Muhterem Hocam, huşu ne demektir?
Soru
Muhterem Hocam, huşu ne demektir?
Cevap
Huşû bir insanın Allah'ı hatırladığı zaman tüylerinin diken diken olması, kalbinin, göğsünün içinin ürpermesi halidir. Bu genel anlamda huşûnun en açık tarifidir. Huşû, Allah'ın varlığından kesin şekilde emin olarak sağlanabilen bir muhteva içeriyor. Allah'a inanmak, huşû sahibi olmak için yeterli değil. Huşû, o kişinin kalbinde Allah'a ulaşma talebinin yakin hâsıl etme noktasında oluşur. Bir insan Allah'a ulaşmayı dilemezse huşû sahibi olması mümkün değil.
Önce Yahudiler, sonra Hristiyanlar, şimdi de İslam âlemi de huşûyu unutmuştur. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz ((S.A.V)) şöyle buyuruyor: İnsanlardan ilk kaldırılacak olan ilk ilim huşûdur. Büyük bir camiye girip huşû üzere olan tek şahsı göremeyeceğin vakit yakındır. Yine bir başka hadîste: Ümmetimden ilk kaldırılacak şey emanet ve huşûdur.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Ramüzü’l-Ehadis, s 120, Ravi: Hz. Zamre İbni Habib (R.A.), Tirmizi; 2791
"Ümmetimden ilk kaldırılacak şey, emanet ve huşûdur."
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizi, İlim, 5
"İnsanlardan ilk kaldırılan ilim (namazdaki) huşûdur. Öyle ki bir mescide girdiğinde huşû içinde olan bir tek adam bulmayabilirsin."
Emanet Kur'ân-ı Kerim'de Allah'ın zatından bize üfürülen ruhtur. Emanetin sahibi olan Allah'a iade edilmedikçe, o kişi İslam'ın da, Kur'ân'ın da, cennetin de giriş kapısı olan Allah'a ulaşmayı dilemedikçe, Allahû Tealâ Rahîm esmasıyla tecelli etmez ve o kişi hiçbir zaman huşû sahibi olmaz.
Huşû içerisinde kılınmayan bir namaz Allah'ın istediği bir namaz olmaz. Kur'ân-ı Kerim'e baktığımız zaman namazın Kur'ân'da iki şekilde ifade edildiğini görüyoruz.
Mü'minûn suresinin 1 ve 2. âyet-i kerimeleri: Mü'minler felah erenlerdir. Hangi mü'minler? Namazlarında huşû içerisinde olan mü'minler kurtuluşa erenlerdir.
NAMAZLARINDA HUŞÛ DUYANLAR
1. MU’MİNÛN-1: Mü’minler felâha ermiştir.
BAKARA – 46: Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâkî olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakın derecesinde inanırlar.
2. MU’MİNÛN-2: Onlar, namazlarında huşû duyanlardır.
BAKARA – 45: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiâne (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
NAMAZLARINDAN GAFİL OLANLAR
3. MÂÛN-4: İşte o namaz kılanlara yazıklar olsun.
4. MÂÛN-5: Onlar ki, namazlarından gâfil olanlardır.
Ama öbür tarafta namazlarında gafil olanlar var. Onlar da Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Öyleyse Allah'a ulaşmayı bir insan dilemezse o kişi huşû sahibi olamaz.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor: Bir zamanlar gelecek, Kur'ân'ın resmi, İslam'ın ismi kalacak. İnsanlar İslâmî isimlerle anılacaklar ama İslam'dan en uzak kişiler olacaklar. Mescitleri dışarıdan mamur ama içindekiler hidayetten mahrum. İşte hidayetten mahrum olanlar, onlar huşû sahibi olmayanlardır. Camiler dolup taşacak ama kalplerinde hidayetten eser olmayacak.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Beyhaki; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 24
"Bir zamanlar gelecek, Kur’ân-ı Kerim’in resmi, İslâm’ın ismi kalacaktır. İnsanlar İslâmî isimlerle anılacaklar ama İslâm’dan en uzak kişiler olacaklar. Mescidlere dışarıdan bakıldığı zaman mamur ama içindeki insanlara bakıldığı zaman, kalplerinde hidayetten eser olmayacak. O gün yaşayan âlimler, gök kubbenin altında yaşayan insanların en şerrlileridir. Fitne onlardan çıkmıştır ve tekrar onlara dönecektir."