Muhterem Hocam, 'Hayrın anahtarı, şerrin kilidi olmak.' sözünün mesajı nedir, açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, 'Hayrın anahtarı, şerrin kilidi olmak.' sözünün mesajı nedir, açıklar mısınız?

Cevap

'Öyle Allah'ın sevgili kulları var ki onlar hayrın anahtarı, şerrin kilididir.' Bunlar Allah'ın mürşidleridir. 'Hayrın anahtarıdır.' noktasında hayra ulaşmışlardır ve şerrden berî olmuşlardır. Kim 7 safha 4 teslimi yaşarsa, irade teslimine ulaşırsa Allahû Tealâ onu irşada memur ve mezun kılar ve 7 âyet-i kerimede marufla emreder, münkerden nehyederler. İşte bu ‘marufla emreden, münkerden nehyedenler' onlar 'hayrın anahtarı, şerrin kilididir.'

'Marufa emreden, münkerden nehyedenler' velî mürşidlerdir.

MA’RUF İLE EMREDEN VE MÜNKERDEN NEHYEDENLER (VELÎ MÜRŞİDLER)

1. ÂLİ İMRÂN-104 Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.

2. ÂLİ İMRÂN-110 Siz, insanlar için çıkarılmış (seçilmiş) olan, ümmetin hayırlı kişileri oldunuz. Mâruf ile emredersiniz ve münkerden nehy edersiniz (men edersiniz). Ve siz, Allah'a îmân ediyorsunuz. Eğer kitap ehli de îmân etselerdi elbette onlar için hayırlı olurdu. Onlardan bir kısmı mü'mindir ve onların çoğu da fâsıklardır.

3. ÂLİ İMRÂN-114 Onlar, Allah'a ve yevmil âhire îmân ederler, mâruf (irfan) ile emreder ve kötülükten nehyederler (men ederler) ve hayırlara koşarlar. İşte onlar, sâlihlerdendir.

4. TEVBE-71 Ve mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, birbirlerinin dostlarıdır. Ma’ruf ile emreder ve münkerden nehyederler (yasaklarlar) ve namazı ikâme ederler ve zekâtı verirler. Allah ve O’nun Resûl'üne itaat ederler. İşte onlar, Allah, onlara rahmet edecek. Muhakkak ki Allah; Azîz’dir, Hakîm’dir.

5. TEVBE-112 …Allah'a ulaştırmak için ruhlarını yola çıkaranları, yeryüzünde ibretle gezip tefekkür edenleri, rükû ve secde edenleri, ma’rufla emredenleri, münkerden nehyedenleri (yasaklayanları), Allah'ın hudutlarını muhafaza edenleri ve mü'minleri müjdele!

6. HACC-41 Yeryüzünde onlara imkânlar verseydik, namazı ikame ederler (kılarlar), zekâtı verirler, maruf ile emrederler ve münkerden nehyederlerdi (yasaklarlardı). Bütün işlerin akıbeti (sonucu), Allah'a aittir (hüküm ve takdir Allah'ındır).

7. LOKMÂN-17 Ey yavrum, namazı ikame et (namaz kıl)! Ma’ruf ile (irfanla, iyilikle) emret ve münkerden (kötülükten) nehyet (münkeri yasakla, mani ol). Ve sana isabet eden şeylere (musîbetlere) sabret. Muhakkak ki bu azmedilen (mutlaka yapılması gereken) işlerdendir.

Ama mürid açısından bu olaya bakacak olursak ne göreceğiz? Kim kalben Allah'a ulaşmayı dilerse, bu daveti ona ulaştıran kişi de hayra vesiledir. "Hayra vesile olan hayrı işlemiş gibidir."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizî, İlim, 14; Ebû Dâvûd, Edeb, 114–115/5129.

"Hayra vesile olan hayrı yapan gibidir."

O da bu noktadaki görevin sahibidir. Ama kişi o daveti kabul ettiği an, Allahû Tealâ kalbî talebi gördüğü an, Allah ona Rahîm esmasıyla tecelli eder ve Rahîm esmasıyla tecelli ettiği zaman Allahû Tealâ'nın verdiği garanti altındadır. O kişinin ruhunu Allahû Tealâ'nın Kendisi'ne ulaştıracağının garantisidir. Şûra 13 ve Ra'd 27'de.

42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah'a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

13/RA'D-27: Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbih(rabbihi), kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).

Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O'na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”

Allah’ın verdiği söz gereğince o süre içerisinde şeytan asla ona dokunamaz. Dolayısıyla o süre içerisinde Allahû Tealâ o kişi için şerrin kapısını kapatmıştır. Yani bir nev'i daimî zikir standartlarında birisi. Ama tabiî ki Allah’ın yardımıyla. Ne zamana kadar? Ruh Allah'a teslim olana kadar.

İşte “Şeytanın kapısını zikirle kilitleyiniz.” olayı budur. Ulaşmayı dileyip de zikre başladığı an Allahû Tealâ o kişinin ruhunu kendisine ulaştırana kadar yardımlarıyla destekler ve onu hedefine ulaştırır. Bu süre içerisinde İblîs'in o kişi üzerinde bir negatif tesiri yoktur.

4 âyet-i kerimede Allahû Tealâ, İblis'e diyor ki: “Senin onlar üzerinde bir sultanlığın yok.”

ŞEYTANIN TESİRİ YOKTUR

1. HİCR-42: Azgın olanlardan (iğvaya düşürdüklerin-den) sana tâbî olan kimseler hariç, muhakkak ki; benim kullarım üzerinde senin bir sultanlığın (gücün) yoktur.

2. NAHL-99: Çünkü onun, âmenû olanlar ve Rab’erine tevekkül edenler üzerinde bir sultanlığı (yaptırım gücü) yoktur.

3. İSRÂ-65: Muhakkak ki Benim kullarımın üzerinde, senin bir sultanlığın (yaptırım gücün) yoktur. Ve senin Rabbin, vekil olarak kâfidir (yeter).

4. SEBE-21: Ve onun (iblisin) onlar üzerinde bir sultanlığı yoktu. Ahirete inanan kişi ile ondan şüphe içinde olanları bilmemiz için (iblisle onları imtihan ettik). Ve senin Rabbin herşeyi hıfzedendir.

5. ZUMER-17: Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Şeytanın sultanlığının olmadığı kişilerin özelliklerine baktığımız zaman:

Hicr 42: “Azgın olanlardan sana tâbî olan kimseler hariç, benim kullarım üzerinde senin bir sultanlığın yok.” Kimdir Allah'ın kulu? Allah'a ulaşmayı kalben dileyen kişidir.

Nahl 99: “Tevekkül edenlere senin bir sultanlığın yok.”

İsrâ 65: “Benim kullarım üzerinde senin bir sultanlığın yok.”

Sebe 21: "Mü'min kullarım üzerinde senin bir sultanlığın yok."

Öyleyse bütün bunlar hep şunu gösteriyor. Kim kalben Allah'a ulaşmayı dilerse o dilek, onun için hayrın anahtarı, şerrin kilididir. Ama asıl olan şudur: "Öyle Allah'ın kulları var ki hayrın anahtarı, şerrin kilidi olanlar, onlar marufla emreden, münkerden nehyedenlerdir."

En üst noktada hayrın anahtarı, şerrin kilidi olan o devrin İmamı'dır. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 15 Ekim 20265 dk okuma0