İnsanlar Allah ile bir güven ilişkisi kurmadan ulaşmak istedikleri hedeflere ulaşabilirler mi?
Soru
İnsanlar Allah ile bir güven ilişkisi kurmadan ulaşmak istedikleri hedeflere ulaşabilirler mi?
Cevap
Nisâ 80’de Allahû Tealâ Resûl'e itaatin, Allah’a itaat olduğunu buyuruyor.
4/NİSÂ-80 Men yutiır resûle fe kad atâallâh(atâallâhe), ve men tevellâ fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ(hafîzen).
Kim Resûl'e itaat ederse, böylece andolsun ki Allah'a itaat etmiş olur. Ve kim yüz çevirirse, o taktirde Biz seni, onların üzerine muhafız olarak göndermedik.
Nisâ 64’te:
4/NİSÂ-64 Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).
Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.
İnsanın güvenmesi lâzım gelen temel, kendisi değildir. Çünkü insan, sadece bir kuldur. Güven duyulması lâzım gelen makam, Allah’tır. Güven duyulması lâzım gelen makam, irşad makamıdır. Çünkü irşad makamı da %100 Allah’a teslim olmuştur.
İşte Yunus Emre Hz. irşad makamındaydı. "O ne derse ben yaparım, ama ben ne dersem O dost tutar." Öyleyse güven duyulması gereken makam Allah’tır, irşad makamıdır. Allahû Tealâ’nın yolculuğu muhafaza altında gerçekleştiren bir yolculuktur. Bu yolculuğu tahakkuk ettiren, muhafaza eden Allahû Tealâ’nın yakın dostlarıdır. Bunlar mürşidlerdir.
Bir insan eğer koruma altında değilse bu yolda sapıtması her zaman mümkündür. Devrin imamı, Allah’ın sizin için tayin ettiği vekildir. Bizlerin vekilidir. Çünkü, Allahû Tealâ bizi ona emanet etmiş. Nitekim Enbiyâ 73 ve Secde 24’te bunu görüyoruz.
32/SECDE-24 Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.
21/ENBİYÂ-73 Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâti, ve kânû lenâ âbidîn(âbidîne).
Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.
Öyleyse devrin imamını bizim için vekil olarak tayin eden Allah’tır.