Muhterem Hocam, günümüze baktığımız zaman Ramazan’dan Ramazan’a zekâtlarını verenler vardır. En güzeli zekâtımızı kazancımıza göre nasıl vermeliyiz? Gün, ay, yıl olarak nasıl değer
Soru
Muhterem Hocam, günümüze baktığımız zaman Ramazan’dan Ramazan’a zekâtlarını verenler vardır. En güzeli zekâtımızı kazancımıza göre nasıl vermeliyiz? Gün, ay, yıl olarak nasıl değerlendirmeliyiz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, günümüz şartlarında insanlar ev kiralıyorlar, birçok ihtiyaçlarını aylık olarak gerçekleştiriyorlar ve çalıştıkları yerlerde maaşlarını aylık olarak alıyorlar. Öyle olunca kazancımızın %2,5’i her ay zekâttır. %2,5’i de birr olmak üzere toplam %5’ini vermekle mükellefiz. Bu, bizim dışımızda çalışamayacak durumda olan insanların hakkıdır. Bakara 177’de Allahû Tealâ bunu söylüyor. İnanç şartlarını ifade ettikten sonra Bakara 177’de evvelâ inanç şartlarını Allahû Tealâ sayıyor: Allah’a inanmak, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasına inanmak, meleklerine inanmak, kitaplarına inanmak, nebîlerine inanmak. Ama bu inanç şartlarının kalp şartlarına dönüşebilmesi mutlak surette akrabaya, yetimlere, miskinlere, yolda kalmışlara, dilenenlere ve köle azadına haklarını vermektir; namazı kılmaktır, zekât vermektir vesaire.
2/BAKARA-177 Leysel birre en tuvellû vucûhekum kıbelel maşrıkı vel magrıbi ve lâkinnel birre men âmene billâhi vel yevmil âhırı vel melâiketi vel kitâbi ven nebiyyîn(nebiyyîne), ve âtel mâle alâ hubbihî zevil kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîne vebnes sebîli, ves sâilîne ve fîr rıkâb(rıkâbi), ve ekâmes salâte ve âtez zekât(zekâte), vel mûfûne bi ahdihim izâ âhed(âhedû), ves sâbirîne fîl be’sâi ved darrâi ve hînel be’si ulâikellezîne sadakû, ve ulâike humul muttekûn(muttekûne).
Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz (hakiki îmânı yansıtan) BİRR (ebrar kılacak davranış biçimi) değildir. Lâkin birr, kişinin, Allah’a, yevm’il âhire (Allah’a ulaşılan sonraki güne, hidayet gününe, vuslat gününe) meleklere, Kitab’a ve peygamberlere îmân etmesi ve sevdiği maldan, akrabalara (yakınlık sahiplerine) yetimlere, miskinlere (çalışamaz durumda olan ihtiyarlara), yolda kalmış yolculara, isteyen (muhtaçlara), köle ve (kurtulmaları için) esirlere vermesi ve namazı kılması, zekâtı vermesidir. Ve (Allah’a ve insanlara) ahd verdikleri zaman ahdlerine vefa edenler (yerine getirenler), zorlukta ve darlıkta ve şiddetli savaş halinde sabredenler, işte onlar sadık olanlardır. İşte onlar muttekilerdir (takva sahibi olanlardır).
Öyleyse birr dediğimiz zaman %2,5’i mutlaka hak sahiplerine vermek durumundayız. Onlar da hayatlarını bu şekilde sürdürürler. Bunun için Allah Resûlü (S.A.V) hadîslerinde buna çok önem vermiştir. Zekâtı kul hakkı olarak değerlendiriyor. Zekâtı olmayanın namazı, orucu, haccı, zekâtı, cihadı ve îmânı yoktur.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buharî.
“Malınızın zekâtını veriniz! Biliniz ki, zekâtını vermeyenlerin, namazı, orucu, haccı, cihadı ve îmânı yoktur.
Allah razı olsun.