Muhterem Hocam, hidayeti yaşayacak olanlar kimlerdir?

Soru

Muhterem Hocam, hidayeti yaşayacak olanlar kimlerdir?

Cevap

Hidayeti yaşayacak olanlar kalben Allah’a ulaşmayı dileyenler. Az evvel de ifade ettim, Bakara 120, Âli İmrân 73’te Allahû Tealâ’nın emrettiği hidayetin tarifi veriliyor.

2/BAKARA-120 Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve le initteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).

Ve sen onların dinine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (Allah’ın Kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.”. Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah’tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.

3/ÂLİ İMRÂN-73 Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).

Ve (Ehli Kitap): “Sizin dîninize tâbî olandan başkasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah’a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına verilmesidir.” Yoksa onlar, Rabbiniz'in huzurunda, sizinle çekişiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vâsi’dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar), Alîm'dir (en iyi bilendir).

Ama hidayetin yaşanması mutlaka serbest irade sahibi kulun iradesini kullanarak kalben Allah’a ulaşmayı dilemesiyle hidayet başlar.

Ama bu hidayetin hedefine ulaşabilmesi mutlaka hidayetçiye tâbî olmakla da ikinci safhası devam eder. Hidayetin yolu Allah’a ulaşmaktır. İnsan ruhunun bu dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaşması hidayeti oluşturur. İşte En’âm 87, 88’de:

6/ENÂM-87 Ve min âbâihim ve zurriyyâtihim ve ihvânihim, vectebeynâhum ve hedeynâhum ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).

Ve onların babalarından, zürriyetlerinden (nesillerinden) ve kardeşlerinden onları seçtik. Ve onları Sıratı Mustakîm'e (Allah'a ruhu ulaştıran yola) hidayet ettik (ulaştırdık).

6/ENÂM-88 Zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeşâu min ibâdihî, ve lev eşrakû le habita anhum mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).

İşte bu Allah’ın hidayetidir. Kullarından dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve eğer şirk koşsalardı, elbette yapmış oldukları şeyler heba olurdu (boşa giderdi).

“Babalarından, zürriyetlerinden, kardeşlerinden seçtik, onları sıratı müstakime ulaştırdık. İşte bu Allah’ın hidayetidir. Kullarından dilediğini onunla hidayete erdirir.”

Kim Allah’a ulaşmayı dilemişse, o hidayeti elde etmiştir. Dini bu hedeften saptıranlarsa, ruhu vücuttan ayrılırsa kişinin öleceği zannıyla hidayeti yok etmeye çalışmışlardır.

Dünyanın veya kâinatın hangi noktasında bulunursanız bulunun, mutlaka size Allah’ın hidayetçileri gelecektir. Hidayetçiler kanunuyla hidayet size tebliğ edilecektir. Kim o hidayeti, size ulaştıran hidayetçiye tâbî olursa dalâletten kurtulur.

Hidayetin fizikî anlamda başlayabilmesi mürşidimize ulaşmamızla tahakkuk eder. Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman 10 âyette mürşidine tâbî olmayan dalâlettedir, buyuruyor. Evet, mürşidine tâbî olmayan dalâlettedir.

MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 ÂYET)

1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.

2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder.

3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …

4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.

5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbîdirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...

7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.

8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?…

9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.

10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’in hadîste buyurduğu: “Ümmetim dalâlet üzere cem olmaz.” Bu dinin esası üç esas üzerine bina edilmiş: Vahdet, Allah’ın tekliğidir; tevhid, tek cemaati oluşturmaktır ve teslim; ruhu, vechi,, nefsi ve iradeyi Allah’a teslim etmektir.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: İbni Mace: Kitabu-11 Fiten, 8. Babu-s' Sevadi-1' Azam, No. 3950.

"Ümmetim dalâlet üzerinde birleşmez."

Eğer Allah Resûlü, “Benim ümmetim dalâlet üzere birleşmez, cem olmaz.” buyuruyor ise o zaman cem olmanın adresi hidayettir. Ve eğer 10 âyet-i kerimede mürşidine tâbî olmayan dalâlettedir, buyuruyor ise o zaman cem olmak ancak tevhid, mürşide tâbiiyetle başlar.

Mürşide tâbî olduğumuz zaman hidayetteyiz. Mürşidine tâbî olmayan 10 âyet gereğince dalâlette. Âli İmrân 164: “Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içindeydiler.” A’râf 186: “Allah kimi dalâlette bırakırsa onun için bir hidayetçi yoktur.” Nahl 36: “Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının ise dalâlet üzerine hak oldu.” Kehf 17: “Kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir velî mürşid bulunmaz.” Tâhâ 123: “O zaman kim hidayetçiye tâbî olursa artık o dalâlette kalmaz.” Kasas 50: “Kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır?” A’raf 186'yı söylemiştik. Zumer 23, Câsiye 23, Ahkâf 32 ve Cuma 2.

Yani kısacası 10 âyet. Tevhid mürşide tâbiiyetle gerçekleşir. Hidayet mürşide tâbiiyetle başlar. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 12 Eylül 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20265 dk okuma1