Muhterem Hocam, insanlar arasında tahsil almayan kişiler cahil diye nitelendiriliyor. Kur’ân’a göre cahil kişi kimdir? Bizlere açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, insanlar arasında tahsil almayan kişiler cahil diye nitelendiriliyor. Kur’ân’a göre cahil kişi kimdir? Bizlere açıklar mısınız?

Cevap

Kur’ân’la insanların röntgenini çekecek olursak üç grup görüyoruz:

1- İlim sahipleri

2- İlim verilenler

3- Cahiller

İLİM SAHİPLERİ (ÖĞRETENLER)

1. KUR’ÂN’IN LAFZINI ÖĞRENENLER

CUMA-2: Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir. …

2. KUR’ÂN’IN RUHUNU ÖĞRENENLER

ÂLİ İMRÂN-20: … “Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.” O kitap verilenlere ve ümmîlere: “Siz de vechinizi (fizik vücudunuzu) (Allah’a) teslim ettiniz mi?” de. Eğer teslim ettilerse, o taktirde, hidayete ermişlerdir.

3. HİKMETİ ÖĞRENENLER

NİSÂ-113: Ve eğer Allah’ın fazlı ve rahmeti senin üzerine olmasaydı, onlardan bir grup mutlaka seni saptırmaya kastedecekti. Ve onlar kendilerinden başkasını saptıramazlar. Ve sana hiçbir şeyle zarar veremezler. Ve Allah, sana Kitab’ı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. Ve Allah’ın senin üzerindeki fazlı çok büyüktür.

4. HİKMETİN ÖTESİNİ ÖĞRENENLER

BAKARA-151: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup, açıklasın) ve sizi (Nefsiniz) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

5. MARUFLA EMREDEN MÜNKERDEN NEHYEDENLER

ÂLİ İMRÂN-104: Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.

6. RESÛLLER

A’RÂF-62: Size Rabbimin risalelerini (gönderdiklerini) tebliğ ediyorum (ulaştırıyorum). Ve size nasihat ediyorum (öğüt veriyorum). Ve sizin bilmediğiniz şeyleri ben Allah’tan öğreniyorum (biliyorum).

7. DEVRİN İMAMLARI

ENBİYÂ-73: Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.

SECDE-24: Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize yakîn hasıl etmiş oldukları için.

İlim verilenler, onlar 7 âyet-i kerimede Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. İlim sahipleri ise 7 safha 4 teslimi yaşayan, Allahû Tealâ’nın ilmel yakîn, aynel yakîn ve hakkel yakîn sahibi kıldığı kişilerdir. Gerçek ilim sahipleri, hakkel yakînin sahibi olan, Allah’ın Zat’ını gören, Allah’ın irşada memur ve mezun kıldığı kişilerdir.

İLİM VERİLENLER (ÖĞRENENLER)

1. NAHL-27: Sonra kıyâmet günü (Allah), onları alçaltacak. Ve onlara: “Ortaklarım nerede?” diyecek. “Onlar için ayrılıklara düştünüz.” Kendilerine ilim verilenler şöyle dedi: “Muhakkak ki rezillik ve azap, bugün kâfirlerin üstündedir.”

2. İSRÂ-107: De ki: “O’na inanılsın veya inanılmasın, O’ndan önce kendilerine ilim verilen kimseler, onlara (Kur’ân’ın secde âyetleri) okunduğu zaman, secde ederek çeneleri üstüne kapanırlar.”

3. HACC-54: Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O’na îmân etmeleri, onların kalplerinin O’nu (Allah’ı) idrak etmesi içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları mutlaka Sıratı Mustakîm’e hidayet edendir.

4. KASAS-80: Ve ilim verilenler: “Size yazıklar olsun! Âmenû olan ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar için Allah’ın sevabı daha hayırlıdır. Buna, sabredenlerden başkası mülâki olmaz.” dediler.

5. ANKEBÛT-49: Hayır O (Kur’ân-ı Kerim), ilim verilenlerin sinelerinde beyan olunan âyetlerdir. Ve zalimler hariç, onlar âyetlerimizi bile bile inkâr etmezler.

6. RÛM-56: Ve ilim ve îmân verilenler: “Andolsun ki Allah’ın Kitabı’ndaki beas (yeniden diriliş) gününe kadar (mezarda) kaldınız.” dediler. İşte bu beas günüdür. Lâkin siz bilmiyordunuz.

7. MUHAMMED-16: Ve seni dinleyenlerden bir kısmı, senin yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilenlere: “Biraz önce (O) ne dedi?” dediler. İşte onlar, Allah’ın kalplerini mühürledikleri kişilerdir ve onlar hevalarına. tâbî olanlardır.

Allahû Tealâ bu konuyu Âli İmrân Suresinin 18. âyet-i kerimesinde açıklıyor:

3/ÂLİ İMRÂN-18: Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu ve ulûl ilmi kâimen bil kıst(kıstı), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu).

Allah, şehâdet (şahitlik) etti: Muhakkak ki O’ndan başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle kâim oldular (şahit oldular) ki, O’ndan başka ilâh yoktur, (O) Azîz’dir, Hakîm’dir.

Demek ki Zat’ına şahit olanların ilki Allah. Melekler de Allah’ın Zat’ına şahitlik ediyor ve ilim sahipleri de şahitlik ediyor. Öyleyse ilim sahipleri, Allah’ın Zat’ını görenlerdir; hakkel yakînin sahibi olan insanlardır. Ama Ra’d Suresinin 43. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ bir şeyden daha bahsediyor:

13/RA’D-43: Ve yekûlullezîne keferû leste murselâ(murselen), kul kefâ billâhi şehîden beynî ve beynekum ve men indehu ilmul kitâb(kitâbi).

Ve kâfirler: “Sen, resûl olarak gönderilmiş değilsin.” derler. De ki: “Allah ve kitabın ilmi yanında olanlar, benimle sizin aranızda şahit olarak kâfidir.”

Bu kitap, kutsal kitapların ilmidir. Bunlar ilim verilenlerdir. Kişi Allah’a ulaşmayı dilediği zaman ilim verilendir. Mürşidine tâbî olduğu zaman ilim verilendir. Ruhunu teslim ettiği zaman ilmel yakînin sahibidir. Fizik vücut teslimi yaptığı zaman yine ilmel yakînin sahibi, irfanın sahibi olabilir. Ama aynel yakîn mutlaka daimî zikri gerektiriyor. İşte bu açıdan baktığımız zaman Kur’ân’a göre cahiller, Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Cahiller, vahye değil zanlarına tâbî olan insanlardır.

7 âyet-i kerimede zanna tâbî olanlardan bahsediyor, 7 âyet-i kerimede de vahye tâbî olanlardan bahsediyor. Cahiller, zanlarına tâbî olan insanlardır.

CAHİLLER - ZANLARINA TÂBÎ OLANLAR

1. NİSÂ-157: Ve muhakkak ki onun hakkında ihtilafa (anlaşmazlığa) düşenler, ondan (bu hususta) mutlaka şüphe içindeler. Onların, onunla ilgili olarak, zanna tâbî olmaktan başka bir ilimleri (bilgileri) yoktur. Ve onu kesinlikle öldürmediler (öldüremediler).

2. EN’ÂM-116: Ve yeryüzünde bulunanların çoğuna itaat edersen, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar, ancak zanna tâbî olurlar. Ve onlar, ancak yalan uydururlar.

3. EN’ÂM-148: De ki: “Sizin yanınızda ilimden bir şey var mı? Öyleyse (varsa) onu bize çıkarın. Siz ancak zanna tâbî oluyorsunuz. Ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”

4. YÛNUS-36: Ve onların çoğu zandan başka bir şeye tâbî olmaz. Şüphesiz zan, haktan bir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını bilendir.

5. YÛNUS-66: Allah’tan başka ortaklara dua edenler (ibadet edenler) neye tâbî oluyorlar? Ancak zanna tâbî olurlar ve onlar sadece tahmin ederler (yalan uydururlar).

6. NECM-23: Allah onlara hiçbir sultan (delil) indirmedi. Onlar sadece zanna ve nefslerinin arzuladığı şeylere tâbî oluyorlar. Ve andolsun ki, onlara Rab’lerinden hidayet geldi.

7. NECM-28: Ve onların (melekler konusunda) bir ilmi yoktur. Onlar sadece zanna tâbî olurlar. Ve muhakkak ki zan, Hak’tan yana hiçbir şeye fayda sağlamaz.

VAHYE TÂBÎ OLANLAR

1. BAKARA-170: Ve onlara: “Allah’ın indirdiği şeye tâbî olun!” denildiğinde; “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye tâbî oluruz.”

2. EN’ÂM-50: Ve gaybı bilmiyorum. Size, muhakkak ki ben bir meleğim demiyorum. Ancak bana vahyedilene tâbî olurum.”

3. A’RÂF-3: Rabbinizden size indirilene tâbî olun...

4. A’RÂF-203: De ki: “Rabbimden bana ne vahyolunursa ben ancak ona tâbî olurum.”

5. YÛNUS-15: Ben ancak bana vahyolunan şeye tâbî olurum.

6. YÛNUS-109: Ve sana vahyolunan şeye tâbî ol!

7. LOKMÂN-21: Ve onlara “Allah’ın indirdiği şeye (Kitaba) tâbî olun!” denildiği zaman: “Hayır, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye tâbî oluruz.” dediler.

8. AHZÂB-2: Ve sana Rabbinden vahyedilene tâbî ol. Muhakkak ki Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.

9. AHKÂF-9: Ve bana ve size ne yapılacağını ben bilemem. Ben sadece bana vahyedilene tâbî olurum. Ve ben apaçık bir nezîrden başka bir şey değilim.

Resûlullah (S.A.V) Efendimiz de şöyle buyuruyor:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhârî, Nikâh 45, Edeb 57, 58, Feraiz 2; Müslim, Birr 28-34, (2563 - 2564); Ebû Dâvud, Edeb 40, 56, (4882, 4917); Tirmizî, Birr 18, (1928).

“Sakın zanna yer vermeyin. Zira zan, sözlerin en yalanıdır...”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Kütüb-i Sitte, İlim Bölümü, Ravi. Ukbe İbnu Amir, Hadis: 4112.

“Zanlardan önce ilim öğrenin.”

Ve dikkat edin: Zanlarına tâbî olanlar ve vahye tâbî olanlar. Vahye tâbî olanlar, onlar ilim verilenler, ilim sahipleridir. Ama zanlara tâbî olanlar, onlar gerçekten Allah’a ulaşmayı dilemeyen, Allah’ın ne dediğini bilmeyen, âyetlerden gâfil olan insanlardır. O zaman Kur’ân’a göre cahiller: Zanlara tâbî olan, Allah’a ulaşmayı dilemeyen, âyetlerden gâfil olan insanlardır. Yûnus-7 ve 8’de buyuruluyor.

10/YÛNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

10/YÛNUS-8: Ulâike me’vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ

1. Allah’ın âyetlerinden gâfildir. Yûnus-7 / Nahl-78

2. Şirktedir. Zumer-65

3. Küfürdedir. Sebe-20

4. Dalâlettedir. Ra’d-27

5. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara-18, 171 / Zuhruf-40 / En’âm-39, 122 / Enfâl-24

6. Fısktadır. Bakara-26

7. Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17

8. Dinde fırkalara ayrılmıştır. En’âm-43

9. Zalimdir (nefsine zulmedendir). Mâide-51 / İbrâhîm-27

10. Cahildir (akletmeyendir). Bakara-13 / Bakara-142

11. İsyandadır. Yûnus-11

12. Sebîlel gayy’dadır. A’râf-146

13. Fitnededir. A’râf-27 / Enfâl-28

14. Birbirine düşmandır. Âli İmrân-103

15. Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65

16. Takva sahibi değildir. Rûm-32

17. Mü’min değildir. Sebe-20

18. Hidayette değildir. Yûnus-45

19. Gideceği yer cehennem. Mu’minûn-103 / A’râf-178

Belki 19 negatif özellikten bir tanesi de bu; 19 özelliğin bir tanesi zanlara tâbî olanlardır. Âyetlerden gâfil olan herkes zannına tâbîdir: Şirktedirler, küfre düşerler, dalâlete düşerler ve diğer negatif özelliklerin hepsini taşırlar.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 23 Ekim 2026Son güncelleme: 23 Ekim 20268 dk okuma0