Muhterem Hocam, halk arasında mürşid kavramı ile ilgili birçok görüş var. Kur’ân-ı Kerim "mürşid" için ne diyor?

Soru

Muhterem Hocam, halk arasında mürşid kavramı ile ilgili birçok görüş var. Kur’ân-ı Kerim "mürşid" için ne diyor?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, "Kur’ân-ı Kerim, Allah tarafından mürşidlere indirilen bir kitaptır." desek aslında doğruyu söylemiş oluruz. Çünkü Kur’ân-ı Kerim mürşidlerin el Kitab'ıdır ve Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’i mürşidden öğrenmemizi emir buyuruyor. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) zaten bunu açıkça ifade etmiş, kendisinden sonra vazettiği hadîsler de buna ışık tutmuş: "Benden sonra nebî gelmeyecek. Nübüvvet benimle sona ermiştir. Benden sonra halifeler ve imamlar gelecek.”

Her devirde Allah’ın yeryüzündeki halifesi, her devirde Allahû Tealâ’nın bütün kâinat için tayin ettiği imam hep vardır. “Benden sonra nebî gelmeyecek, âlimler, halifeler gelecek.” Yine her devirde Resûlullah’ın âlim dediği daimî zikre ulaşmış olan ulûl’elbab, muhlisler, velî mürşidler ve Allahû Tealâ’nın velî resûlleri. "Size ruh verenler gelecek. Onları arayın, bulun." “Benim sahâbem gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tâbî olursanız hidayete erersiniz.”

7 GRUP HADÎSTE MÜRŞİDE TÂBİİYET

HADÎS-İ ŞERİF 1: “Benden sonra Nebîler gelmeyecek. Nübüvvet Benimle sona ermiştir ama Benden sonra halifeler, imamlar gelecek. Onlara itaat eden, Bana itaat etmiştir. Onlara asi olan, Bana asi olmuştur.”

Kaynak: Sahih Buhari 11. cilt, sayfa 181

HADÎS-İ ŞERİF 2: “Benden sonra Nebî gelmeyecek, âlimler gelecek, halifeler gelecek. Onlara tâbî olan bana tâbî olur, onlara asi olan bana asi olur.”

Kaynak: Sahih Buhari 9. cilt 1409. hadîs

HADÎS-İ ŞERİF 3: “Size ruh verenler gelecek, onları arayıp bulun. Kim zamanın imamına tâbî olmazsa cahiliyet üzere ölür.”

Kaynak: Sahihi Müslim 58, no 1851

“Sahâbem yıldızlar gibidir. Hangisine tâbî olursanız, doğruya erersiniz.”

Kaynak: Feyzu’l-Kadir 4, 76

HADÎS-İ ŞERİF 4: “Benim sünnetime ve benden sonra gelen raşid halifelerin yoluna tâbî olun.”

Kaynak: Ebu Davud, Melahim, 1.

“Her asırda ümmetimden Allah’a itaat ve hayırda yarışanlar bulunacaktır.”

Kaynak: Elbani, Nasuruddin, Silsiletu’l-Ehadîs-es-Sahiha, Beyrut, 1991, V.7

HADÎS-İ ŞERİF 5: “Kim Bana itaat ederse muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur. Kim Bana isyan ederse, Allah’a isyan etmiş olur. Her kim İmamı’na (Kâmil Mürşide veya Devrin İmamı’na) itaat ederse, muhakkak ki Bana itaat etmiş olur. Her kim İmam’a isyan ederse, muhakkak ki Bana isyan etmiş olur.”

Kaynak: İbni Mace 8/2589

HADÎS-İ ŞERİF 6: “Hudeybiye’de ağaç altında biat edenlerden hiç kimse ateşe girmeyecektir.”

Kaynak: Müslim

“Ey insanlar! Hepiniz dalâlettesiniz. Hidayete erdirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.”

Kaynak: Riyazussalihin s.137

HADÎS-İ ŞERİF 7: “Muhakkak Allah her yüzyılda (asırda) bir kimse din işlerini yenileyen, tazeleyen, ba’seder. Sizden bir taife halkı Allah’a davette misal olanlar. Bunlar ehli haktır. Bu kimseler din işlerini yeniler, tazeler. Bu Allah’ın dostları, Allahû Tealâ’nın kullarına sevdirilir.”

Kaynak: Ebu Davud

“Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dini işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir.”

Kaynak: Sahih-i Buhari; Müslim; Sünen-Ebu Davud S/100

Yetmez, Kur’ân âyetlerine baktığımız zaman Resûlullah’ın bu açıklamalarına ek olarak Allahû Tealâ 19 ayrı isimle Kur’ân-ı Kerim’de mürşidi tarif ediyor.

KUR’ÂN-I KERİM’DE GEÇEN MÜRŞİD’LERİN 19 AYRI İSMİ

1. NEBÎ

BAKARA-213, ÂLİ İMRÂN-81, AHZÂB-7, BAKARA-121, BAKARA-136

2. İMAM

ENBİYÂ-73, İSRÂ-71, SECDE-24

3. HALİFE

BAKARA-30, EN'ÂM-165, NÛR-55

4. VELÎ RESÛL

ÂLİ İMRÂN-81, BAKARA-101, BAKARA-252

5. NEZİR

HÛD-2, HÛD-25, FURKÂN-51

6. HİDAYETÇİ

A'RÂF-186, HACC-8, MU'MİN-33

7. VELİYYİN VE LÂ NASİR

ŞÛRÂ-8, BAKARA-107, BAKARA-120, TEVBE-74

8. VELİYYİN VE LÂ ŞEFİİ

SECDE-4

9. VELİYYUN HAMİM

FUSSİLET-34

10. VELİYYEN MÜRŞİDA

KEHF-17

11. VELİYYİN VE LÂ VAK

RA'D-37

12. VELİYYUL MU’MİNİN

ÂLİ İMRÂN-68, ÂLİ İMRÂN-122

13. VELİYYUL HAMİD

ŞÛRÂ-28

14. EHLİ ZİKİR

NAHL-43, ENBİYA-7

15. MUNADİ MEHDİ

ALİ İMRAN-193, KAF-41, A'RÂF-44, RA'D-33, YÂSÎN-21, ZUMER-36

16. SADIK

BAKARA-177, ÂLİ İMRÂN-17, TEVBE-119

17. SÂLİH

ÂLİ İMRÂN-114, İSRÂ-25, CİNN-11

18. SULTAN

RAHMÂN-33

19. HİKMET SAHİBİ ALİM

BAKARA-269, ZUMER-9, ÂLİ İMRÂN-18

İşte Allahû Tealâ’nın Kur’ân-ı Kerim’de mürşid için kullandığı kavram: Nebî. Bütün nebîler Allah’ın mürşidleridir. İşte nebîlerin Allah’ın mürşidi olduğu Allahû Tealâ Enbiyâ Suresinin 73. âyet-i kerimesinde dile getiriyor, Âli İmrân-81’de dile getiriyor. Halife olarak zikredilen yine Allah’ın mürşidi söz konusu. Velî resûl olarak zikredilen birçok âyetler de var. Nezir, hidayetçi, şefîi, veliyyün hamîm, veliyyün mürşid; bu isimlerin hepsi, zikir, münadî, Mehdi, sadık, salih, sultan, hikmet sahibi âlim; bunlar hepsi Kur’ân-ı Kerim âyetleriyle sabit olan mürşidlerin âyetlerdeki ismi.

Öyleyse Allah Kur’ân-ı Kerim’de "Mürşidi olmayanı dalâlettedir." buyuruyor. Bu 10 âyetten ikisini birlikte zikretmek istiyorum.

MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 ÂYET)

1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.

2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder.

3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …

4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.

5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbîdirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...

7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.

8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?…

9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.

10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

Bir kere Allah’a ulaşmayı dilemeyen 19 tane negatif özelliğin sahibidir.

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ

1. Allah’ın âyetlerinden gâfildir. Yûnus-7 / Nahl-78

2. Şirktedir. Zumer-65

3. Küfürdedir. Sebe-20

4. Dalâlettedir. Ra’d-27

5. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara 18-171 / Zuhrûf 40 / En’âm 39 -122 / 8-24

6. Fısktadır. Bakara-26

7. Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17

8. Dinde fırkalara ayrılmıştır. En’âm-43

9. Zalimdir (nefsine zulmedendir). Mâide-51 / İbrâhîm-27

10. Cahildir (akletmeyendir). Bakara-13 / Bakara-142

11. İsyandadır. Yûnus-11

12. Sebîlel gayy’dadır. A'râf-146

13. Fitnededir. A’râf-27 / Enfâl-28

14. Birbirine düşmandır. Âli İmrân-103

15. Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65

16. Takva sahibi değildir. Rûm-32

17. Mü’min değildir. Sebe-20

18. Hidayette değildir. Yûnus-45

19. Gideceği yer cehennem. Mu’minûn-103 / A’râf-178

Bunun yanında da kişi Allah’a ulaşmayı dilerse Allah’a ulaşmayı dileyenlerin 19 tane pozitif özelliği:

ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEYENLERİN 19 POZİTİF ÖZELLİĞİ

1. ALLAH'IN ÂYETLERINE YAKİN HASIL EDENLER. – RA’D-2 / SECDE-24

2. ŞİRKTEN KURTULMUŞTUR. – RÛM-31

3. KÜFÜRDEN KURTULMUŞTUR. – SEBE-20

4. DALÂLETTEN KURTULMUŞTUR. – RA’D 27

5. SAĞIR, DİLSİZ VE KÖR OLMAKTAN KURTULMUŞTUR. – HACC-54 / EN'ÂM-46 - 122 / İSRÂ-45-46 / ENFÂL-24

6. FISKTAN KURTULMUŞTUR. – BAKARA-27

7. ŞEYTANIN KULU VE DOSTU OLMAKTAN KURTULMUŞTUR. – ZUMER-17

8. KURTULUŞA EREN FIRKADADIR. – ÂLİ İMRÂN-103 / RÛM-32 / SEBE-20

9. ZULÜMDEN KURTULMUŞTUR (NEFSİNE ZULMETMEYENDİR). – BAKARA-257

10. CEHALETTEN KURTULMUŞTUR (AKLEDENDİR). – BAKARA-242 / RA'D-4

11. İSYANDAN KURTULMUŞTUR. – HUCURÂT-7

12. SEBÎLEL RÜŞD'DEDİR (RÜŞT YOLUNDADIR). – MU'MİN-38

13. FİTNEDEN KURTULMUŞTUR. – ENFÂL-39

14. BİRBİRLERİNE DOST OLMUŞLARDIR. – ÂLİ İMRÂN-103

15. AMELLERI BOŞA GİTMEYENDİR (HÜSRANDA DEĞİLDİR). – ÂLİ İMRÂN-103 / RÛM-32 / SEBE-20

16. TAKVA SAHİBİDİR. – RÛM-31

17. MÜ’MİNDİR. – SEBE-20

18. HİDAYETTEDİR. – RA'D-27

19. GİDECEĞİ YER CENNETTİR. – MU'MİNÛN-102

Evet, Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin 19 tane negatif özelliğinden bir tanesi: Herkes dalâlettedir. İşte bu dalâlette olanlara Allahû Tealâ katından hidayetçiler gönderiyor, Allah’a davet etmek üzere. Hidayet, insan ruhunun Allah’a ulaşması ve daveti kabul edenler hidayet üzere oluyor. Daveti kabul etmeyenler, Allah onları dalâlette bırakıyor. Kabul edenleri “...ve yehdî ileyhi men enâb” açıklamasıyla onların ruhlarını Kendisine ulaştırıyor.

13/RAD-27 Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbihi, kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).

Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”

Ama bu âyetle Kehf-17’yi beraber zikredersek: “Allah kimin ruhunu Kendisine ulaştırmışsa o hidayete ermiştir. Ama kimi dalâlette bırakırsa onun için bir velî mürşid bulunmaz." O zaman kimler için velî mürşid yok? Allah’a ulaşmayı dilemeyen, dalâlette olanlar için mürşid yok. Evet, dalâlette olanlar için mürşid yok ama hidayet üzere olanlar için kesinlikle mürşid var.

18/KEHF-17 Ve terâş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minhu, zâlike min âyâtillâhi, men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).

Ve güneşin doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafından geldiğini ve battığı zaman sol taraftan onların yanlarından geçtiğini görürsün. Ve onlar, onun (mağaranın) geniş sahası içinde bulunuyorlardı. İşte bu, Allah’ın âyetlerinden (mucizelerinden)dir. Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah’a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliya) bulunmaz.

Allahû Tealâ mürşide tâbî olmayı farz kılıyor Mâide Suresinin 35. âyet-i kerimesinde her devirde devrin imamı hidayete erdirendir, diğer mürşidler de hep hidayete vesile olanlardır.

5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).

Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBÎLİ REŞAD ÜZERİNDE

1. BAKARA-46 …Rab’lerine muhakkak mülâki olacaklarına....yakîn derecesinde inanırlar.

BAKARA-156 …"Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler.

2. BAKARA-249 …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâki olacaklarını kesin olarak bilenler…

3. EN’ÂM-154 …onlar, Rab’lerine mülâki olacaklarına inanırlar…

4. RA’D-2 …Âyetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâki olmaya yakîn hasıl edersiniz.

5. KEHF-110 …Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın…

6. ANKEBÛT-5 Kim Allah’a mülâki olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir…

7. İNŞİKAK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin.

Sonunda O’na mülâki olursun.

ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBÎ – TARÎKİ VE SIRATI MUSTAKÎM ÜZERİNDE

1. ÂLİ İMRÂN-31 …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin…

2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nî'met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder...

3. MERYEM-43 …bana tâbî ol. Seni, Sıratı Mustakîm’e hidayet edeyim.

RA’D-7 …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır.

4. YÂSÎN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.

5. MU’MİN-38 Ve âmenû olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.”

6. ZUHRÛF-61 …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sıratı Müstakîm’dir.

7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder....

Halk arasında “Mürşide tâbî olmak şirktir.” deniyor. Bu bir hurafedir, bir bid’attır. "Mürşide tâbî olmak yedek ilâhlar edinmektir." keza öyle. “Mürşide tâbî olmak farz değildir.” deniyor. Bu tamamen bir hurafe. “Mürşid yoktur.” deniyor ama sadece Allah’ın Kur’ân’ına atılan bir iftiradır. Mürşid, insan hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. Mürşid, irşad eden demektir. İrşad, kişinin manevî istikamette cihazlandırılması işlemidir. İrşadın temel unsuru tövbedir. Mürşide tâbî olmak Allah’ın bir farz emrini yerine getirmektir ve eğer mürşide tâbî olmak tövbe ile gerçekleşiyorsa Resûlullah (S.A.V) Efendimiz:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ebû Dâvûd, Cihâd, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1, 192.

“Tövbe sona ermedikçe hicret de sona ermez. Güneş battığı yerden doğmadıkça da tövbe sona ermez.”

Öyleyse irşada ulaşmazsak, mürşidimize ulaşmak söz konusu olmazsa dalâlette kalmaktır. 7 grup âyette dalâlette olanların gideceği yer cehennem.

DALÂLETTE OLANLARIN GİDECEĞİ YER CEHENNEM

1. NİSÂ-167 Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar, uzak bir dalâletle sapmışlardır.

NİSÂ-168 Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri, Allah mağfiret edecek değildir ve yola hidayet edecek değildir.

NİSÂ-169 Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır…

2. A’RÂF-178 Allah kimi hidayete erdirirse artık o hidayete ermiştir. Ve kim dalâlette bırakılırsa, işte onlar, onlar artık hüsrana uğrayanlardır.

MU’MİNÛN-103 Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.

3. A’RÂF-179 Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.

4. İSRÂ-97 Ve Allah, kimi (Kendisine) ulaştırırsa, artık o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onlar için O’ndan (Allah’tan) başka dostlar bulamazsın. Ve kıyâmet günü onları kör, dilsiz ve sağır olarak yüzüstü (sürünerek) haşrederiz. Onların me’vası cehennemdir...

5. FURKÂN-34 Cehenneme yüzleri üstü haşredilenler (toplananlar), işte onlar, gideceği mekânı şerli olanlar ve sebîlden sapanlar (dalâlette kalanlar)dır.

6. YÂSÎN-62 Ve andolsun ki sizden birçoklarını dalâlette bıraktı. Hâlâ akıl etmez misiniz?

YÂSÎN-63 Size vaadedilmiş olan cehennem (işte) budur.

7. KAMER-47 Muhakkak ki mücrimler (suçlular), dalâlet ve çılgınlık içindedir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 30 Ekim 2026Son güncelleme: 30 Ekim 202612 dk okuma0