Muhterem Hocam, hayrın Allah’tan, şerrin nefsimizden geldiğini buyurdunuz. Bu hayrın da şerrin de Allah’tan olduğunu biliyoruz. Bu bağlamda hayır ve şerr Nisâ 78 ve En’âm 17’ye gör
Soru
Muhterem Hocam, hayrın Allah’tan, şerrin nefsimizden geldiğini buyurdunuz. Bu hayrın da şerrin de Allah’tan olduğunu biliyoruz. Bu bağlamda hayır ve şerr Nisâ 78 ve En’âm 17’ye göre Allah’tan gelmiyor mu?
Cevap
Hayır, sevgili kardeşlerim. Şerr bize derecat kaybettiren herşey. Allah’tan bize derecat kaybı söz konusu değil.
Bir kere İlâhi İrade Allah’ın iradesi. Eğer siz o konuysanız, iradeniz devrede; İlâhi İrade devredeyse o olay nedir? Kaderdir. Kader sebebiyle kimse ne yapmaz? Derecat kaybetmez. Öyleyse bu açıdan kesinlikle şerr Allah’tan olamaz. Şerr nefsimizden.
Gelelim küllî iradeye. Küllî irade devredeyse yine ikinci irade var. İki iradenin yer aldığı her olayda ne var? Kader var. Kader sebebiyle kimse derecat kaybetmez. Öyleyse küllî irade sebebiyle de biz asla derecat kaybetmeyiz, şerr işlemeyiz.
Gelelim bir başkasının (etrafımızda insanlar, nefsleri var) ve bizim irademiz var. Bir başka irade var. Ama ikisinin etkili olduğu, mesela evlilik. İki irade devrede ama kader (müsaadeli kader). Öyleyse buradan da kader söz konusuysa, diyelim ki eşimizin nefsine uyarak yapmış olduğu bir iş; tamam, şerr onun nefsinden, o derecat kaybediyor. Biz derecat kaybediyor muyuz? Tam tersi, derecat kazanıyoruz. Yani bizim nefsimizin dışında cüz’i irademizle işlediğimiz olayların dışında hiçbir şey bize derecat (ne yapamaz?) kaybettiremez. Şerr bizim nefsimizdendir.
Ama nefsimiz sadece şerr mi işler? Hiç şerr nefsimiz hayır işlemez mi? İşte onu da ifade ediyor Rabbimiz; Yûsuf 53’te ne diyor?
12/YÛSUF-53 Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûi illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir). Rahîm’dir (rahmet nurunu gönderen ve merhamet edendir).
Yûsuf (A.S) Yarabbim, ”Ben nefsimi ibra edemem. Çünkü nefs şiddetle kötülüğü emreder.” 19 afet sebebiyle. Ama “Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği nefsler müstesna.”
Öyleyse hangi nefsler müstesna? Allah, Rahîm esmasıyla kime tecelli eder? Allah’a ulaşmayı kalben dileyene. O zaman Allah’a ulaşmayı kalben dileyen nefs de, %100 olmasa da artık %100 şerr telkin edemez. Ve nefsin kalbindeki rahmet ve nur miktarı kadar (fazl miktarı kadar), artık o nefs de şerri emretmez. Ne emreder? O da hayrı emreder.
İhlâsa ulaştığı zaman nefsimiz ne olmuştur? İkinci bir ruh olmuştur. Ruhumuzun kalbinde 19 haslet, ama nefsimizin kalbinde de 19 tane fazilet. Faziletlerle hasletlerin talepleri çatışır mı? Hayır aynı.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilâlar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
NEFS TEZKİESİ VE TASFİYESİ İLE NEFSİN 19 AFETİ 19 HASLETE DÖNER,
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhit
Yani hasletlerin bütünü de hayır istiyor, faziletlerin bütünü de hayır istiyor. Dolayısıyla artık nefsimizden de şerr sadır olması mümkün değil.
Öyle olunca onun için Allahû Tealâ diyor ki: “Sen Benim muhlis kullarımı (ne yapamazsın?) baştan çıkaramazsın.” Yani şeytanın bizi baştan çıkarabilmesi için nefsin varlığı olması lâzım. Ama nefsin afetleri yok; yerine ne var? 19 tane fazilet var. 19 fazilet sebebiyle artık hiçbir zaman yapamaz.
Şimdi gelelim kardeşimizin verdiği âyetlere. Nisâ 78’e bakalım beraberce. Nisâ 78’de ne diyor? 7 grup âyet-i kerime; şerr nefsimizden:
HAYR ALLAH’TAN ŞERR NEFSİMİZDENDİR
1. NİSÂ-78: … Eğer onlara bir iyilik isabet ederse: ‘Bu Allah’tandır.” derler. Ve eğer onlara bir kötülük isabet ederse: “Bu sendendir.” derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır.”…
NİSÂ-79: Sana iyilikten ne isabet ederse, işte o Allah’tandır. Ve sana kötülükten ne isabet ederse, o taktirde o, kendi nefsindendir…
2. A’RÂF-23: İkisi şöyle dedi: “Rabbimiz, biz nefslerimize zulmettik şâyet Sen bize mağfiret ve rahmet etmezsen, biz mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”
3. ENFÂL-51: İşte bu, ellerinizle takdim ettikleriniz (kendi yaptıklarınız) sebebiyledir. Ve muhakkak ki Allah, kullara zulmedici değildir.
YÛNUS-44: Muhakkak ki Allah, insanlara (hiç)bir şeyle zulmetmez. Lâkin insanlar, kendi nefslerine zulmederler.
4. HÛD-101: Ve Biz, onlara zulmetmedik. Ve lâkin onlar, kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri geldiği zaman Allah’tan başka dua ettikleri ilâhlar, onlara bir fayda sağlamadı…
5. YÛSUF-53: Ve ben, nefsimi ibra edemem. Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir, Rahîm’dir.
6. ENBİYÂ-87: … Sonra karanlıklar içinde (şöyle) nida etti: “Senden başka ilâh yoktur. Sen Sübhan’sın. Muhakkak ki ben, zalimlerden oldum.”
7. KASAS-16: “Rabbim, ben nefsime zulmettim, artık beni mağfiret et.” dedi. Böylece onu mağfiret etti. Muhakkak ki O; Gafur’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).
HADÎS-İ ŞERİF: Sizden kim bir hayırla karşılaşırsa Allah’a hamdetsin. Kim de hayır değil de başka bir şey bulursa, kendinden başka kimseyi levmetmesin (kınamasın, başına geleni kendinden bilsin).(Kütübü Sitte 5363)
HADÎS-İ ŞERİF: Artık kim bir hayır bulursa Allah’a hamdetsin. Kim de hayırdan başka bir şey bulursa nefsinden başka kimseyi ayıplamasın.(Müslim Birr 55.)
Allahû Tealâ bakın Nisâ 78-79’u beraberce zikrettiğimiz zaman, Allah Nisâ 79’da cevabını veriyor:
4/NİSÂ-79 Mâ esâbeke min hasenetin fe minallâh(minallâhi), ve mâ esâbeke min seyyietin fe min nefsike. Ve erselnâke lin nâsi resûlâ(resûlen). Ve kefâ billâhi şehîdâ(şehîden).
Sana iyilikten (hasenatdan) ne isabet ederse, işte o Allah’tandır. Ve sana kötülükten (seyyiattan) ne isabet ederse, o taktirde o, kendi nefsindendir (derecat kaybedecek bir şey yapmandan dolayıdır). Ve seni, insanlara Resûl olarak gönderdik ve şahit olarak Allah yeter.
“Sana bir hasene ulaşırsa bu Allah’tandır. Ama sana bir kötülük ulaşırsa bu (neredendir diyor?) senin nefsindendir.”
A’râf 23: “Rabbimiz, biz nefsimize zulmettik.” (Şerr bizim nefsimizden)
Enfâl 51: “Ellerinizle takdim ettikleriniz sebebiyle.” (Biz nefsimize zulmettik)
Yûnus 44: “Allah insanlara zulmetmez; insanlar kendi nefslerine zulmederler.”
Hûd 101: “Biz onlara zulmetmedik; lâkin onlar kendilerine zulmettiler.”
Yûsuf 53: “Ben nefsimi ibra edemem çünkü nefs şiddetle şerri emreder.”
Enbiyâ 87: “Ben zalimlerden oldum.”
Kasas 16: “Rabbim, ben nefsime zulmettim.”
Bütün âyetler bize neyi işaret ediyor? Şerrin nefsimizden olduğunu, hayrın da kesinlikle Allah’tan olduğunu açıkça ifade ediyor.
Gelelim bu konudaki hadîslere:
Hadîs-i Şerif (1): “Sizden kim bir hayırla karşılaşırsa Allah’a hamdetsin (Neden? Çünkü hayır Allah’tandır). Ama kim bir de hayır değil de başka bir şeyle (yani şerr ile) karşılaşırsa, kendinden başka hiç kimseyi (ne yapmasın?) kınamasın (levmetmesin).”
O zaman bu neymiş? Ne demiş oluyor? Şerr kimdendir? Nefsimizden.
İkinci bir hadîs:
Hadîs-i Şerif (2): Artık kim bir hayır bulursa, Allah'a hamdetsin. Kim de hayırdan başka bir şey bulursa, nefsinden başka kimseyi ayıplamasın.
Öyleyse hadîsler, âyetler bize neyi gösteriyor? Kesinlikle hayrın Allah'tan, şerrin nefsimizden olduğunu gösteriyor.
Şimdi bakalım beraberce Nisâ 78 ve En’âm 17'ye göre hayır Allah'tan (hayır ve şerr Nisâ 78 ve En’âm 17'ye göre Allah'tan) gelmiyor mu?
4/NİSÂ-78 Eyne mâ tekûnû yudrikkumul mevtu ve lev kuntum fî burûcin muşeyyedeh (muşeyyedetin). Ve in tusıbhum hasenetun yekûlû hâzihî min indillâh(indillâhi), ve in tusıbhum seyyietun yekûlû hâzihî min indike. Kul kullun min indillâh(indillâhi). Fe mâli hâulâil kavmi lâ yekâdûne yefkahûne hadîsâ(hadîsen).
Nerede olursanız olun, ölüm size ulaşır. Hatta sağlam kalelerde olsanız bile. Eğer onlara bir iyilik isabet ederse: “Bu Allah’tandır.” derler. Ve eğer onlara bir kötülük isabet ederse: “Bu sendendir.” derler. De ki: “Hepsi Allah’ın katındandır.” Artık bu topluluğa ne oluyor ki söz anlamaya yanaşmıyorlar?
“Nerede olursanız olun, ölüm size ulaşır. Hatta sağlam kalelerde olsanız bile. Eğer onlara bir iyilik isabet ederse: “Bu Allah'tandır.” derler. Eğer onlara bir kötülük isabet ederse: “Bu da sendendir.” (yani Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e söylüyorlar) derler. De ki: “Hepsi Allah'ın katındandır…”
Peygamber Efendimiz (S.A.V) Allah'ın tasarrufunda değil mi? Öyleyse Peygamber Efendimiz (S.A.V) Allah'ın tasarrufundaysa, Peygamber Efendimiz (S.A.V) hiçbir zaman şerr sadır olabilir mi? Mümkün değil.
“Hepsi Allah’ın katındandır. Artık bu topluluğa ne oluyor ki söz anlamaya…”
Bunları kim söylüyor? Münafıklar. Münafıklar ne diyorlar? Kendileri bir hayra ulaşırsa, bu Allah'tandır. Ama şerre bulaşırsa ne diyorlar? “Peygamber Efendimiz (S.A.V) bu senden kaynaklanıyor.” diyorlar. Halbuki Allahû Tealâ diyor ki her ikisi de Allah'tandır. Çünkü Peygamber Efendimiz (S.A.V) Allah'ın tasarrufunda ve asla ondan şerr sadır olması söz konusu değil.
Münafıklar ne diyorlar? "Kardeşlerimiz savaşa katılmasaydı ölmezlerdi." Allah ne cevap veriyor? Hayır diyor. Sizin söylediğiniz doğru değil. O (ölüm koordinatları) herkes için zaman, mekân itibariyle belirli, o noktaya geldikleri zaman mutlak surette Allah emrini infaz ettirir ve ölüm vücut bulur.
Ölüm konusunda birçok âyet-i kerime var. Vakti geldiği zaman ne bir saniye ileri ne bir saniye geri alınır. Dolayısıyla hepsi aynı şekilde.
ÖLÜM ZAMAN VE MEKÂN OLARAK BELLİ
1. ÂLİ İMRÂN-145: Ve bir kimsenin, Allah’ın izni olmadan ölmesi olmamıştır (olamaz), o (ölüm), süresi tayin edilmiş bir yazıdır…
2. ÂLİ İMRÂN-154: …İçlerinde sana açıklamadıkları bir şey saklıyorlar. “Bu emirden bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” diyorlar. Eğer siz, evlerinizde bile olsaydınız, üzerlerine katl (öldürülmeleri) yazılmış olanlar, yatacakları (ölüp düşecekleri) yere mutlaka çıkıp giderlerdi…
3. ÂLİ İMRÂN-156: Ey âmenû olanlar! Siz, yeryüzünde sefere çıkmış veya gazi olan kardeşleri için: “Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi.” diyen kâfirler gibi olmayın! Allah, bunu onların kalplerinde bir hasret (pişmanlık) kılmak için yaptı. Ve Allah yaşatır ve öldürür…
4. ÂLİ İMRÂN-168: Onlar (münafıklar), kendileri oturdukları halde, savaşa katılan kardeşleri için: “Eğer bize itaat etselerdi, öldürülmezlerdi.” dediler. (Onlara) de ki: “Eğer sâdık kimselerseniz, haydi ölümü kendinizden savın.”
5. NAHL-28: Melekler, nefslerine zulmedenleri vefat ettirecekleri zaman onlar teslim olurken: “Biz, bir kötülük yapmadık.” dediler. Hayır, muhakkak ki Allah, yapmış olduğunuz kötü amelleri en iyi bilendir.
NAHL-32: Melekler, onları tayyib bir şekilde vefat ettirirler. Onlara: “Selâm üzerinize olsun. Yapmış olduğunuz ameller sebebiyle cennete girin.” derler.
6. NAHL-61: Ve eğer Allah, insanları zulümleri sebebiyle sorgulayıp (derhal) cezalandırsaydı, onun üzerinde yürüyen canlılardan bir canlı bırakmazdı. Ve fakat onları, belirli bir zamana kadar tehir eder. Artık onların ecelleri geldiği zaman ne bir saat tehir edilir ne de evvele alınır.
7. MUNÂFİKÛN-11: Ve Allah, hiçbir nefsi (hiçbir kimseyi) eceli geldiği zaman asla tehir etmez (ertelemez). Ve Allah, sizin yaptıklarınızdan haberdar olandır.
En’âm Suresinin 17. âyet-i kerimesi:
6/ENÂM-17 Ve in yemseskallâhu bi durrin fe lâ kâşife lehu illâ huve, ve in yemseske bi hayrın fe huve alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, o taktirde onu, O’ndan başka giderecek yoktur. Sana bir hayır dokundurursa, artık O, herşeye kaadirdir.
“Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa o taktirde onu, O’ndan başka giderecek yoktur. Sana bir hayır dokundurursa, artık O, herşeye kaadirdir.”
İşte sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ'nın “Allah sana bir zarar dokundurursa.” yani müsaadesi tahtında. Çünkü mülkün sahibi O. Müsaade ediyor veya taktir ediyor. “Sana bir hayır dokundurursa artık o herşeye kaadirdir.”
Dolayısıyla hayrın Allah'tan; biz derecat kaybı noktasından bakıyoruz olaya. Ne zarar olabilir? Diyelim ki ekin ekmiştir. Yangın çıkmış ekini telef olmuş. Bu onun için (çiftçi için) bir zarar mı? Zarar. Yani bu zararı “O’ndan başka (senin için) giderecek yok.” Yani senin zararını (karşılığını) ancak kim verebilir sana? Allah verebilir. Eğer ondan başka “Sana bir hayır dokundursa, artık O herşeye kaadirdir.” Yani herşey, ipler kimin elindedir? Allah'ın elinde. Allah bunu açıklıyor, inşaallah.