Muhterem Hocam, hadîsler arasına sahte hadîsler girmiş midir? Bunları görebilmenin anahtarını bizlere açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, hadîsler arasına sahte hadîsler girmiş midir? Bunları görebilmenin anahtarını bizlere açıklayabilir misiniz?
Cevap
Evet sevgili kardeşlerim, herşeyden evvel Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den çok daha sonra hadîsler toplanabilmiştir. Yani sahâbe, tâbiîn, tebe-i tâbiîn ve daha sonraki yıllarda hep aslî esasa bağlı kalınmış. Ama daha sonra hadîsler Kur’ân’ın önüne geçirilmiş ve tartışma konusu hep îmân konular üzerinde olmuş, tartışmalar yapılmış ve insanlar Allah’ın temel emri olan “Dinde fırkalara ayrılmayın.” emrine rağmen bölük bölük olmuşlar.
İbn Ebû Avcâ diye Yahudi birisi: “Tek başıma ben 4.000 hadîs uydurdum.” diyor.
Öyleyse buradan hareketle diyoruz ki evet, hadîslerin arasına mevzu hadîsler girmiştir. Ama Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V), sahih hadîsle mevzu hadîsin, hangisinin mevzu, hangi hadîsin sahih olduğunu anlayabilmek için bize bir ölçü vermiş. Buyuruyor ki: “Bir gün benim hadîslerim tartışılacaktır. Kur’ân’a bakınız. Bu durumda Kur’ân’a bakın. Benden zuhur eden hiçbir söz Kur’ân’a ters düşemez. Benden Kur’ân dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kur’ân dışında bir şey yazmışsa imha etsin.”
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Müslim - Zühd, Müsnedi Ahmet - 3/12, 21, 33
“Benim hadislerim tartışılacaktır. Bu durumda KUR’ÂN’a bakın, benden zuhur eden hiçbir söz KUR’ÂN’a ters düşemez. Benden KUR’ÂN dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden KUR’ÂN dışında bir şey yazmışsa imha etsin.”
O zaman hadîslerin Kur’ân’a aykırı olması söz konusu değil. Yani Allahû Tealâ Kur’ân’ın muhafızı ama Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’in hadîslerinin koruyucusu Kur’ân’dır. Hicr-9’da: “Muhakkak ki zikri (Kur’ân-ı Kerîm’i), Biz indirdik. O’nun koruyucuları da mutlaka Biziz.” Öyleyse Allah tarafından Kur’ân inzal olmuş. Kur’ân’ı Allah koruyor.
15/HİCR-9: İnnâ nahnu nezzelnâz zikre ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne).
Muhakkak ki zikri (Kur’ân-ı Kerîm’i), Biz indirdik. O’nun koruyucuları (da) mutlaka Biziz.
Fussilet-42’de: “Bu kitabın önünden, arkasından bâtıl yaklaşamaz.”
41/FUSSİLET-42: Lâ ye’tîhil bâtılu min beyni yedeyhi ve lâ min halfih(halfihî), tenzîlun min hakîmin hamîd(hamîdin).
Bâtıl, O’nun önünden ve arkasından O’na ulaşamaz. Hakîm (hüküm ve hikmet sahibi) ve Hamîd (Kendisine hamdedilen) (Allah) tarafından indirilmiştir.
Eğer olay buysa, Kur’ân korunuyorsa, “Muhakkak ki zikri, Kur’ân’ı Biz indirdik. Onun koruyucuları da mutlaka Biziz.” diyorsa ve bâtıl onun önünden ve arkasından ona ulaşamazsa, o zaman hadîslerin de Kur’ân’a uyması lâzım. Kur’ân’a uymayan bir hadîs Allah Resûlü’nden değildir. O mevzu hadîstir. Ve hepimizin bu ölçüye uyması lâzım. Tabii ki bu hadîsin Kur’ân’a uyup uymadığı, öncelikle Kur’ân’ın bütününe tâbî olmayı gerektirir. Kimdir Kur’ân’ın bütününe tâbî olanlar? Kur’ân’ın bütününe tâbî olanlar 7 safha 4 teslimi yaşayanlardır.