Muhterem Hocam, haksızlığa uğrayan insanların doğru düşüncesi nasıl olmalı, açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, haksızlığa uğrayan insanların doğru düşüncesi nasıl olmalı, açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Allah’ın yaratılış sistemine baktığımız zaman, yaratılış gayemiz Allah’a kul olmak, yaratılış gayemiz Allah’a dost olmak, yaratılış gayemiz mutlu olmaktır. O zaman yaratılış gayemize uygun olarak, haksızlığa uğrayan bir insanın durumunu inceleyelim.
Hedefi Allah’a kul olmaksa, Allah’a dost olmak ve mutlu olmak ise, o zaman haksızlığa uğrayan kişi derecat kazanır, haksızlık yapan, zulmeden kişi ise derecat kaybeder. O zaman bu noktada kişi ne düşünmesi lâzım? “Madem hedefim mutlu olmak, bu mutluluk iki kanatlıdır, bir ahiret saadeti, bir de dünya saadeti. Haksızlık yapan kişi, benim ulaşmak istediğim ahiret saadeti açısından bana yardımcı oldu. Çünkü bunun yaptığı fiil bana zulmetti ve derecat kaybetti. Ben de onun kaybettiği derecatı kazandım. Birincisi bu, bana yardım etti. İkincisi, o haksızlık bana tesir etti, negatif istikamette ve bana nefsimin var olduğunu gösterdi.
Eğer karşı taraftaki kişinin zulmü, o insana dokunuyorsa, o zaman henüz afetler var demektir. Bir gün daimî zikre ulaşırsak, daimî zikirdeki bir insana da haksızlık yapılırsa, onu haksızlık olarak görmez. Çünkü kalbinde afetler yoktur. Haksızlık olarak görmediği için, onu bir hayır olarak telakki eder.
Öyleyse eğer bir insan, karşı tarafın zulmünü haksızlık olarak görüyorsa, henüz nefsin afetleri vardır ve o afetler bu durumda negatif etkileşimde bulunuyor. O zaman hemen zikre başlaması lâzım. Düşünce sistemi bu olması lâzım, inşaallah.