Muhterem Hocam, insan-ı Kâmil olma vasfına herkes ulaşabilir mi?
Soru
Muhterem Hocam, insan-ı Kâmil olma vasfına herkes ulaşabilir mi?
Cevap
Evet, kapı herkese açık. Gelişim basamakları içerisinde eğer diyorsak ki insan-ı kâmil olmanın yegâne vasıtası zikirdir, o zaman Allah'tan hoşlanmak, Allah'ı sevmek, Allah'a âşık olmak, Allah'a hayran olmak olan bütün bu geniş yelpazeyi, basamakların hepsini zikirle aşabiliriz.
Âli İmrân Suresi'nin 31. âyet-i kerimesinde: “Eğer Allah'ı seviyorsanız bana tâbî olun ki Allah da sizi sevsin.” Allahû Tealâ'yı seviyorsanız, öyleyse 12 tane insanla mürşide tâbî olanlar, onlar Allah'ı sevenlerdir.
Ama Allahû Tealâ'nın Âli İmrân Suresi'nin 134. âyet-i kerimesinde belirttiği gibi Allah muhsinleri sever. Muhsinler kimlerdir? Fizik vücut teslimini gerçekleştirenler. Yani Allahû Tealâ ruhunu teslim edenleri de sever, Allahû Tealâ fizik vücut teslimini yapanları sever ve Allahû Tealâ nefsini teslim edenleri de sever. Nefs teslimi, Allah'a âşık olmakla; hayranlık, irade teslimiyle oluşan bir neticedir.
Başlangıç noktasında Allahû Tealâ bütün herkese: “Hepiniz toptan Allah'ın ipine, Sırat-ı Mustakîm'e sarılın, fırkalara ayrılmayın, Allah'ın üzerinizdeki nimetini zikredin. Siz birbirinize düşmandınız, kalplerinizi sevgide birleştirdi.” Yani Allah'ı sevenler, onlar kalpleri sevgide birleşenler.
O sebeple Âli İmrân 119'a: “Siz mü’minler böylesiniz. Siz sizi sevmeyenleri seversiniz. Çünkü siz kitabın tamamına îmân edersiniz.” İnsan-ı kâmil olmak, kemal derecelerinde olgunlaşmak hepimizin hakkıdır. Ama bunu sadece sevenler yaşayabilir.
Bir insan evvelâ Allah'tan hoşlanır, sonra Allah'ı sever, sonra Allah'a âşık olur, sonra Allah'a hayran olur. Allah'tan hoşlanmak Allah'a ulaşmayı dilemekle, Allah'ı sevmek mürşide tâbîyetle, Allah'a âşık olmak nefsin teslimiyle, Allah'a hayran olmak iradenin teslimiyle neticelenir. Bu bizim manevî yükselişimiz. Mürşid sevgisi de Allah sevgisinin kokusudur. Mürşidi seven Allah mutlaka ötekilerden daha çok sevendir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: “Sizden biriniz beni anne-babasından ve nefsinden fazla sevmedikçe îmânın kemaline eremez.” Yani insan-ı kâmil olamaz, kemal derecelerinde ilerleyemez.
Sahâbe bu konunun en güzel örneğidir. Evet, Allahû Tealâ'nın bizler için tayin ettiği mürşidi annemizden, babamızdan ve kendimizden daha fazla sevmedikçe... Öyleyse ölçü belli. Herşeyden daha fazla mürşid sevgisine sahip olmamız gerekir ki İnsan-ı Kâmil olabilirim.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhâri, Îmân.
“Sizden biriniz, beni anne-babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe îmân etmiş olmaz.”