıkça, teslimiyetiniz de artıyor.

Teslimiyetle güven birbiriyle paralel ilişki. Mesela Efendimiz buyuruyor ki: "Zikrinizi arttırın, ama Allah’a tevekkül etmezseniz, zikriniz artmaz, Allah’a güvenmezseniz." Öyleyse, Allah’a hangi oranda güveniyorsanız, zikriniz o oranda, Allah’a olan güveniniz, sizin Allah’a olan teslimiyetinizdir. Siz ruhunuzu Allah’a teslim ederseniz, güveniniz %50; siz fizik vücudunuzu Allah’a teslim ederseniz, Allah’a olan güveniniz %81; siz nefsinizi teslim ederseniz Allahû Tealâ’ya, Allah'a güveniniz %100’dür.

Rabia Sultan sanıyorum diyor ki: "Gökten bir tek yağmur gelmezse, yerden bir ot bitmezse, ben rızkımın endişesinde olmam."

Ne anlatıyor size bu? Allah’a o kadar güveniyor ki, öyle değil mi? Her şeyini ne yapmış? Teslim etmiş yani. Tekrar ediyorum, biz insanlar ne diyoruz? "Kuraklık geldi, ne yapacağız, ne edeceğiz?" Biz insanlar ne diyoruz? "İşte bugün maaş verilmedi, biz ne yapacağız?" Halbuki Rabia Sultan bunu söylüyor: "Gökten bir tek damla yağmur gelmezse, yerden bir tek ot bitmezse, ben rızkımın endişesinde olmam." diyor.

Bu rızık nasıl bir rızık? Kim söyleyecek? Manevî rızık. Sizin Allah diyerek bu şifreyi kullanarak Allah’ın Katından rahmet fazl ve salâvatın sizin kalbinize girmesi yağmura mı bağlı, yerdeki bitkilere mi bağlı? Hayır, bunların hiçbirisine bağlı değil.

Sadece siz ne diyeceksiniz? Allah diyeceksiniz. Allah diyeceksiniz. Allah diyeceksiniz Allah'ın izniyle.

Öyleyse Allahû Tealâ'ya güvenimiz sonsuz. O güvenle de daima teslimiyetimizi gerçekleştirmemiz lazım. Ne kadar Allah'a güvenirseniz o kadar Allahû Tealâ da size rızkını gönderecektir inşaallah.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma2