Muhterem Hocam, insan sürekli imtihanda olduğundan ve imtihanın sonucu hiç belli olmadan insan nasıl huzurlu olabilir? Cennete gideceği ve bu dünyada belli olmadığından da insan neye göre huzurlu olacak? Açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, insan sürekli imtihanda olduğundan ve imtihanın sonucu hiç belli olmadan insan nasıl huzurlu olabilir? Cennete gideceği ve bu dünyada belli olmadığından da insan neye göre huzurlu olacak? Açıklar mısınız?

Cevap

Huzur hali, kavganın bittiği bir uyum halidir sevgili kardeşlerim. İç dünyamızda başlangıç noktasında Nefs-i Emmare'de diyalektik kavga var. Nefsin afetleri, Allah’ın bütün emirlerine isyan eden, yasak olan fiilleri işleyendir. Ruhun hasletleri, Allah’ın bütün emrine itaat eden, yasakları işlemeyendir. Dolayısıyla birbirine zıt ikiz kardeş içimizde var. Birisi ruh, diğeri nefs.

ORTAK AKIL NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır 1. Kin ve Nefret 2. Küfür 3. Yalan 4. Zulüm 5. Haset 6. Cehalet 7. Cimrilik 8. Öfke ve Gayz 9. İsyan 10. Sabırsızlık 11. Kibir ve Gurur 12. Hırs ve Şehvet 13. Nankörlük 14. Dedikodu 15. Zan 16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar) 17. Vefasızlık 18. Mürailik 19. Fitne Fesat NEFS TEZKİESİ VE TASFİYESİ İLE NEFSİN 19 AFETİ 19 HASLETE DÖNER, RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır 1. Sevgi 2. Îmân 3. Doğruluk 4. Adalet 5. Edep 6. İlim 7. Cömertlik 8. sekînet 9. İtaat 10. Sabır 11. Tevazu 12. Kanaat 13. Şükür 14. Ketumiyet 15. Hakikat 16. Faziletler 17. Vefa 18. İhlâs 19. Tevhit

Ama ruhun negatif istikamette değişimi olmaz. Değişmesi gereken nefsimizdir. Ve Allahû Tealâ da Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîsinde şöyle buyuruyor: “Allah, şüphesiz ki bu dîni nefsinizi ihlâsa ulaştırmak için var etti.” Nefsin ihlasa ulaşması, nefsin manevî kalbindeki afetlerin tezkiye ile evvela kontrol altına alınması, daha sonra tasfiye ile tamamen temizlenmesidir. İşte o zaman kesintisiz, daimî bir huzur ve sükûn haline ulaşabiliyoruz. Dolayısıyla Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de hükmünü veriyor: “Kim kalben Allah’a ulaşmayı dilerse" yani ruh zaten ne dünyayla ne cennetle ilişkisi yok. Ruh, Allah’ın Zat'ını diliyor. Ama cennetler ruhun hasretleriyle çevrili. Cehennem de nefsin afetleriyle çevrili. Veya başka bir deyişle; cennet; nefsin sevmediği şeylerle çevrili, cehennem ise; nefsin sevdiği şeylerle çevrili. Öyle olunca biz, nefsimizin istediğini ona vermemek için mücadele edeceğiz. Daha doğrusu “riyazet”. İstemediği şeyi ona yaptırmak ise “mücahade”.

Nefs neyi istemiyor? Nefs, Allah’ın emirlerine itaat etmeyi, yasak olan fiilleri işlememeyi istemiyor. Ama bunları zorla yaptıracağız. Nefs neyi istiyor? Afetler istikametinde, Allah’ın emirlerine isyan etmeyi, yasak olan fiilleri işlemeyi. Ona vermeyeceğiz. Mücahade ve riyazetle nefsi evvela kontrol altına almak, daha sonra tamamen temizlemek hepimizin görevi olması lazım. O zaman huzurlu olabilir ve cennete gideceği bu dünyada belli olur, Allah’ın izniyle. Allahû Tealâ Neml Suresi’nin 89 ve 90. âyetlerinde bu konuyu dile getiriyor.

27/NEML-89 Men câe bil haseneti fe lehu hayrun minhâ, ve hum min fezein yevmeizin âminûn(âminûne). Kim hasenat ile (kazandığı dereceler, kaybettiği derecelerden fazla olarak) geldiyse, işte o zaman onun için ondan daha hayırlısı (cennet) vardır. Ve onlar, izin günü dehşetten (cehenneme gitmeyeceklerinden) emin olanlardır.

"Cehennemden çıkacaklardır."

27/NEML-90 Ve men câe bis seyyieti fe kubbet vucûhuhum fîn nâr(nâri), hel tuczevne illâ mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne). Ve kim seyyiat ile (kaybettiği dereceler, kazandığı derecelerden fazla olarak) geldiyse, işte o zaman onlar, yüzüstü ateşe atıldı (atılır). Yapmış olduklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Buhârî, Rikâk, 28; Müslim, Cennet, 1. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Sünnet, 22; Tirmizî, Cennet, 21; Nesâî, Eymân, 3. Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyet edilen bir Hadîs; "Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet de nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma3