Muhterem Hocam, “hünnes ve künes” kanunlarını açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, “hünnes ve künes” kanunlarını açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim: “Fe lâ uksimu bil hunnes, el cevâril kunnês.”
81/TEKVÎR-15: Fe lâ uksimu bil hunnes(hunnesi).
Bundan sonra hayır, hünnese (merkezî çekim kuvvetine) yemin ederim.
81/TEKVÎR-16: El cevâril kunnes(kunnesi).
Cevalan edene (merkezî çekim kuvvetinin etrafında, yörüngede dönene).
"Kasem ederim hünnese, merkezi çekirdeğe ve etrafında cevelân eden künnes’e, elektrona. Kasem ederim güneşe ve etrafındaki gezegenlere. Kasem ederim galaksilere ve diğerlerine."
Kâinatta sünnetullahın tâbi olduğu kanun: Merkezi bir çekim gücü, etrafında elektronlar. Merkezi bir çekim gücü, galaksiler etrafında diğer gezegenler. Aynı kanun, herşey dönüş halindedir.
Herşey neden oluşmuş? Herşey atomlardan oluşuyor. En küçük atom nedir? Hidrojen atomu. Bütün elementler aslında hidrojen atomlarının izotoplarıdır. Çeşitli sayılardaki birleşmesinden kaynaklanıyor.
Elektronlar, çekirdek etrafında dönerken her yarım turda bir Allah’ı tesbih ederler. Böylelikle Allah’ın katından 1 çift Nötrino (Rahmet) denilen enerji parçacığı hızla gelip, Enerjilerini Elektrona aktarırlar. Bu da Elektronun tekrar yarım tur atmasını sağlar. Bu işlem saniyede 120 milyon kez gerçekleşir.
Allahû Tealâ’yı yerlerde ve göklerde olan herşey zikreder.
17/İSRÂ-44: Tusebbihu lehus semâvâtus seb’u vel ardu ve men fîhinn(fîhinne), ve in min şey’in illâ yusebbihu bi hamdihî ve lâkin lâ tefkahûne tesbîhahum, innehu kâne halîmen gafûrâ (gafûren).
7 kat gökler ve yeryüzü ve onlarda bulunanlar, O'nu (Allah'ı) tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen bir şey yoktur. Ve fakat onların tesbihlerini siz fıkıh edemezsiniz (anlayamazsınız, idrak edemezsiniz). Muhakkak ki O; Hakîm'dir, Gafûr'dur (mağfiret edendir
İsrâ 44’te: “Yedi kat gökler ve onların arasındakilerin hepsi Allah’ı tesbih eder.”
Tesbih nedir? Zikir nedir? Zikir, serbest irade sahibi insan ve cinlerin Allah ismini tekrarına verilen addır. Tesbih ise gayri iradî varlıkların Allah’ın ismini tekrarına verilen addır. İnsan ve cinlerin dışındaki bütün varlıkların iradesi var mı? Yok. Meleklerin iradesi yok. Taşın iradesi yok. Bitkinin iradesi yok. Dağın iradesi yok. Onların hepsi küllî iradeyle zikrederler. Ama insan ve cinlere Allah serbest irade vermiştir. Serbest irade tarhında biz Allah’ı zikrederek Allah’a kul olmuş oluyoruz.
Allahû Tealâ buyuruyor: “İnsanları ve cinleri bana kul olsunlar diye yarattım.”
Allah deyin bakalım: “Allah!”
Ama Allahû Tealâ Zuhrûf 36’da diyor ki:
43/ZUHRÛF-36: Ve men ya’şu an zikrir rahmâni nukayyıd lehu şeytânen fe huve lehu karîn(karînun).
Ve kim Rahmân'ın zikrinden yüz çevirirse, şeytanı ona musallat ederiz. Böylece o (şeytan), onun yakın arkadaşı olur.
Rahman’ın zikretmezsek o zaman şeytanın kulu oluyoruz. Yani zikredersek Allah’ın kulu, zikretmezsek şeytanın kulu oluruz.
İlâhî irade, yaratan iradedir, herşeye sahip olan, herşeyi kontrol edendir. Küllî irade ise Sünnetullahtır. İnsanın dışındaki herşeyi Allah, insan için yaratmıştır ve küllî iradeyle kontrol eder. Onun dışında cüz’î irade sahibi biz insanlar var. Ve Allahû Tealâ bizden ve cinlerden Kendisi’ne kul olmamızı istiyor. Yani daimî zikretmemizi istiyor.
Mesela bir merkezi çekirdek. Bir laboratuvarda bir Müslüman arkadaşına diyor ki: “Biz Müslümanlar her şeyin Allah’ı zikrettiğine inanıyoruz.” Adam, ecnebi hayret içerisinde “Ya, nasıl olur?” ve Kur’ân’ı araştırmaya başlıyor. En sonunda Bakara 26’yı görüyor.
2/BAKARA-26: İnnallâhe lâ yestahyî en yadribe meselen mâ beûdaten fe mâ fevkahâ fe emmellezîne âmenû fe ya’lemûne ennehul hakku min rabbihim, ve emmellezîne keferû fe yekûlûne mâzâ erâdallâhu bi hâzâ meselâ(meselen), yudıllu bihî kesîran ve yehdî bihî kesîrâ(kesîran) ve mâ yudıllu bihî illel fâsıkîn(fâsıkîne).
Muhakkak ki Allah bir sivrisineği, hatta onun üstünde olanı da misal vermekten çekinmez. Fakat âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler), onun Rab'lerinden bir hak olduğunu bilirler. Kâfirler (Allah'a ulaşmayı dilemeyenler) ise: “Allah, bu misalle ne demek istedi?” derler. (Allah) onunla birçoğunu dalâlette bırakır, birçoğunu da onunla hidayete erdirir. Ve onunla fâsıklardan başkasını dalâlette bırakmaz.
“Allah bir sivrisineği misal vermekten çekinmez.” ve karar kılıyor diyor ki “Eğer bu Müslüman doğru söylüyorsa, Müslümanların kitabı doğru söylüyorsa o zaman sivrisineğin de ne yapması lazım? ‘Allah’ ismini tekrar etmesi lâzım. Ve yaptığı deneylerde gerçekten ne görürüz? Sivrisineğin de yüksek frekans altında yapılan çekimde ne dediğini görüyoruz. Evet. “Allah!” diyor.
Dolayısıyla yüksek frekansın altındaki veya herşeye baktığımız zaman ‘Allah’ ismi tekrar ediyor mu? İşte İsrâ 44 bunun cevabını veriyor.
Herşey bize aslında neyi hatırlatıyor? Allah’ı hatırlatıyor. Zikri hatırlatıyor. Allah razı olsun.