Muhterem Hocam, îmân insana huzur ve mutluluk sağlar mı? Sağlarsa Allah’ın istediği şekilde nasıl îmânlı biri olabiliriz?
Soru
Muhterem Hocam, îmân insana huzur ve mutluluk sağlar mı? Sağlarsa Allah’ın istediği şekilde nasıl îmânlı biri olabiliriz?
Cevap
İnanç var ve îmân var. İnançla kimse kurtuluşa eremez. Örneğin, 7 inancın sahibi olan kişiye bakalım beraberce.
Kişi Allah’a inanıyor, meleklerine inanıyor, kitaplarına inanıyor, resûllerine inanıyor, ölmeden ruhunun Allah’a ulaşmasına da inanıyor, hayrın Allah’tan, şerrin nefsimizden olduğuna inanıyor, ölümden sonra dirilmeye inanıyor. Bu yedi inanç şartının, yedisine de inandığı zaman kurtuluşta değildir. Ama kim ki Allah’a ulaşmayı dilerse o kurtulur.
Baktığımız zaman Câsiye 23’te:
45/CÂSİYE-23: E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah'tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?
Burada nefsini ilâh edinen kişi, kendisine davet ulaştığı zaman (Allah’a ulaşmayı dilemeyen), Allahû Tealâ bildirdiği üzere, Allah onu dalâlette bırakmıştır. Zaten dalâletteydi. Ama o dalâlette olan kişi emaniyye bilgisine sahip, faydasız ilmin sahibi, "Kalbini ve işitme hassasını mühürlemiş. Basar hassasında da gışavet adlı perde var."
Yani burada nefsin kalbinde mühür var. Kalp kulağı mühürlü. Kalp gözünün üzerinde gışavet adlı bir perde var. Ama bu kişi eğer İsrâ 45’te davet kendisine ulaşmış ve seçilmiş ama davet kendisine ulaştığı zaman dilemiyorsa, bu engellerle müzdariptir. Ama İsrâ 45’te irşad makamı ile mücadele ederse, (Bu engeller varsa, kişi irşad makamının davetini kabul etmiyor ama mücadele etmiyor, ona karşı da çıkmıyor.) Ama İsrâ 45’te irşad makamının davetini kabul etmediği gibi, karşı da çıkıyor.
17/İSRÂ-45: Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren).
Sen Kur'ân'ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah'a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, seni peygamber olarak görmelerini engelleyen bir perde koyduk).
Bakara 8’de, bunu dille yapanlar. O zaman, Allah’a ve ahiret gününe îmân ettiklerini söyleyenler, ama gerçekte îmân etmeyenler. Onlar karşı çıkıyor:
2/BAKARA-8: Ve minen nâsi men yekûlu âmennâ billâhi ve bil yevmil âhıri ve mâ hum bi mu’minîn(mu’minîne).
Ve insanlardan bir kısmı derler ki: “Biz Allah'a ve ahiret gününe (hayatta iken ruhun Allah'a ulaşacağı güne) îmân ettik.” Ve onlar mü'min değillerdir.
Allahû Tealâ onların uzuvlarına engeller koyuyor, fizik vücudun baş gözüne hicâben mestûre, baş kulağına vakra, kalbine de ekinnet konuyor. İşte bu özelliklere sahip olan kişi devreden çıkıyor, fesat çıkaran birisidir bu. İsyan ediyor.
Eğer kişi Allah’a ulaşmayı dilerse, o zaman Allahû Tealâ kalbindeki ekinneti alıyor. Dileyen kişinin 7 kalp şartı:
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYEN KİŞİNİN 7 KALP ŞARTI
1. Kalpteki ekinnet alınır.
En’âm 46: (Ya Muhammed müşriklere) de ki: “Gördünüz mü? Şâyet Allah sizin işitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin kalplerinizi mühürlerse, Allah’tan başka hangi ilâh onları size (geri) getirir?” Bak, âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Sonra onlar yüz çeviriyorlar.
2. İhbat konur.
Hacc 54: ... onların kalplerinin O’nu (Allah’ı) idrak etmesi (kalplerinden ekinnetin alınıp yerine ihbat sistemi konarak kalplerin mutmain olması) içindir. ...
Hacc 34: O hâlde, sizin İlâhınız Tek Bir İlâh’tır. Öyleyse O’na teslim olun! Ve muhbitleri müjdele.
3. Kalp Allah’a döndürülür.
Kaf 33: Gaybda Rahmân’a huşû duyanlar ve münîb (Allah’a ulaşmayı dileyen) bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenler (için).
4. Kalbe giden nur yolu açılır.
En’âm 125: Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse, onun göğsünü yarar ve (Allah’a) teslime açar. Kimi dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semada yükseliyormuş gibi daralmış, sıkıntılı yapar. Böylece Allah, mü’min olmayanların üzerine azap verir.
5. Kalbin mührü açılır.
Zumer 22: Allah kimin göğsünü İslâm için (Allah’a teslim için) yarmışsa artık o, Rabbinden bir nur üzere olur, değil mi? Allah’ın zikrinden kalpleri kasiyet bağlayanların vay hâline! İşte onlar, apaçık dalâlet içindedirler.
6. Kalpteki küfür kelimesi alınır.
En’âm 46: (Ya Muhammed müşriklere) de ki: “Gördünüz mü? Şâyet Allah sizin işitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin kalplerinizi mühürlerse, Allah’tan başka hangi ilâh onları size geri getirir?” Bak, âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Sonra onlar yüz çeviriyorlar.
7. Kalbe îmân yazılır.
Mücâdele 22; ... İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerinde olur).
1. Kalbindeki ekinneti alıyor.
2. Allah’a ulaşmayı dilediği için kalbine ihbat koyuyor.
3. O kalbi kendisine çeviriyor. Kaf 33'e göre,
4. Kalbine giden nur yolunu açıyor.
Kimdir bu? Allah’a ulaşmayı dileyen kişi. Dilediği an 4 kalp şartının sahibi oluyor. Yani Allah’a ulaşmayı diliyor, 4 kalp şartının sahibi.
4 kalp şartının sahibi olan, Allah’a ulaşmayı dileyen kişi, Allah’ın ismini tekrar ederse, aynı zamanda, huşû sahibi oluyor. Ve perşembeyi cumaya bağlayan gece hacet namazı, huşû içinde bir namaz kılarsa, Allah’tan mürşidini talep ederse, Allahû Tealâ ona mürşid gösteriyor.
Mürşide tâbî olması halinde Allahû Tealâ, kalbindeki mührü açıyor,
1.sinde kalpteki ekinneti alıyor, ihbatı koyuyor, kalbi kendisine çeviriyor, kalbe giden nûr yolunu açıyor,
2.sinde kalbin mührünü açıyor, küfür kelimesini dışarıya alıyor ve yerine îmân yazıyor.
Böylece 7 kalp şartının sahibi olan kişi kurtuluşta oluyor. Sadece inanç şartları kurtarmaz, îmân, insana huzur ve mutluluk verir.
Allah’ın istediği şekilde nasıl îmânlı olabiliriz? Allah’a ulaşmayı dileyerek, mürşidine tâbî olarak, 7 kalp şartının sahibi olarak. Kalbimize Allah îmânı yazıyor ve zikrederek kalbimize ulaşan nurlarla da îmânımız artıyor.
Resûlullah (S.A.V) hadîs-i şerifinde: “Îmânınızı tazeleyiniz.” Allah Resûlü’ne diyorlar ki: “Yâ Resûlullah, biz îmânımızı nasıl tazeleyebiliriz?” Resûlullah buyuruyor: “Zikredin.”
Öyleyse îmânın tazelenmesi, îmânın beslenmesi zikirledir. Zikrin mahalli de kalptir. Allah razı olsun.