Muhterem Hocam, insanlar Ahmet Yesevi, Şeyh Edebâlî, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, Hacı Bektaş-ı Velî, Yunus Emre, Saidî Nursî gibi velîler olmak istiyorlar. Bu imkânsız mı?
Soru
Muhterem Hocam, insanlar Ahmet Yesevi, Şeyh Edebâlî, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, Hacı Bektaş-ı Velî, Yunus Emre, Saidî Nursî gibi velîler olmak istiyorlar. Bu imkânsız mı?
Cevap
Bugün insanlara mikrofon tuttuğunuz zaman, “Sen de Ahmet Yesevî, Şeyh Edebâlî, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, Hacı Bektaş-ı Velî, Yunus Emre, Saidi Nursî gibi evliya olmak istiyor musun?” diye soruyorsunuz. Nerede diyorlar? Eskiden vardı o. İmkânsız. Halbuki sevgili kardeşlerim, kullar için imkânsız olan Allah için çok kolay.
Allahû Tealâ da Kutsal Kitaplarda bize sesleniyor ve dinimizin adı İslâm. İslâm, Allah’a teslim olmak. Öyleyse bizler için imkânsız olan, Allah’a teslim olduğumuz zaman çok kolay. Ve Allahû Tealâ da teslim dinini bize farz kılmış. Öyleyse teslim dini, 7 safha ve 4 teslimden oluşuyorsa, insanlar için imkânsız gibi görünen, Allah için çok kolaysa, o zaman Allah’la bile olmak herkesin hakkı. Ve bunu yerine getirenler, mutlaka en üst seviyede mutluluğu yaşayanlardır.
İnsanla Allah arasındaki ilişkiye baktığımız zaman 28 basamaktan oluşan İslâm merdiveni. Tek bir dilekle 21. basamağında ermiş evliya olmak herkes için çok ama çok kolay.
7 SAFHA 28 BASAMAK İSLÂM MERDİVENİ
Birinci 7’li Basamak: 3. basamaktan 7. basamağa kadar
3. basamak: ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK
İkinci 7’li Basamak: 8. basamaktan 14. basamağa kadar
14.basamak: MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAK
Üçüncü 7’li Basamak: 15. basamaktan 21. basamağa kadar
Dördüncü 7’li Basamak: 22. basamaktan 28. basamağa kadar
22. RUHUN ALLAH’A TESLİMİ
25. FİZİK VÜCUDUN ALLAH’A TESLİMİ
27. NEFSİN ALLAH’A TESLİMİ
28. SALÂH MAKAMI – İRADENİN TESLİM
28.1 SALİHLER - GÜNAHLARI 2. DEFA ÖRTÜLENLER
28.2 ŞEHİTLER - SALÂH NURU VERİLENLER
28.3 SIDDÎKLAR - GÜNAHLARI 2. DEFA SEVABA ÇEVRİLENLER
28.4 MÜRŞİDLER - İRADESİNİ ALLAH’A TESLİM EDENLER
28.5 ŞAHİTLER - İRŞADA MEMUR VE MEZUN KILINANLAR
28.6 KAVİM RESÛLLERİ - İRADENİN RE’Fİ
28.7 DEVRİN İMAMLARI - NEBİLLER VE VELİ RESÛLLER - TASARRUF RIZASI
Evet, velî mürşid olmayı Allahû Tealâ herkesin üzerine farz kılmış ve bu bir duadır, bir dilektir.
Bakara 186. âyetinde:
2/BAKARA-186: Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbû lî vel yu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).
Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).
"Kullarım sana benden sordularsa..."
Sevgili kardeşlerim, Allah’ın indirdiği kutsal kitaplardaki lisân vahiy lisânıdır. Herkes Allah’la konuşamaz, Allah’tan vahiy alamaz. Ama Allahû Tealâ’nın doğuştan seçtikleri, velî resûller, Kasas 68’de zikredildiği gibi onlar, 40 yaşına geldiklerinde Allahû Tealâ onları seçiyor ve iradelerini teslim alıyor.
28/KASAS-68: Ve rabbuke yahluku mâ yeşâu ve yahtâr(yahtâru), mâ kâne lehumul hıyarat(hıyaratu), subhânallâhi ve teâlâ ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
Ve Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Ve seçim hakkı onlara ait değildir. Allah Sübhan'dır (münezzehtir) ve (onların) şirk koştukları şeylerden yücedir.
Böylece onlar 7 safha ve 4 teslimi vehbî olarak Allah tarafından yaşarlar. Ardından ardı arkası kesilmeksizin Allah’ın velî mürşidleri hep var olmuştur. Velî mürşidler, Allahû Tealâ ile konuşabilen, Allah’ın tayin ettiği velî resûllerdir. Onlar hep var olmuştur.
HER ZAMAN DİLİMİNDE, HER KAVİMDE RESÛLLER VARDIR.
HER ZAMAN DİLİMİNDE, HER KAVİMDE MÜRŞİDLER, VEKİL MÜRŞİDLER VARDIR.
HER ZAMAN DİLİMİNDE, ASALETEN VEYA VEKALETEN DEVRİN İMAMI (ALLAH'IN HALİFESİ) VAR.
1. EN'ÂM - 48: Biz resûlleri “uyarıcılar ve müjdeleyiciler” olmaktan başka (bir şey için) göndermeyiz. Artık kim âmenû olur (Allah’a ulaşmayı dilerse) ve ıslâh olursa (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparsa) artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
2. NİSÂ - 64: Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik…
NİSÂ - 80: Kim resûl'e itaat ederse, böylece andolsun ki Allah'a itaat etmiş olur. …
NİSÂ - 165: müjdeleyici ve uyarıcı resûllerdir ki, insanların, resûllerden sonra Allah’a karşı (bizi uyaran ve müjdeleyen bir resûl gelmedi diye) hüccetleri (delilleri) olmasın.
3. İBRÂHÎM-4: Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz’dir, Hikmet sahibidir.
4. NAHL-36: Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. …
5. İSRÂ-15: Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.
6. ZUMER-71: … “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne geleceğinizi uyarsın?” dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.
A'RÂF - 43: … Allah’ın, bizi hidayete erdirmesi olmasaydı, biz hidayete ermezdik. Andolsun ki Rabbimizin resûlleri hak ile gelmiştir.” dediler. “Yapmış olduklarınızdan dolayı varis kılındığınız cennet işte budur.” diye nida olunurlar.
MU'MİNÛN - 44: Sonra Biz, resûllerimizi art arda (arası kesilmeksizin) gönderdik. ….
7. YÛNUS-47: Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükmolundu. Onlara zulmedilmez.
TEVBE - 33: Resûlünü müşrikler kerih görseler de, hidayetle ve hak din ile (bu dini) bütün dinler üzerine izhar etmesi (hak din olduğunu ispat etmesi) için gönderen O'dur.
SAFF - 9: Resûlünü hidayet ile ve dinlerin hepsinin üzerine, izhar etmek için, hak din ile gönderen O’dur. Ve müşrikler, kerih görseler bile.
.
Şûrâ Suresinin 51. âyet-i kerimesinde:
42/ŞÛRÂ-51: Ve mâ kâne li beşerin en yukellimehullâhu illâ vahyen ev min verâi hıcâbin ev yursile resûlen fe yûhıye bi iznihî mâ yeşâu, innehu aliyyun hakîm(hakîmun).
Allah'ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır, illâ vahyile veya perde arkasından veya dilediğine izniyle vahyetsin diye resûl (melek) göndererek. Allah, bilir ve hikmet sahibidir.
Öyleyse bu âyet-i kerimede zikredildiği gibi, Allahû Tealâ beşerle vahiy ile konuşur veya resûl göndermek suretiyle onunla konuşur.
Allah’ın velî resûlleri bizlerle insanlar arasında elçidir. Allah Resûlü (S.A.V) öyle buyuruyor: “Allah’ın öyle sevgili kulları vardır ki onlar kullarla Allah arasında iş görürler.”
İşte sevgili kardeşlerim, evvel emirde 28 basamaktan İslâm merdiveninde herkes olayları yaşar, olayları değerlendirir. Sevgili kardeşlerim, Muhterem Efendimizin bize verdiği, Allah’ın bizler için tayin ettiği hedef mutluluktur.
Mutluluğun formülü:
Hayır = mutluluk = Hayır / zaman.
Allah bizlerden mutlu olmamızı istiyorsa, o zaman devamlı hayır işlememiz lâzım. Kur’ân-ı Kerim’de zikredilen: "Öyle olaylar vardır ki hoşunuza gider, hayır zannedersiniz, belki de şerrdir. Öyle olaylar vardır ki şerr zannedersiniz, belki de hayırdır. Siz bilmezsiniz, rabbiniz bilir."
İşte sevgili kardeşlerim, Allah’ın muradı her saniye, her an hayrı işlemek, derecat kazanmaktır. Kişi Allah’a ulaşmayı dilemediği takdirde yaptığı amel ne olursa olsun boşa gider.
İşte Zumer Suresi'nin 65. âyet-i kerimesinde:
39/ZUMER-65: Ve lekad ûhıye ileyke ve ilellezîne min kablik(kablike), le in eşrekte le yahbetanne ameluke ve le tekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne).
Ve andolsun ki, sana ve senden öncekilere: "Gerçekten eğer sen şirk koşarsan (Allah'a ulaşmayı dilemezsen), amellerin mutlaka heba olur. Ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun." diye vahyolundu.
“Sana ve senden öncekilere vahyettik. Eğer şirk koşarsan, amelin boşa gider.”
Öyleyse şirkten ber’i olmak, İslâm dinini yaşamanın bidayetini, başlangıcını teşkil ediyor.
Yunus Emre:
“Cennet cennet dedikleri,
Birkaç köşkle, birkaç huri,
İsteyene ver Sen onları,
Bana Seni, gerek Seni” diyor.
Evet sevgili kardeşlerim, demek ki iki tür insan var:
“Ehli dünya, dünyada
Ehli uhba. uhbada
Her biri bir sevdada
Bana Allah’ım gerek,”
Şeyh Edebâlî bunu söylüyor, “Bana Allah’ım gerek.”
O zaman konunun odak noktasında kalben ulaşmayı dilemek var, ruhun talebini kalbimize nakşetmek var.
Yunus Emre:
Binde biri bu halkın Rahmân yoluna girmez,
Gel bir kişi göster ki şeytan yoluna girmez.
Başlangıç noktasında herkes, sebîl-i gayydadır. 19 negatif özelliğin sahibidir.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ
1. Allah’ın âyetlerinden gâfildir. Yunûs-7 / Nahl-78
2. Şirktedir. Zumer-65
3. Küfürdedir. Sebe-20
4. Dalâlettedir. Ra’d-27
5. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara 18-171 / Zuhrûf 40 / En’âm 39 -122 / 8-24
6. Fısktadır. Bakara-26
7. Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17
8. Dinde fırkalara ayrılmıştır. En'âm-43
9. Zalimdir (nefsine zulmedendir). Mâide-51 / İbrâhîm-27
10. Cahildir (akletmeyendir). Bakara-13 / Bakara-142
11. İsyandadır. Yûnus-11
12. Sebîl-i gayy’dadır. A'râf-146
13. Fitnededir. A'râf-27 / Enfâl-28
14. Birbirine düşmandır. Ali-İmrân-103
15. Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65
16. Takva sahibi değildir. Rûm-32
17. Mümin değildir. Sebe-20
18. Hidayette değildir. Yûnus-45
19. Gideceği yer cehennem. Mu'minûn-103 / A'râf-178
Âyetlerden gâfildir, şirk içindedir, dalâlettedir vesaire, 19 tane negatif özellik. Ama Allahû Tealâ katından gönderdiği resûllerle onları Allah’a davet ediyor.
Gönül dolu zulmettir, işlediği bid’attır.
Bu nicesi ümmettir Kur’ân yoluna girmez.
Başlangıç noktasında herkes faydasız ilimle dini yaşadığını zannediyor. Câsiye Suresi'nin 23. âyet-i kerimesinde gizli şirkte.
45/CÂSİYE-23: E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah'tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?
"O hevasını ilah edineni görmedin mi? Bir ilim üzere Allah onları dalâlete bırakmıştır."
Evet, faydasız ilim. Faydasız ilmin Kur’ân’daki adı emanîyye, Türkçe karşılığı bid’at’tır. Bid’atlerle din yaşayanlar, Yunus’un dediği gibi,
“Bu nicesi ümmettir. Kulların yoluna girmezler.”
“Gel sen Yunus iste bul, Allah’a yarar bir kul,
Kul nasıl ola makbul, Sultan yoluna girmez"
İşte sultanın yoluna girmen için mutlaka Allah’a ulaşmayı kalben dilemen lâzım. 3. basamakta kalben ulaşmayı dilediğin an, Allahû Tealâ Allah’a giden yolun bütün kapılarını açıyor.
Enfâl Suresi'nin 29. âyet-i kerimesinde bildirildiği gibi:
8/ENFÂL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah'a karşı takva sahibi olursanız sizi furkân (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
"Eğer Allah’a ulaşmayı dilersen, o zaman Allah sana yardım eder." Ve tek bir dilek, bu dilek 19 negatif özelliği 19 pozitif özelliğe çeviriyor.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYENLERİN 19 POZİTİF ÖZELLİĞİ
1. Allah’ın âyetlerine yakîn hasıl ederler. Ra’d-2 / Secde-24
2. Şirkten kurtulmuştur. Rûm-31
3. Küfürden kurtulmuştur. Sebe-20
4. Dalâletten kurtulmuştur. Ra'd-27
5. Sağır, dilsiz ve kör olmaktan kurtulmuştur. Hacc 51 / En’âm 46 -122 / İsrâ 46- / Enfâl 24
6. Fısktan kurtulmuştur. Bakara 27
7. Şeytanın kulu ve dostu olmaktan kurtulmuştur. Zumer 17
8. Kurtuluşa eren fırkadır. Âli İmrân 103 / Rûm 32 / Zilzal 20
9. Zulümden kurtulmuştur (nefsine zulmetmeyendir). Bakara 257
10. Cehaletten kurtulmuştur (akledendir). Bakara 2 / Ra’d 4
11. İsyandan kurtulmuştur. Hucurât 7
12. Sebîlel rüşddedir (rüşd yolundadır). Mu’min-38
13. Fitneden kurtulmuştur. Enfâl-28
14. Birbirine dost olmuşlardır. Âli İmrân 103
15. Amelleri boşa gitmeyendir (hüsranda değildir). Âli İmrân 100 / Rûm 32 / Zilzal 20
16. Takva sahibidir. Rûm-31
17. Mü’mindir. Sebe-20
18. Hidayettedir. Ra’d-27
19. Gideceği yer cennettir. Mu’minûn-102
Ve Yunus:
"Burada dahi verdin bize ol huriyi çift-i helâl
Andan dahi geçti arzum, azmim sana varmak için."
Evet sevgili kardeşlerim, hayatın tek gayesi Allah’ı dilemektir. Allah’ın emaneti olan ruhu, hayattayken, dünya hayatını yaşarken Allah’a ulaştırmayı dilemektir.