Muhterem Hocam, imân nedir ve Kur'ân-ı Kerîm'de sağır, dilsiz, kör olarak nitelendirilenler ile cennetliklerin vasıfları nelerdir?
Soru
Muhterem Hocam, imân nedir ve Kur'ân-ı Kerîm'de sağır, dilsiz, kör olarak nitelendirilenler ile cennetliklerin vasıfları nelerdir?
Cevap
Saidi Nursî Hazretleri buyuruyor ki: "İmân insanı insan eder." Acaba imân nedir?
Resûlullah (S.A.V) Efendimize Cebrail (A.S):
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî, Îmân, 37.
Ebû Hûreyre (R.A) şöyle anlatmaktadır.
“Bir gün Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) insanların yanına çıkmış aralarında oturuyordu. Bir kişi geldi. “-Îmân nedir?” diye sordu. Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V):
“-Îmân, Allah’a, meleklerine, Allah’a mülâkî olmaya, resûllerine, ve öldükten sonra tekrar dirilmeye îmân etmendir.” buyurdular.
“-Ya İslâm nedir?”
“-İslâm, Allah’a kulluk edip O’na hiçbir şeyi ortak koşmaman, namazı ikâme ve farz kılınmış zekâtı edâ etmen ve oruç tutmandır.”
“-Ya ihsân nedir?”
“-Allah’a sanki O’nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Eğer sen Allah’ı görmüyorsan şüphesiz O seni görür.”
“-Kıyamet ne zaman?”
“-Bu meselede sorulan, sorandan daha âlim değildir. Ancak sana onun alâmetlerini haber vereyim: Ne zaman câriye, sahibini yani efendisini doğurur, kim oldukları belirsiz siyah deve çobanları yüksek binâlar kurmakta birbirleriyle yarışa çıkarlarsa Kıyâmet iyice yaklaşmış demektir. Kıyâmetin tam olarak vakti, Allah’tan başka kimsenin bilemediği beş husustan biridir.”
Bu cevaplardan sonra gelen kişi arkasına dönüp gitti. Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V):
“-Onu geri çağırın!” buyurdular. Ancak ashâb-ı kirâm bütün aramalarına rağmen kimseyi göremediler. Bunun üzerine Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) :
“-O Cibrîl (A.S) idi, insanlara dinlerini öğretmek için geldi.” buyurdular.
İşte burada imânın en önemli rüknu; ruhu Allahû Tealâ'ya mülâkî olmaya yani hayattayken ruhu Allahû Tealâ'ya ulaştırmaya inanmak. Kimdir imânın sahipleri? Hayattayken ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenler. Allah'a inanmak yetmez, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasına inanmak yetmez, farz olduğuna inanmak yetmez; mutlaka kalpten Allah’a ulaşmayı dilemek gerekli, yani dili kalbe indirmek.
KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ OLANLAR
1. BAKARA-18: Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Artık onlar dönemezler.
2. BAKARA-171: (…Onlar) sağır, dilsiz ve kördürler. Bu yüzden onlar akıl edemezler (idrak edemezler).
3. MÂİDE-71: …kör ve sağır (hakkı görmez ve işitmez) oldular. Sonra, Allah onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan birçoğu kör ve sağır oldular…
4. EN'ÂM-39,40: Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde sağırlardır, dilsizlerdir… … Allah’ın ayetlerini inkâr edenler karanlıkta kalmış sağır ve dilsizlerdir…
5. EN'ÂM-46: …İşitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size (geri) getirir?…
6. EN'ÂM-104,110: Kimin de kalp gözü kör kalırsa, o taktirde onun aleyhinedir.… Ve onların fuâd hassalarını ve basiretlerini evvelce O’na inanmadıkları ilk zamanki hallerine çeviririz…
7. A‘RÂF-64: … Ve âyetlerimizi yalanlayanları boğduk. Muhakkak ki; onlar âmâ (kör) bir kavim oldular.
8. A‘RÂF-100: … Ve kalplerinin üstünü tabederdik (açılmaz damga vururduk) de artık onlar işitmezlerdi.
9. A‘RÂF-179: … Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler…
10. ENFÂL-21: İşitmedikleri halde “işittik” gibi olmayın diyenleri…
11. ENFÂL-22: Muhakkak ki; Allah katında, (yerde yürüyen) hayvanların en şerlisi (kötüsü) akıl etmeyen sağır ve dilsizlerdir.
12. ENFÂL-31: … “Biz işittik. Şayet biz dileseydik, bunun gibisini elbette biz de söylerdik. Bu ise ancak evvelkilerin masalıdır.”
[17.05.2026 05:13] Nuran Çelik Çelik: 13. HÛD-24: İki toplumun durumu, âmâ ve sağır ile gören (basar hassası çalışan) ve işitenin (sem’î hassası çalışan) durumu (örneği) gibidir.
14. NAHL-108: İşte onlar, Allah’ın kalplerini, işitme hassalarını ve görme hassalarını tabettiği (mühürlediği) kimselerdir. Ve işte onlar; onlar, gâfildirler.
"Onlar sağır, dilsiz ve körlerdir." İşte bu sağır, dilsiz ve kör olanlara baktığımız zaman bunların hepsi insandır ama dünya hayatını yaşarken Allah'ın temel emri olan hayattayken ruhunu Allah'a ulaştırmayı dilemeyenlerdir. Allahû Tealâ onların hassalarına engeller koyuyor.
İrşad kademesiyle mücadele ederlerse uzuvlarına da engeller koyuyor ve bu kişiler Kur'ân-ı Kerîm'deki âyetlerde sağır, dilsiz ve kör olanlar olarak yer alıyor. Allahû Tealâ o kişinin gören, işiten ve idrak eden birisi olmasını isterken. Çünkü Allah insanı çok seviyor, en sevdiği varlık olan insanın yükselmesini istiyor. Tek bir dilekle Allah'ın cennetine girenler, bunların hepsi gören, işiten ve idrak edenlerdir. İşte kör, sağır ve dilsiz olmayanlar, bunların hepsi cennetliklerdir.
KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ OLMAYANLAR
1. BAKARA-285: …Ve işittik ve itaat ettik! Ve Rabbimiz, Senin mağfiretini (dileriz). Ve masîr (varış) Sana’dır…”
2. ÂLİ İMRÂN-193:…Muhakkak ki biz, “Rabbiniz’e âmenû olun” diye îmâna davet eden davetçiyi işittik, böylece îmân ettik…”
3. MÂİDE-83:…Ve Resûl’e indirilen (Kur’ân’ı) işittikleri zaman, Hakk’tan olan şeylere arif olduklarından dolayı, …
4. EN’ÂM-36: (Davete) ancak işitenler icabet eder...
5. YÛNUS-67: Muhakkak ki bunda, işiten bir kavim için elbette âyetler vardır.
6. NAHL-78:…Ve sizi, işitme hassası, görme hassası ve idrâk etme hassası (sahibi) kıldı…
7. NÛR-51: …Allah’a ve Resûl’üne davet edildikleri zaman mü’minlerin sözü “işittik ve itaat ettik” demeleridir…
8. FURKÂN-73:…Rab’lerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman onlara (âyetlere) karşı kör ve sağır olmazlar.
9. NEML-81: Ve sen, körleri dalâletlerinden (çevirip) hidayete erdirecek değilsin. Sen, ancak âyetlerimize inananlara işittirebilirsin…
10. RÛM-53: Ve sen, körleri dalâletlerinden kurtarıp hidayete erdirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize îman edenlere duyurursun. İşte onlar teslim olanlardır.
11. SECDE-15: Fakat Bizim âyetlerimize îmân edenler (âmenû olanlar) onlardır ki, (âyetlerimiz) zikredildiği zaman (hemen) secde ederek yere kapanırlar. Ve Rab’lerini hamd ile tesbih ederler ve onlar kibirlenmezler.
12. MULK-23: De ki: “Sizi inşâ eden (yoktan yaratan yaratıp var eden) ve size işitme, görme ve idrâk etme hassalarını veren O’dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz?
13. CİNN-13: Ve gerçekten biz, hidayeti işittiğimiz zaman O’na îmân ettik. Artık kim Rabbine îmân ederse, bundan sonra hakkının yitirilmesinden ve haksızlık edilmesinden korkmaz.”
14. İNSÂN-2: Muhakkak Biz, insanı (ilk hücrenin) birleşimi olan bir nutfeden yarattık. Onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple işitici ve görücü kıldık.
Bakara 285: "İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz senin mağfiretini dileriz."
Âli İmrân 193: "Rabbimize âmenû olun diye imâna davet eden davetçiyi işittik."
Mâide 83: "Resûle indirilenleri işittik, Haktan olan şeylere arif oldukları için."
Enâm 36: "Davete ancak işitenler icabet eder."
Yûnus 67: "İşiten bir kavim için ayetleri veriyoruz."
Nahl 78: "Sizi işitme hassası, görme hassası ve idrak etme hassasının sahibi kıldı."
Nûr 51: "Müminlerin sözü; 'İşittik ve itaat ettik' demeleridir."
Furkân 73: "Rablerinin âyetleri anlatıldığı zaman onlar onlara karşı kör ve sağır olmazlar."
Neml 81: "Sen körleri dalâletten hidayete erdirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize imân edenlere işittirebilirsin."