Muhterem Hocam, insan-ı kâmil olma yolculuğunda Resûl sevgisinin önemi nedir?

Soru

Muhterem Hocam, insan-ı kâmil olma yolculuğunda Resûl sevgisinin önemi nedir?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, insan-ı kâmil olabilmek mutlaka mürşide tâbiiyetle mümkündür. Mürşide tâbiiyet de sevginin bir meyvesidir. Hucurât Suresi'nin 7. âyet-i kerimesinde Allah irşad olanlardan bahsederken:

49/HUCURÂT-7 Va’lemû enne fîkum resûlallâh(resûlallâhi), lev yutîukum fî kesîrin minel emri le anittum ve lâkinnallâhe habbebe ileykumul îmân ve zeyyenehu fî kulûbikum, ve kerrehe ileykumul kufre vel fusûka vel isyân(isyâne), ulâike humur râşidûn(râşidûne).

Ve aranızda Allah’ın Resûl'ü olduğunu biliniz. Eğer işlerin çoğunda size itaat etseydi, mutlaka sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size îmân sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.

“Bilin ki Allah'ın Resûl'ü içinizde. Eğer emirlerde size uysaydı, belki Allah'ın lânetine bile uğrardınız. Kalplerinizi 19 kademede müzeyyen kıldı. Hatta 14 kademe müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı, isyanı sizden berî kıldı. İşte onlar irşada ulaşanlardır.”

İradesini de teslim eden insanlara baktığımız zaman onlar kendilerini sevmeyenleri de seven, Kitabın bütününe tâbi olanlar olduğunu görüyoruz. Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: “Sizden biriniz beni anne babasından, kendi nefsinden fazla sevmedikçe îmânın kemâline eremez.” Yani insan-ı kâmil olamaz. Kemâl derecelerinde ilerleyemez. Belki ruhunu Allah'a ulaştırır ama fizik vücudunu, nefsini Allah'a teslim edemez, irşada ulaşamaz ve iradesini de Allah'a teslim edemez. İnsan-ı kâmil olamaz.

Sahâbe bu konunun en güzel örneği. Başlangıçta onlar da Peygamber Efendimiz (S.A.V) Efendimiz’e nasıl davranacağını bilmiyorlardı. Allah yavaş yavaş onları şekillendirdi, insan-ı kâmil olma şerefine erdirdi. Allah'a ve Resûl'üne olan sevgileri kendilerine olan sevgilerinden de fazla hâle geldi.

Evet, gerçekten de Hz. Ömer (R.A):

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizî, Emsal, 1; (Hadîs No: 2861); Darimi, Mukaddime, 2.

Hz. Ömer (R.A): “Ey Allah’ın Resûl’ü! Nefsim hariç, seni herşeyden daha çok seviyorum” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu: “Hayır! Allah’a yemin olsun ki, Beni nefsinden daha çok sevmedikçe (kâmil) îmân sahibi olamazsın.” Bunun üzerine Hz. Ömer (R.A): “Seni nefsim de dahil herşeyden daha çok seviyorum.” dedi. Resûlullah (S.A.V) ise şöyle buyurdu: “Şimdi kâmil îmân sahibi oldun.”

Öyleyse Allah'ın mürşidini herşeyden fazla sevmek, annemizden, babamızdan, evlatlarımızdan, kendimizden daha fazla sevmek... İşte bu sevgi bizi insan-ı kâmil noktasına ulaştırıyor. Bu sevgi varsa itaat zaten bunun sonucudur. İtaat de bir teslimiyettir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ekim 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20262 dk okuma0