Muhterem Hocam, hacet namazımı kıldım. Duamı ettim. Mürşidim bana gösterildi. Peki daha sonra ne oluyor? Mürşidim bana nasıl yardımcı olacak?

Soru

Muhterem Hocam, hacet namazımı kıldım. Duamı ettim. Mürşidim bana gösterildi. Peki daha sonra ne oluyor? Mürşidim bana nasıl yardımcı olacak?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, hangi mürşide tâbî olsak, diyelim ki vesileye tâbî olduk. Her devirde devrin imamını temsil eden 7 vesile var. Yani devrin imamının varisleri 7 vesile var. Nedir bunlar? Bunlar kimlerdir? Velî resûller 1, velî mürşidler 2, sâlihler 3, muhlisler 4, ulûl’elbab 5, muhsinler 6 ve zâhidler 7. 7 grup insan. Bunlardan bir kısmı mürşid ama diğeri de vekil mürşidler.

Hacet namazı kıldığımızda mutlaka bunlardan bir tanesi bize gösterilir. Ya bir velî resûldür, ya bir velî mürşiddir veya bir sâlih kuldur veya bir muhlis kuldur veya ulûl’elbabdır veya muhsinlerden birisi veya zâhidlerden birisi. Zâhidlerden birisini ifade etmek gerekirse Lokmân 15 bize neyi ifade ediyor? “Bana ulaşanın yoluna tâbî ol.” Öyleyse zâhid gerçekten ruhunu Allah’a ulaştırmış mıdır? Evet. O zaman bize de işaret veriliyor. O gösterildiyse sen de onun yoluna tâbî ol diye Allahû Tealâ bize işaret veriyor.

31/LOKMÂN - 15

Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy(ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).

Ve bilgin olmayan bir şey hakkında, şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse, ikisine de itaat etme! Ve dünyada onlara güzellikle sahip ol. Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.

O zaman mürşidim bu konuda bana nasıl yardımcı olacak? Bir kere Efendimiz’in bize ölçüsü şu: Gayret, himmet ve nusret. Allah yolunda hangi seviyeye ulaşmışsak ulaşalım bileceğiz ki evet gayretimiz var ama hedefe ulaştıracak tek başına gayret yeterli değil. Mutlaka ne olması lâzım? Mürşidin himmeti devreye girmesi lâzım. Ancak o mürşidin himmetiyle Allah’ın yardımı geliyor.

Bir misal vermek gerekirse siz bir ev alacaksınız, bankaya gidiyorsunuz. Bankası inceliyor. Krediyi verebilecek yetenekte bulmuyor. “Arkadaş benim sana verecek param yok.” Ama siz zengin bir kişiyi kolunuza takıyorsunuz. Götürüyoruz bankaya. Diyorsunuz ki: “Arkadaş benim kefilim de bu. Şimdi ben tekrar senden kredi istiyorum.” “Tamam.” diyor. “Biz hazırız sana kredi vermeye.” vekil.

İşte burada da bizimle Allah arasındaki ilişkide de mürşid bizim kefilimizdir ve onun duasıyla bizim duamız kabul olunuyor. Biz dua ediyoruz, yeterli mi? Değil. Ama o da bizim için dua ettiği zaman Allahû Tealâ devreye krediyi koyuyor ve Nisâ 64’e göre o dua ne oluyor? Allah katında kabul görüyor.

4/NİSÂ - 64

Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).

Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka bir şey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.

İşte bizim Rabbimizden yardım alabilmemiz kesinlikle buna bağlıdır. Yani Efendimiz’in ifadesiyle bir elin nesi var? İki elin sesi var. Dolayısıyla iki el Allah’a ulaştığı zaman o iki eli Allah boş çevirmiyor ve Rabbimiz’in yardımının mürşidin himmetiyle gerçekleştiğini görüyoruz.

Ondan sonrası mı? Ondan sonrası artık Allah için oluyoruz. Diyelim ki ruhumuz Allah’a ulaştı. Ermiş evliya olduk. Tekrar dua edeceğiz. Allahû Tealâ da orada da neye bakıyor? Bizim hizmetimize. Hizmetin Allah yolundaki adı ne? İştiyak. Allah yolundaki hizmette iştiyakımız ne kadar? Biz ne kadar Allah içiniz?

Az evvel ne diyordu âyet-i kerimede? Siz de havariler gibi Allah’ın yardımcıları olun. Allah’ın yardımında havarilere baktığımız zaman hayatlarını hep Allah için harcamışlar. Nereye gitmişlerse hep Allah’ı anlatmışlar. Allah için olmuşlar.

61/SAFF - 14

Yâ eyyuhâllezîne âmenû kûnû ensârallâhi kemâ kâle îsebnu meryeme lil havâriyyîne men ensârî ilâllâh(ilâllâhi), kâlel havâriyûne nahnu ensârullâh(ensârullâhi), fe âmenet tâifetun min benî isrâîle ve keferet tâifeh(tâifetun), fe eyyednellezîne âmenû alâ aduvvihim fe asbehû zâhirîn(zâhirîne).

Ey âmenû olanlar! Allah’ın yardımcıları olun! Meryemoğlu İsa (A.S)’ın havarilere: “Kim Allah’a (ulaşmak için) benim yardımcılarım olur?” dediği zaman, havarilerin: “Biz Allah’ın yardımcılarıyız.” dediği gibi. Bunun üzerine İsrailoğulları’ndan bir grup îmân etti, bir grup inkâr etti. O zaman îmân edenleri düşmanlarına karşı destekledik. Böylece onlar üstün geldiler.

O zaman bizim de bu konuda onlar gibi olmak istiyorsak ne yapmamız lâzım? Mutlaka üst seviyede bir hizmetin, iştiyakın içinde olmamız lâzım. Bu iştiyak liyakatimizi artırır. Bu liyakat bizi Allah’ın üst seviyedeki mükâfatlarına ulaştıracaktır Allah’ın izniyle. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 3 Ekim 2026Son güncelleme: 3 Ekim 20264 dk okuma0