Muhterem Hocam, “Hak ve gerçek bir mürşid vardı da biz mi bulmadık ve gerçek mürşid nerede şimdiki zamanda?” diyen izleyicilerimize ne buyurursunuz?

Soru

Muhterem Hocam, “Hak ve gerçek bir mürşid vardı da biz mi bulmadık ve gerçek mürşid nerede şimdiki zamanda?” diyen izleyicilerimize ne buyurursunuz?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Kur’ân-ı Kerim’i bilmeyen kardeşlerimiz bu suali sorabilirler ama Kur’ân-ı Kerim’i bilenler için kesinlikle Âdem (A.S)’dan kıyâmet gününe kadar her zaman insanlar içinde yaşayan bir devrin imamı var. Devrin imamı hayatta olmakla kaimdir. Hiçbir zaman dilimi yoktur ki asaleten veya vekâleten devrin imamı olmasın.

Asaleten devrin imamı, Allah’ın kendilerine şeriat, kitap verdiği peygamberlerdir. Vekâleten; nebîler arasında fetret dönemi var. Nebîlerin bulunmadığı o dönemlerde Allahû Tealâ mutlaka velî resûllerden bir tanesini vekâleten devrin imamı olarak tayin ediyor, Secde-24’e göre.

Öyleyse “Velî mürşid var da biz mi bulmadık?” Evet, velî mürşid var ve sen bulamamışsın. Nasıl bulacağını izah edeceğiz Allah’ın izniyle. Demek ki her devirde mutlaka devrin imamı var; vekâleten ve asaleten. Ama tek kişi; bütün insanların ona ulaşması imkânsız gibi, birazcık zor.

O zaman “Herkesin yakınında bir velî mürşid var mı?” sualine “Evet.” diyoruz. O kişi hangi kavmin içinde yaşıyorsa, hangi lisanı konuşuyorsa o kavmin lisanıyla Allah mutlaka kesintisiz velî resûller gönderiyor.

İşte İbrâhîm-4, işte Nahl-36, işte İsrâ-15. Bu 3 âyet-i kerimeyi beraberce analiz edelim. Ne görüyoruz? İbrâhîm-4’te:

14/İBRÂHÎM-4: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ bi lisâni kavmihî li yubeyyine lehum, fe yudillullâhu men yeşâu ve yehdî men yeşâu, ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).

Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz’dir, Hikmet Sahibi’dir.

Demek ki her kavmin içinde Allah’ın âyetlerini açıklayan, Allah’ın vahyine mazhar olan velî resûller vardır.

Nahl-36:

NAHL-36: Ve lekad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâletu, fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).

Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).

Bu velî resûlleri niçin Allahû Tealâ daimî gönderiyor? İnsanlar Allah’a kul olsunlar ve taguta kul olmaktan içtinap etsinler.

O zaman herkese bu tebliğ yapılıyor. İsrâ-15’te:

İSRÂ-15: Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsihî, ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziratun vizra uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen).

Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.

“Resûl göndermesek azap etmeyiz.”

Öyleyse Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de cenneti, cehennemi de yarattığını söylüyor mu? Cehenneme giden insanların azap olacağı söz konusu mu? “Ben resûl göndermesem azap etmem.” diyorsa o cehennemliklerin hepsine resûl gönderilmiş mi? Resûl gönderilmiş ama onlar resûlün davetini dikkate almamışlar ve resûlü ne yapmışlar? Yalanlamışlar.

İşte Mulk Suresinin 8, 9. âyet-i kerimesi, işte Zumer-71.

MULK-8: Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun).

(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.

MULK-9: Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey’in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).

Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”

39/ZUMER-71: Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ futihat ebvâbuhâ, ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye’tikum rusulun minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû belâ ve lâkin hakkat kelimetul azâbi alel kâfirîn(kâfirîne).

Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın?” (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

Kimdir kâfir? Kâfir olan kişi, Allah’a ulaşmayı kalben dilemeyen kişi. Hangi âyete göre diyoruz? Secde Suresinin 29. âyet-i kerimesi. Ne diyor Secde-29’da?

32/SECDE-29: Kul yevmel fethi lâ yenfeullezîne keferû îmânuhum ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne).

De ki: “Fetih günü, kâfir olanlara (Allah’a ulaşmayı dilemeyenlere) îmânları bir fayda vermez ve onlara süre verilmez.”

Ne demek? Eğer dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaşmayı dileseydi mutlak surette îmân sahibi olurdu ve o îmân onu mutlaka Allah’a ulaştırırdı. Ama bu kişi hayattayken ulaşmayı dilememiş, küfürde kalmış. Fakat bu kâfir olan kişinin de ruhu ölümle Allah’a ulaşır mı? Evet.

Öyleyse ölümle ruhun Allah’a ulaşması insana fayda verir mi? Secde-29 bunu söylüyor: “Fetih günü kâfir olanlara, Allah’a ulaşmayı dilemeyenlere îmânları bir fayda vermez.” Yani o gün ölümle ruh Allah’a ulaşır ama Firavun gibi “Ya Rabbim, beni dünyaya geri gönder, Sana ne güzel şeyler yapacağım.” diyen kişiye fayda vermiyor. Önemli olan hayattayken, serbest iradenin sahibiyken o kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesi ve hedefine ulaşmasıdır. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ekim 2026Son güncelleme: 17 Ekim 20265 dk okuma0