Muhterem Hocamız, insanlar şu dünya hayatında çok para kazanınca gerçek mutluluğu yaşayacaklar mıdır?
Soru
Muhterem Hocamız, insanlar şu dünya hayatında çok para kazanınca gerçek mutluluğu yaşayacaklar mıdır?
Cevap
Allah insanı yaratandır ve Allahû Tealâ diyor ki: “Ey insanlar, hepiniz hastasınız. Âlemlerin Rabbi olan Allah sizin tabibinizdir. Hastanın şifası, tabibinin verdiği emirleri tatbikindedir.”
Öyleyse biz insanların mutluluğu, Allah’ın reçetesini hayatımıza tatbik etmemizdedir. Yoksa bizim kendi nefsimize uyarak çok para kazanmak bizi gerçek mutluluğa ulaştıramaz.
Âli İmrân Suresi'nin 14. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ:
3/ÂLİ İMRÂN-14: Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).
İnsanlara, "kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan" şehvetleri (aşırı düşkünlükleri) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O'nun katındaki en güzel sığınaktır.
"İnsanların nefsleri; kadınlar, oğullar, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüş, salma atlar, hayvanlar ve ekinler… Bunlarla mutlu olacaklarını zannediyorlar. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Allah, O’nun katında en güzel sığınaktır." Bizi mutluluğa ulaştıracak olan Allah’tır. Allahû Tealâ da Allah ile aramızdaki ilişkilerde 7 tane hedef tayin etmiş ve bu 7 hedefe vasıtalarla girilir.
7 HEDEF EMİR
VAHDET
1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek
RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin. Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
TEVHİD
2. 12 İhsanla Mürşide Tabi Olmak
MU’MİN-15: …. Allah, kullarından dilediği kişinin üzerine Allah’a ulaşma gününün geldiğini ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.
TESLİM:
3. Ruhun Allah’a Teslimi
RA'D-21: Ve onlar Allah’ın (ölmeden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar.
4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi
YÂSİN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
YÂSİN-61: Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza dair ahd almadım mı? Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
5. Nefsin Allah’a Teslimi
NİSÂ-103: Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken), Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı namazın erkânıyla kılın…
6. İrşada Ulaşmak
BEYYİNE-5: Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekât vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur.
7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek
EN’ÂM-97: Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlığında) yolunuzu bulmanız (hidayete ermeniz) için yıldızları (nebîler, resûller, mürşidler) kılan O’dur. Bilen bir kavim için, âyetleri detayları ile açıkladık.
Hedef: Allah’a ulaşmayı dilemek.
7 VASITA EMİR
1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek
ANKEBÛT – 5: Kim Allah’a mülâkî olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi İşiten, en iyi Bilendir.
2. Kelime-i Şahadet – 12 İhsanla Mürşid Önünde Tövbe Etmek
BAKARA – 197: Hac, bilinen aylardır. İşte kim onlarda (o aylarda), (ihrama girerek) haccı (kendine) farz edindirirse, artık hacta kadına yaklaşmak (ve benzeri davranışlar), fâsıklık (günaha sapmak), cedelleşmek (sürtüşmek, kavga etmek) yoktur...
6. Zekât
BEYYİNE – 5: Ve onlar, Allah için hanifler olarak dinde halis kullar olmaktan (nefslerini halis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte kayyûm din (kıyamete kadar devam edecek din) budur.
7. Zikir
MUZZEMMİL – 8: Ve Rabbinin İsmini zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
ANKEBÛT – 45: Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikame et. Muhakkak ki salât, fuhuştan ve münkerden nehyeder. Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür.
1. hedef emir, Allah’a ulaşmayı dilemek. Vasıta emirlerin de 1.si Allah’a ulaşmayı dilemek.
2. hedef: Mürşide tâbî olmak. 2. vasıta: Tövbe etmek.
3. hedef: Mutluluğun arkasında çok paranın değil, Allah ile en üst seviyede ilişkilerin rol oynadığını herkesin öğrenmesi lâzım. Hiç kimse ruhunu Allah’a ulaştırmayı dilemedikçe mutluluğu yaşayamaz. Nefsinin kalbi afetlerle dolu olduğu için şeytan o afetlere tesir etmek suretiyle dünyadaki nesneleri bize güzel gösteriyor ve bizi Allah’tan uzaklaştırıyor. Dünyadaki bütün servetleri ona verseniz mutlu olamaz. Nitekim Karun’u Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerîm’de veriyor ki çok üst seviyede bir zenginliğe sahip.
Kasas Suresinin 77, 78, 79, 80 âyetlerinde Allahû Tealâ Karun ile alâkalı kesimi veriyor:
28/KASAS-77: Vebtegı fîmâ âtâkellâhud dârel âhırete ve lâ tense nasîbekemined dunyâ ve ahsin kemâ ahsenallâhu ileyke ve lâ tebgıl fesâde fîl ard(ardı), innallâhe lâ yuhıbbul mufsidîn(mufsidîne).
Ve Allah'ın sana verdiği şeylerin içinde bulunan ahiret yurdunu iste. Ve dünyadan nasibini (de) unutma. Allahû Tealâ'nın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsan et (karşılıksız ver). Ve yeryüzünde fesat isteme (çıkartma). Muhakkak ki Allah, müfsidleri (fesat çıkaranları) sevmez.
28/KASAS-78: Kâle innemâ ûtîtuhu alâ ilmin indî, e ve lem ya’lem ennellâhe kad ehleke min kablihî minel kurûni men huve eşeddu minhu kuvveten ve ekseru cem’â(cem’an), ve lâ yus’elu an zunûbihimul mucrimûn(mucrimûne).
(Karun): "O (servet) ancak bendeki ilim sebebiyle bana verildi." dedi. Ondan önce, "Allah'ın ondan daha kuvvetli (güçlü) olan ve ondan daha çok şey toplayan nesilleri (zenginleri) helâk etmiş olduğunu" bilmiyor mu? Ve mücrimlere günahlarından sorulmaz.
28/KASAS-79: Fe harece alâ kavmihî fî zînetih(zînetihî), kâlellezîne yurîdûnel hayâted dunyâ yâ leyte lenâ misle mâ ûtiye kârûnu innehu le zû hazzın azîm(azîmin).
Böylece ziyneti ile (büyük bir ihtişam ile) kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler: "Keşke Karun'a verilenler kadar bizim de olsaydı. Muhakkak ki o gerçekten en büyük hazzın sahibidir." dediler.
28/KASAS-80: Ve kâlellezîne ûtûl ilme veylekum sevâbullâhi hayrun li men âmene ve amile sâlihâ(sâlihan) ve lâ yulekkâhâ illes sâbirûn(sâbirûne).
Ve ilim verilenler: "Size yazıklar olsun! Âmenû olan ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar için Allah'ın sevabı daha hayırlıdır. Buna (hayırlı sevaba), sabredenlerden başkası mülâki olmaz (kavuşturulmaz)." dediler.
“Ey Karun! Allah’ın sana verdiği şeyler içinde bulunan ahiret yurdunu iste, dünyadan nasibini unutma. Allahû Tealâ’nın sana ihsan ettiği gibi sen de insanlara ver, yeryüzünde fesat çıkartma.” Kasas 77.
Ama O: “Bu servet ancak bana bendeki ilim sebebiyle verildi.” diyor. “Ondan önce Allah, ondan daha güçlü, kuvvetli ve mal toplayan nesilleri helâk ettiğini bilmiyor mu?” Kasas 78.
79. âyet-i kerimede: “Karun ziynetiyle, büyük ihtişamla kavminin karşısına çıktığı zaman dünya hayatını isteyenler: “Keşke Karun’a verilenler bizim de olsaydı. Biz o zaman sonsuz bir hazza, mutluluğa ulaşırdık.” dediler.”
Ama Kasas 80’de: “İlim verilenler, ‘Size yazıklar olsun! Âmenu olan ve sâlih amel işleyenler için Allah’ın sevabı daha hayırlıdır. Buna sabredenlerden başkası mülâki olmaz, ulaşamaz.’”
Evet, "İlim verilenler: Yazıklar olsun! Âmenu olan ve sâlih amel işleyenler (nefs tezkiyesi yapanlar) için Allah’ın sevabı daha hayırlıdır. Buna (hayırlı sevaba) sabredenlerden başkası mülâki olmaz.” Allah razı olsun.