Muhterem Hocam, insanlar neden özür dilemeyi, haksızlıkları dile getirmeyi, sorun varsa çözmeyi aşağılık bir hareket olarak görüyor? Arkadaşlarımı çok sevmeme ve onlarla mutlu olma

Soru

Muhterem Hocam, insanlar neden özür dilemeyi, haksızlıkları dile getirmeyi, sorun varsa çözmeyi aşağılık bir hareket olarak görüyor? Arkadaşlarımı çok sevmeme ve onlarla mutlu olmak istememe rağmen olmuyor. Beraber yanlışlarımızı söyleyelim, kalpler kırılmasın diye çabaladığımızda “Kusur arıyorsun.” diyorlar. Bu konuda nerede hata yapıyorum, açıklar mısınız?

Cevap

Sevgili kardeşim, Allahû Tealâ'nın toplumsal muhtevada fertten istediği şey varsa yardım etmek. Bu yardım, nasihat yoluyla Hakk'ı konuşmakla olur. Bu yardım, davranış biçimleriyle örnek olmakla olur. "Ya hakkı konuşunuz ya da susunuz."

Şimdi siz insanların kusurlarından bahsederseniz, nefsleri varsa mutlaka incinirler. Bir de yaptıkları hataları serd ediyorsan, sanki onları hesaba çekiyormuşsun gibi oluyor. Halbuki Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz: "Ya hakkı konuşunuz ya da susunuz."

Bir Allah'a davet etmekle o kişilerin güzel hedefe yönlendirilmesi söz konusu, bir de davranış biçimiyle bizlerin onlara örnek olması. Örnek olan kişi kimdir? Her olayda zulme uğramasına rağmen affedebilen yetmez, kötülüğe karşı hayırla mukabele edebilen kişidir. Bu insan kimdir? Daimî zikrin sahibi kişidir. Daimî zikri olan kişinin kalbinde afetlerden eser yok. Dolayısıyla afetlerden eser olmadığı sebebiyle karşı tarafa bir zulüm ulaştırması mümkün değil. Ama etraftaki insanlar nefslerine tâbî olarak ona zulmedebilirler. Yine onların zulümlerini zulüm olarak görmüyor; çünkü kalbinde afetler yok. Onları hep hayır olarak değerlendiriyor. Öyle olunca da o kişilere örnek oluyor. İşte bütün Allah'ın daimî zikre ulaştırdığı ulûl'elbab, ihlâs ve salâh sahibi kullar, onlar örnek olan insanlardır. Etraftaki insanların kendilerine yaptığı zulmü hayır olarak değerlendiriyorlar ve o şekilde hedefe ulaşıyorlar.

"Beraber yanlışlarımızı söyleyelim, kalpler kırılmasın" olayı; söylersen de eğer kişi Allah'a ulaşmayı dilemeyen, afetleri kalbinde olan bir kişiyse yine bir müddet sonra devam eder. Akıl devamlı tövbe eder ama nefs o tövbeyi bozar. Nefsin manevî kalbindeki afetler var olduğu süre içerisinde hep böyle kısır döngü içerisinde bir hayatı yaşar insanlar. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20261 dk okuma26