Muhterem Hocam, ilâhi adaletin sağlanmasında mürşidin rolü nedir?
Soru
Muhterem Hocam, ilâhi adaletin sağlanmasında mürşidin rolü nedir?
Cevap
Mürşitlerin hepsi müjdeleyici ve uyarıcıdırlar:
6/ENÂM-48 Ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn(munzirîne), fe men âmene ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Biz resûlleri “uyarıcılar ve müjdeleyiciler” olmaktan başka (bir şey için) göndermeyiz. Artık kim âmenû olur (Allah’a ulaşmayı dilerse) ve ıslâh olursa (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparsa) artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
Öyleyse Allah adaleti %100 yerine getirendir. Dünya hayatı adaletin bir kısmını temsil eder. İlâhî adaletin tecellîsi ise ancak cennet veya cehennemde tahakkuk eder. Allahû Tealâ’nın mürşitler hakkında kullandığı kelimelerden bir tanesi de “nezîr” kelimesidir. Kur’ân-ı Kerîm’de nerede nezîr kelimesi geçmişse iki tane görevi olduğunu görürsünüz: İnsanları müjdelemek ve insanları nezretmek, insanları uyarmak. Yani mürşitlerin bir ismi nezîr, bir ismi de müjdecidir.
Öyleyse her hâlükârda Kur’ân-ı Kerîm mürşitlerin el kitabıdır. “Kur’ân-ı Kerîm’i ben tek başıma okurum” dediğiniz an, bu ikiliden bir tanesini devreden çıkartırsınız.
Resûlullah (S.A.V) buyuruyor: “Size iki emanet bırakıyorum: Allah’ın Kitabı ve ehlibeytim.”, “Allah’ın Kitabı ve sünnetim.” Yani Allah’ın Kitabı ve mürşitler.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663.
“Sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz; Allah’ın Kitab’ı Kur’ân ve Ehli Beyt’im.”
“Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın Kitab’ı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberi’nin sünnetidir.”
Öyleyse daima bu ikili ile birlikte olmak durumundayız. Allah razı olsun.