Muhterem Hocam, hidayete ermek istiyorum. İnternete “Hidayet nedir?” diye sordum. Aldığım cevap; hidayetin hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak görüp doğru yola girmek, doğru yola gitmek
Soru
Muhterem Hocam, hidayete ermek istiyorum. İnternete “Hidayet nedir?” diye sordum. Aldığım cevap; hidayetin hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak görüp doğru yola girmek, doğru yola gitmek, bâtıl yoldan uzaklaşmak, îmân etmek, Müslüman olmak, yol gösterici, Kur’ân, tevhid gibi anlamlara geldiği şeklindeydi. Böyle yaparak hidayete erebilir miyim?
Cevap
Hayır sevgili kardeşlerim. Dinin yegâne kaynağı Kur’ân-ı Kerim'dir. Kur’ân-ı Kerim'in hedefi hidayettir. Hidayetin hedefi ise mutluluktur.
Bu tip insanların zanlarına dayalı olarak yapılan hidayet tarifleri hiç kimseyi hidayete erdirmez, hiç kimseyi de mutlu edemez. O zaman hidayete Kur’ân muhtevası içerisinde bakalım.
Allahû Teâlâ iki âyet-i kerimede bunu açıklıyor. Bakara Suresi 120. âyet-i kerimesinde:
2/BAKARA-120 Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve le initteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Ve sen onların dinine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (Allah’ın Kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.”. Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah’tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.
Allah’a ulaşmak var ya işte o, hidayettir.” Ve Âli İmrân Suresi 73. âyet-i kerimesinde:
3/ÂLİ İMRÂN-73 Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Ve (Ehli Kitap): “Sizin dîninize tâbî olandan başkasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah’a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına verilmesidir.” Yoksa onlar, Rabbiniz'in huzurunda, sizinle çekişiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vâsi’dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar), Alîm'dir (en iyi bilendir).
"Hidayet Allah'a ulaşmaktır." Öyleyse hidayetin Allah'a ulaşmak olduğunu görüyoruz.
Yaratılışımıza baktığımız zaman insan, Hicr Suresi 26. âyet-i kerimesinde belirtildiği gibi Allah bizi bir fizik bedenle halk edilmiştir.
15/HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.
Şems Suresi'nin 7. âyet-i kerimesinde açıklandığı gibi Allah bizi bir nefsle dizayn etmiştir ve nefsimiz 19 afetle maluldür.
91/ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.
Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).
Secde Suresi'nin 9. âyet-i kerimesinde ise Allahû Teâlâ zatından bize ruh üfürmüştür.
32/SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
Üç vücut ve serbest iradeyle, aklın kumandasında, şeytanın dış tesiriyle böyle bir hayatı yaşıyoruz.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhid
İnsanların iki düşmanı vardır. Birisi nefs, diğeri de şeytandır. Burada suale konu olan hidayet, dünya hayatını yaşarken ruhun Allah'ın Zat'ına ulaşmasıdır.
Öyleyse öncelikle hidayete ermek istiyorsak ruhun talebine uymamız, Allah'a ulaşmayı dilememiz lâzımdır. Allah'a ulaşmayı dilemek fizik vücudun konuşmasıyla olabilir; bu kimseyi kurtuluşa ulaştırmaz. Ama Allah'a ulaşmayı dilemek, nefsin mânevî kalbinden gelen bir taleple olabilir. Nefsin mânevî kalbinden gelen bir taleple olması için herşeyden evvel şeytanın boyunduruğundan kurtulmamız lâzımdır. Allahû Teâlâ, A'râf Suresi 16. âyet-i kerimesinde:
7/ARÂF-16 Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.
“İblis diyor ki: Senin sırat-ı müstakimine oturacağım.”
Sırat-ı müstakim nedir? Sırat-ı müstakim, ruhu Allah'a teslim eden yoldur. Sırat-ı müstakim, fizik vücudu Allah'a teslim eden yoldur. Sırat-ı müstakim, nefsi Allah'a teslim eden yoldur. Sırat-ı müstakim, iradeyi Allah'a teslim eden yoldur. Ama öncelikle bidayette sırat-ı müstakim, ruhu Allah'a teslim eden yoldur. Ve İblis, dünya hayatını yaşarken ruhumuzun Allah'a teslimine engel oluyor.
İşte kim kalben Allah'a ulaşmayı dilerse, o zaman Allahû Teâlâ'nın Rahîm esmasının tecellisiyle şeytan artık o kişinin hayatından çıkar. Şeytanın o kişi üzerindeki tesiri sıfırlanır. Böyle olunca ruhun hidayeti, yani ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşması gerçekleşir.
İkinci safhada ise nefsin afetlerinin ilacı ve reçetesi zikirdir. İşte kim ki dinin temeli olan Allah'a ulaşmayı diler, nefs tezkiyesiyle Allah'ın kendisi için tayin ettiği mürşide tâbî olursa, ancak o yolla kişi hidayete erebilir. Yoksa kişinin kendi zannıyla hidayete ermesi mümkün değildir."