Muhterem Hocam, "İlimsiz sofu şeytanın maskarasıdır." sözünü açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, "İlimsiz sofu şeytanın maskarasıdır." sözünü açıklar mısınız?
Cevap
Evet sevgili kardeşlerim. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): "İnsanlar helâk olur, âlimler müstesna." Şimdi kişinin ilim yok ama ibadet yapıyor. Öyleyse nedir? Şeytanın oyuncağıdır.
"Âlimler de helâk olur, ilimyle amel edenler müstesna." İşte Allahû Tealâ nerede söylüyor âlimler de helâk olur diye? Bakara Suresi'nin 44. âyet-i kerimesinde ve Câsiye Suresi'nin 23. âyet-i kerimesinde. Onlar ilim sahibi ama faydasız ilimn sahipleri. Onlar da helâk olur. İlmiyle amel edenler müstesna.
2/BAKARA-44 E te’murûnen nâse bil birri ve tensevne enfusekum ve entum tetlûnel kitâb(kitâbe) e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).
İnsanlara birr’i (tezkiye ve teslim olmayı) emrediyorsunuz da siz kendinizi unutuyor musunuz? Ve siz, Kitab’ı okuduğunuz halde hâlâ akıl etmiyor musunuz?
45/CÂSİYE-23 E fe raeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilimn ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveten, fe men yehdîhi min ba’dillâhi, e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilim) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?
"İlmiyle amel edenler de helâk olur. Muhlisler müstesna." Onlar kimlerdir? Nahl Suresi'nin 106, 107 ve 108. âyet-i kerimeleri: Fıska düşenler. Allahû Tealâ ne diyor Nahl 108'de? Kişi hidayete erdikten sonra fıska düşerse, ilimyle amel eden birisi iken ne oluyor? O da helâk oluyor. Tekrar kazandıklarının hepsini kaybediyor. İşte onlar kalplerini, işitme hassalarını, görme hassalarını tâbî ettiği, mühürlediği kimseler. İşte onlar gâfiller. Eski durumuna geliyor. Onlar da helâk olur.
16/NAHL-106 Men kefere billâhi min ba’di îmânihî illâ men ukrihe ve kalbuhu mutmainnun bil îmâni ve lâkin men şeraha bil kufri sadran fe aleyhim gadabun minallâh(minallâhi), ve lehum azâbun azîm(azîmun).
Kalbi îmânla mutmain olmuş olduğu halde zorlanan kimse hariç, fakat kim îmânından (hidayete erdikten) sonra Allah’ı inkâr ederse ve kim küfre göğüs açarsa (irşad makamından şüphe edip fıska düşerse, kişinin küfrü talebi sebebiyle, Allahû Tealâ, onun göğsünü küfre açar, şerheder), artık Allah’tan bir gazap onların üzerinedir ve onlar için azîm azap vardır.
16/NAHL-107 Zâlike bi ennehumustehebbûl hayâted dunyâ alâl âhırati ve ennallâhe lâ yehdîl kavmel kâfirîn(kâfirîne).
İşte bu, onların dünya hayatını, ahiret hayatına göre daha çok sevmeleri ve Allah’ın, kâfir kavmi hidayete erdirmemesi sebebiyledir.
16/NAHL-108 Ulâikellezîne tabeallâhu alâ kulûbihim ve sem’ihim ve ebsârihim, ve ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
İşte onlar, Allah’ın kalplerini, işitme hassalarını ve görme hassalarını tabettiği (mühürlediği) kimselerdir. Ve işte onlar; onlar, gâfillerdir.
"Kimler müstesna?" Muhlisler müstesna. "Kimdir muhlis?" Allah'a ulaşmayı dileyen, mürşidine tâbî olan, ruhunu teslim eden, arkasından fizik vücut teslimi yapan ve nefs teslimi yapan kişidir ihlâsa ulaşan kişi.