Muhterem Hocam, insanlar Allah'ın ayetlerinden habersiz oldukları için mi dostluklar kurulamıyor?
Soru
Muhterem Hocam, insanlar Allah'ın ayetlerinden habersiz oldukları için mi dostluklar kurulamıyor?
Cevap
Evet sevgili kardeşlerim, Allah’ın emri bütün kâinatı kapsamaktadır. Allah’ın kanunları evrenseldir. İnsanlar beş duy organın standartları içerisinde mutluluğu arıyorlar. Beş organ standartları içerisinde hiç kimse mutlu olamaz.
Dünya için çalışanlar ne yaparlarsa yapsınlar mutluluğu yaşayamazlar. Beş duyu organın içerisinde, beş duyu organın muhtevası içerisinde insanlar kasa, masa, nisa için çalışıyorlar, bununla zevkleri yaşayabilirler. Ancak mutluluk, mümkün değil. Çünkü mutluluk nefsin tezkiyesi ve tasfiyesi ile gerçekleşir. Nefsin manevî kalbindeki afetlerin yarı yarıya azalması ve tamamen temizlenmesi ancak Allah isminin tekrarı olan zikirle mümkündür. İbadetlerin sultanı olan zikir yoksa, mutluluk mümkün değil.
Allahû Tealâ en çok insanı seviyor. Sevdiği insanın mutlu olmasını istiyor ve onun mutluluğu meyanında iki tane kaynak vaaz etmiş:
*Allah’ın kitabı, Allah’ın bütün kanunlarını içeren yegâne kaynak.
*İnsanlardan biri, bu kitabı açıklayan, öğreten ve yaşatan Allah’ın mürşidi.
Allah Resûlü (S.A.V):
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663
“Sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz; Allah’ın Kitab’ı Kur’ân ve Ehl-i Beyt’im.”
“Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın Kitab’ı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberi’nin sünnetidir.”
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663.
“Sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz; Allah’ın Kitab’ı Kur’ân ve Ehl-i Beyt’im.”
Furkan Suresi’nin 27, 28, 29, 30. ayetlerinde peygamberlerden sonra gelecek olan Resûl, Mehdi Resûl’ün onun döneminde zalimler pişmanlıklarından ellerini ısıracaklar: “Keşke Resûl’le birlikte bir yol tutsaydık.”
5/FURKÂN-27 Ve yevme yeadduz zâlimu alâ yedeyhi yekûlu yâ leytenîttehaztu mear resûli sebîlâ(sebîlen).
Ve o gün, zalim ellerini ısırır: “Keşke resûlle beraber (Allah’a giden) bir yol ittihaz etseydim.” der.
25/FURKÂN-28 Yâ veyletâ leytenî lem ettehız fulânen halîlâ(halîlen).
Yazıklar olsun, keşke ben filanı (o kişiyi) dost edinmeseydim.
25/FURKÂN-29 Lekad edallenî aniz zikri ba’de iz câenî, ve kâneş şeytânu lil insâni hazûlâ(hazûlen).
Andolsun ki; bana zikir (Kur’ân’daki ilim) geldikten sonra beni zikirden saptırdı ve şeytan, insana yardımı engelleyendir.
25/FURKÂN-30 Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzâl kur’âne mehcûrâ(mehcûran).
Ve resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur’ân’dan ayrıldı (Kur’ân’ı terketti).” dedi.
Sevgili kardeşlerim, Resûl’le birlikte yol tutanlar kimlerdir? Bakara 151 ile açıklayalım. Resûl’le birlikte yol tutanlar, âyetler tilavet edildiğinde âyetlere îmân edenlerdir. Resûl’le birlikte yol tutanlar, mürşit söz konusu olduğu zaman tâbi olup nefs tezkiyesine başlayanlardır. Resûl’le birlikte yol tutanlar, fizik vücut teslimi için harekete geçen, Kur’ân’ın ruhunu öğrenenlerdir. Resûl’le birlikte yol tutanlar, hikmeti öğrenenler, nefs teslimini yapanlardır. Resûl’le birlikte yol tutanlar, irade teslimini yaparak hikmetin ötesini de öğrenenlerdir.
NEBÎ RESÛL'LERİN 5 GÖREVİ
BAKARA – 151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (1) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (2) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (3) size Kitap’ı (Kur’ânı Kerim’i) ve (4) hikmeti öğretsin ve (5) (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
Ama öyle olmasına rağmen Resûl’le birlikte yol tutmayanlar, bu yedi safha dört teslimi yaşamayanlar… Resul onlara diyor ki: “Benim kavmim bu Kur’ân’dan ayrıldı.” Sadece Kur’ân’daki İslâm’ı yaşayanlar, onlar Fırka-i Naciye. 73 fırka ama 72’si cehenneme, tanesi hariç.
İşte sevgili kardeşlerim, bu sohbetleri niçin yapıyoruz? İnsanların unuttuğu Kur’ân’daki İslâm’ı, yani kâinatın ezelî ve ebedî dinini insanlara açıklamak üzere yapıyoruz. İnsanlar Kur’ân’ı unutmuşlar. Resûlullah’ın da ifade ettiği ahir zamanda Kur’ân bir vadide, insanlar başka bir vadide. İnsanlar dini bidatlerle yaşamaya başlamışlar ve Kur’ân’ı unutmuşlar.
İnsanlara Allah’ın doğrularını anlatıp onların gözünü açmak, onlara en azından Allah’a ulaşmayı dilemeyi öğretmek mecburiyetindeyiz. Bu husus dünyanın en önemli probleminin çözülmesidir. Uluslararası düşmanlıkların sona ereceği, uluslararası dostlukların kurulacağı, yeni bir dünyaya sulh sükûnun gerçekleştiği yeni bir dünyaya adım atıyoruz.
Üç kitaplı dinin mensuplarının kendi aralarında da yedi safha dört teslim olduğunu ispat etmek, bu birinci vazifemizdir. Böylece aramızda dünyadaki en büyük dostluklar kurulacaktır. Bu da bunun neticesi olan yaşamayı ifade ediyor.
Hadîs-i şerifte: “Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun.” diyor.
Öyleyse kardeşlik hepimizin gerçekleştirmesi gereken hedef.
Katolik rahip olan Martin Luther King ne diyor: “Biz balıklar gibi yüzmeyi, kuşlar gibi uçmayı öğrendik ama kardeş olmayı öğrenemedik.”
Kardeş olmak mutlak surette 7 kademedeki nefs tezkiyesi tek bir dilekle gerçekleşir. Allah razı olsun.