Muhterem Hocam, Hazreti Mevlânâ bir sözünde: ‘Senin aşktan yana nasîbin varsa dokunsan da yanacaksın, dokunmasan da. İyi bil ki bazıları hasrette yanar, bazıları vuslatta.’ buyuruy

Soru

Muhterem Hocam, Hazreti Mevlânâ bir sözünde: ‘Senin aşktan yana nasîbin varsa dokunsan da yanacaksın, dokunmasan da. İyi bil ki bazıları hasrette yanar, bazıları vuslatta.’ buyuruyor. Bunu açıklar mısınız?

Cevap

Ruh, Allah’ın Zât’ına ulaştığı zaman Allah’ın Zâtı’nda yok oluyor, bitiyor. Öyleyse aşktan yana… Muhterem Efendimiz, insanla Allah arasındaki ilişkide sevginin geniş yelpazesini bize açıklarken buyuruyor ki:

1. Allah’tan hoşlanmak

2. Allah’ı sevmek

3. Allah’a âşık olmak

4. Allah’a hayran olmak

Hayranlıktan itibaren hayranlık, irade teslimini gerçekleştiren, teslîm-i küllî ile Allah’a teslim olanların işi. Ama Allah’a âşık olmak, daimî zikrin sahiplerinin işidir. Onlar ayaktayken de, otururken de, yan üstü yatarken de daima Allah’ı zikrederler. Bu daimî zikrin sahipleri, nefsinin manevî kalbinde 19 tane fazîleti taşıyan, afetlerden eser kalmayan ve bütünüyle Allah için olan kişidir. Allah için olmak, başkaları için yaşamaktır. Eğer kim başkası için değil, %100 Allah için çalışıyor dersen, daimî zikrin sahipleri %100 Allah için olanlardır.

Çünkü bir insanın hem Allah için olması hem de nefsi için olması, nefsin manevî kalbinde afetlerin olması, nefsinin afetlerine tâbî olması şeklinde kendisi için olur. Ama eğer afetlerden eser kalmamışsa, kalbinde 19 fazîlet varsa, ruhta da 19 tane haslet varsa, artık kişi Allah’a âşık olan kişidir.

Yûnus Emre bu sebeple der:

“Allah’a âşık olan kişi, akar gözlerin yaşı, pür nur olur içi dışı, söyler Allah deyu deyu...”

O bütünüyle Allah için olmuştur. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20261 dk okuma2