Muhterem Hocam, her Arapça bilen dini konularda yazılmış olan Arapça kitapları anlayabilir ve bunları tercüme edebilir mi? Açıklayabilir misiniz?

Soru

Muhterem Hocam, her Arapça bilen dini konularda yazılmış olan Arapça kitapları anlayabilir ve bunları tercüme edebilir mi? Açıklayabilir misiniz?

Cevap

Hayır, konunun ihtisas gerektirdiğini bilmemiz lâzım. Örneğin bütün sahâbenin ana lisanı Arapçaydı ama sahâbenin ana lisanı Arapça olmasına rağmen Bakara 151'de Allah, sahâbeye hitap ederek:

2/BAKARA-151 Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne).

Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

Bu âyet-i kerimede Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in sahâbeye karşı beş görevinden bahsediliyor:

NEBÎ RESÛL'LERİN 5 GÖREVİ

BAKARA – 151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (1) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (2) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (3) size Kitap’ı (Kur’ânı Kerîm’i) ve (4) hikmeti öğretsin ve (5) (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

Sahâbeye diyor ki: “O size âyetleri tilâvet ediyor.” O dediği Peygamber Efendimiz (S.A.V). Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in de okuma yazması yok. Hangi âyet-i kerime bunu söylüyor? Ankebût 48:

29/ANKEBÛT-48 Ve mâ kunte tetlû min kablihî min kitâbin ve lâ tehuttuhu bi yemînike izen lertâbel mubtılûn(mubtılûne).

Ve sen, bundan önce kitap okumadın. Ve sen, O’nu elinle de yazmıyorsun. Öyle olsaydı, batılda olanlar (boş konuşanlar) elbette şüphe ederlerdi.

Ankebût 48’de Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in okuma yazması yok. Ama Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in okuma yazması olmamasıyla ilgili ne diyor? “Sen bundan önce kitap okumadın, sen onu elinle yazmıyorsun.” Yani okuma yazması yok Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in. Ama ana lisanı Arapça olan, belki de okuma yazması olanlara bile, okuma yazması olmayan ümmi bir Resûl: "O size diyor âyetleri tilâvet edecek", siz yapmayacaksınız. "O sizin nefsinizi tezkiye edecek. O size kitabı öğretecek. O size hikmeti öğretecek. Hikmetin ötesini o size öğretecek."

Yani o dönemin ana lisanı Arapça olanlar, okuma yazması olanlar, belki çok tahsil görenler, hepsi, hepsi, hepsi, Allahû Tealâ diyor ki: “Hepiniz okuma yazması olmayan, benim sizin için vazifeli kıldığım resûle tâbî olacaksınız.”

Nitekim A'râf 157’de de Allahû Tealâ bunu söylüyor.

7/A'RÂF-157 Ellezîne yettebiûner resûlen nebîyyel ummiyyellezî yecidûnehu mektûben indehum fît tevrâti vel incîli ye’muruhum bil ma’rûfi ve yenhâhum anil munkeri ve yuhıllu lehumut tayyibâti ve yuharrimu aleyhimul habâise ve yedau anhum ısrahum vel aglâlelletî kânet aleyhim, fellezîne âmenû bihî ve azzerûhu ve nasarûhu vettebeûn nûrellezî unzile meahu, ulâike humul muflihûn(muflihûne).

Onlar ki, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları ümmî, nebî, resûle tâbî olurlar. Onlara ma’ruf ile (irfanla) emreder, onları münkerden nehyeder ve onlara tayyib olanları (temiz ve güzel olan şeyleri), helâl kılar. Habis olanları (kötü ve pis şeyleri), onlara haram kılar. Ve onların, ağırlıklarını (günahlarını sevaba çevirip, günahlarının ağırlığını) kaldırır. Ve üzerlerindeki zincirleri, (ruhu vücuda bağlayan bağ ve fetih kapısının üzerindeki 7 baklalı altın zincir) kaldırır. Artık onlar, O’na îmân ettiler ve O’na saygı gösterdiler ve O’na yardım ettiler ve O’nunla beraber indirilen Nur’a (Kur’ân-ı Kerim’e) tâbî oldular. İşte onlar, onlar felâha (kurtuluşa, cennet mutluluğuna ve dünya mutluluğuna) erenlerdir.

Evet, “Onlar ki yanlarında Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları ümmi, nebî, resûle tâbî olurlar.” Yani Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in Tevrat’ta, İncil’de vasıfları veriliyor: O ümmidir, nebîdir ve aynı zamanda Allah’ın Resûlüdür. "Onlara marufla emreder, münkerden nehyeder. Onlara temiz güzel şeyleri helal kılar, habis olanları haram kılar. Onların ağırlıklarını, günahlarını sevaba çevirip günahlarının ağırlığını kaldırır. Üzerlerindeki zincirleri, ruhu vücuda bağlayan bağları..." hepsini bunları tek tek izah ediyor. Kim yapıyor bunu? Ümmi; okuma yazması olmayan, Allah’ın nübüvvetle vazifeli kıldığı ve aynı zamanda Allah’ın elçisi, resûl yapıyor.

Kimlere yapıyor bunu? Kendisine tâbî olanlara; tâbî olmaları gerekir. İşte bu tâbî olanlar her seviyede tahsil sahibi olabilirler, Arapça da bilebilirler. Ama Allahû Tealâ katından tasarrufuna aldığı bu ümmi resûl nebîyi onlara vazifeli kılıyor. Onlar da, tâbî olmaları halinde, dini ondan öğrenmeleri gerektiğini, Allahû Tealâ beyan ediyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 30 Ekim 2026Son güncelleme: 30 Ekim 20264 dk okuma0