Muhterem Hocam, ibadetlerini yerine getiren kişi iman sahibi olarak Allah'a ulaşmış olur mu?
Soru
Muhterem Hocam, ibadetlerini yerine getiren kişi iman sahibi olarak Allah'a ulaşmış olur mu?
Cevap
Eğer yapılan ibadetler hedef emirlerin muhtevası içinde yapılmıyorsa hayır. Çünkü ibadetler vasıta, ameller niyete tâbîdir. Niyet hedefi belirliyor. Öyleyse ibadetleri yerine getiren kişinin hedefi belli olmalıdır.
Örneğin İslâm’ın beş şartını yerine getiriyor diye hiç kimse ruhunu Allah’a ulaştırmış olmaz. Çünkü asıl şartı, asıl görevlerin yerine getirmiyorlar. Asıl görev nedir? Allah’a ulaşmayı dilemek.
Îmân, lügat manasıyla inanç demektir. Ama inancın ya da mümin olmanın yedi tane inanç şartı söz konusu. Yedi şartından bir tanesi de ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaşmasına inanmaktır. Ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaşmasına inanmadıkça, Allah’a ulaşmayı dilemelerine rağmen ne yazık ki gidecekleri yer cennet değil.
MÜ’MİN OLMANIN 7 İNANÇ ŞARTI
1. Allah’a inanmak. BAKARA - 285
2. Meleklerine inanmak. BAKARA - 285
3. Allah’ın kitaplarına inanmak. BAKARA - 285
4. Resûllerine inanmak. BAKARA - 285
5. Ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaştırılmasına inanmak. RA’D - 21
6. Hayrın Allah’tan, şerrin insanın nefsinden olduğuna inanmak. NİSÂ - 79
7. Ba’su ba’del mevt’e, ölümden sonra tekrar canlandırılacağınıza inanmak. BAKARA - 28, 56
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYEN KİŞİNİN 7 KALP ŞARTI
1. Kalpteki ekinnet alınır. EN’ÂM - 46
2. İhbat konur. HACC - 54
3. Kalp Allah’a döndürülür. KAF - 33
4. Kalbe giden nur yolu açılır. EN’ÂM - 125
5. Kalbin mührü açılır. ZUMER - 22
6. Kalpteki küfür kelimesi alınır. EN’ÂM - 46
7. Kalbe îmân yazılır. MUCÂDELE - 22
7 Nİ’MET
1. Devrin imamının ruhu gelir. MU’MİN - 15
2. Kalbe îmân yazılır. MUCÂDELE - 22
3. Günahlar sevaba çevrilir. FURKÂN - 70
4. Ruh vücudu terk eder. NEBE - 39
5. Fizik vücut Allah’a kul olmaya başlar. RA’D - 36
6. Salih amel (zikir) başlar. ZUMER - 23
7. İradenin güçlenmesi. BAKARA - 257
Kişinin İslâm’ın beş şartını yerine getirmesi cennete girmesine yetmiyor. Ruhun talebi olan Allah’a ulaşmayı dilemek ve de zikir, bunun temel şartlarını oluşturuyor.
Enfâl Suresi’nin 29. âyet-i kerimesinde: “Ey âmenû olanlar! Eğer takva sahibi olursanız Allah size furkanlar verir ve günahlarınızı örter.”
8/ENFÂL-29 Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
Günahlarımızın örtülmesi bizi birinci kat cennete, bize furkanların verilmesi ise mutlaka Allahû Teâlâ’nın insanlar için vazifeli kıldığı mürşide götürür.
Dinin iki kaynağından bir tanesi Allah’tan bir ip ve insanlardan bir ip. Resulûllah (S.A.V) Efendimiz bunu Kur’ân-ı Kerim’de Allah’tan bir ip, insanlardan biri olarak şöyle buyuruyor: “Size iki emanet bırakıyorum: Allah’ın kitabı, Ehl-i Beytim.”
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663.
“Sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz; Allah’ın Kitab’ı Kur’ân ve Ehli Beytim.”
Hepiniz toptan Allah’ın ipine sarılın. Allah’ın ipi Sırat-ı Müstakîm, Allah’ın ipi Kur’ân-ı Kerim. Kur’ân-ı Kerim’in bütünü Sırat-ı Müstakîm’le ifade edilebilir.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663
“Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın Kitab’ı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberi’nin sünnetidir.”
En’âm Suresi’nin 152. âyet-i kerimesinde: “Allah ile olan ahdin ifa edin. İşte bu Allah’ın size vasiyetidir, umulur ki tezekkür edersiniz.” Müstakîm, işte bu Sırat-ı Müstakîm’dir. Ona tâbi olun. Sizi Sırat-ı Müstakîm’den ayıran yollara tâbi olmayın.
6/EN'ÂM-152 Ve lâ takrabû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddehu, ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.
Allahû Teâlâ, Hz Musa (A.S) vasıtasıyla yerine bıraktığı kardeşi Harun’a (A.S): “Islah et, cahillerin (bilmeyenlerin) yoluna tâbi olma.” diyor.
A’râf Suresi’nin 142. âyeti kerimesinde, Hz Musa (A.S) kardeşi Harun’a (A.S) şöyle dedi: “Kavmimde bana halef ol, benim yerime geç ve ıslah et, müfsidlerin yoluna tâbi olma.”
7/A'RÂF-142 Ve vâadnâ mûsâ selâsîne leyleten ve etmemnâhâ bi aşrin fe temme mîkâtu rabbihî erbaîne leyleh(leyleten), ve kâle mûsâ li ahîhi hârûnahlufnî fî kavmî ve aslıh ve lâ tettebi’ sebîlel mufsidîn(mufsidîne).
Musa (A.S)’a otuz gece vaad ettik ve onu on ile tamamladık. Böylece onun Rabbinin kararlaştırdığı zaman, kırk geceye tamamlandı. Ve Musa (A.S), kardeşi Harun’a şöyle dedi: “Kavmimde bana halef ol (benim yerime geç) ve ıslâh et ve müfsidlerin (fesat çıkaranların) yoluna tâbî olma.”
Kimdir müfsid? 5 grup insan bunları meydana getiriyor. Fesat çıkaranlar, kübarâ ve sâdatlar, hidayeti gizleyenler, Resûller ve âyetlerle alay edenler, zulmani ilimlerle amel edenler.
CEHENNEME (ATEŞE) DAVET EDENLER
1. FESAT ÇIKARANLAR
TEVBE-32: … ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmeyi istiyorlar.
RAD-25: Allah’ın ahdini bozarlar ve Allah’ın O’na ulaştırılmasını emrettiği şeyi keserler. Ve yeryüzünde fesat çıkarırlar (insanların da Sırat-ı Müstakîm’e ulaşmalarına mani oldukları için fesat çıkarırlar).
KASAS-41: Ve Biz, onları ateşe davet eden İmamlar (önderler) kıldık. Ve kıyamet günü onlara yardım olunmaz.
2. SADAT VE KÜBERALAR
AHZAP-67: Ve cehennemde olanlar derler ki: “Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza (dinde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) itaat ettik.”
AHZAP-68: Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onlara büyük bir lânetle lânetle.
3. HİDAYETİ GİZLEYENLER
BAKARA-159: İndirdiğimiz o beyyinelerden olan şeyleri ve hidayeti (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaştırılmasını) Kitap’ta Allah insanlara açıkladıktan sonra gizleyenler, onlara hem Allah lânet eder hem de lânet ediciler lânet eder.
ALİ İMRAN-7: … Kalplerinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve tevilde bulunmak istedikleri için O (Kitab)’ın müteşabih olan kısmına uyarlar.
4. RESUL VE ÂYETLERLE ALAY EDENLER
KEHF-106: (Âyetlerimi) örtmeleri (inkâr etmeleri) ve ayetlerimi ve resûllerimi alay konusu edinmeleri sebebiyle, onların cezası işte bu cehennemdir.
ENAM-68: Âyetlerimiz hakkında (alaylı) konuşmaya dalanları gördüğün zaman…
NİSA-140: Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onların alaya alındığını işittiğiniz zaman…
5. ZULMANİ İLİMLERLE AMEL EDENLER
BAKARA-102:… Ve onlar kendilerine fayda vermeyen, zarar veren şeyleri öğreniyorlar. Andolsun ki onlar, onu (sihri ve ona ait bilgileri) satın alan kimsenin ahirette bir nasibi olmadığını kesin olarak öğrendiler. Elbette onunla nefslerini sattıkları şey ne kötü, keşke bilselerdi.”
Diğer grup insanlar da seçilmişlerdir. Bir kısım seçilenler ölüme kadar asla Allah’a ulaşmayı dilemez. Onların kalpleri kasiyet bağlamıştır. İşte şeytanın ilkaları, kalbi kasiyet bağlamış ve kalbi hasta olanların üzerine. Fesat çıkaranlar, kübarâ ve sâdatlar, hidayeti gizleyenler, Resûller ve âyetlerle alay edenler... Bunlar hepsi kalbi hasta insanlar.
Bir de kalbi kasiyet bağlayan insanlar seçilmişlerdir. Ama onların üzerinde dalâlet hak oluyor. Onlar da Allah’a ulaşmayı dilemiyor.
Her devirde bu 5 grup insan cehenneme gidiyor. Birinci cehenneme gidenler, âyetlerden gafil olanlar. Ama âyetlerden gafil olmasına rağmen her zaman imkân dâhilinde kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesi söz konusudur. Dilemeyenler ne yazık ki Allah’ın ilminden nasiplenemiyor. Bu inanç kalbe girmediği için yedi kalp şartının sahibi olamıyor. Yedi kalp şartının sahibi olamayan kişi, yedi ni'metin de sahibi olamıyor.