Muhterem Hocam, insanlar yaşadıkları dîni dîn zannediyorlar ama bu yaşadıkları dînin onlar arasında birlik ve beraberlik yaratmadığını ve aralarında sevgi bağı oluşturmadığını görm
Soru
Muhterem Hocam, insanlar yaşadıkları dîni dîn zannediyorlar ama bu yaşadıkları dînin onlar arasında birlik ve beraberlik yaratmadığını ve aralarında sevgi bağı oluşturmadığını görmüyorlar. Şeytanın kin ve nefretle onlar arasında düşmanlık yarattığını ve insanları birbirinden nefret eder hale getirdiğini, neden görmüyorlar? Şeytan her şeyi bu kadar mı ele almış? Açıklar mısınız?
Cevap
Evet, gerçekten kardeşimizin söylediği gibi insanlar Kur'ân-ı Kerîm’i unutmuşlar. Kur'ân-ı Kerîm onlar için Mehmet Âkif Ersoy’un buyurduğu gibi 'Mezarlarda okunan bir kitap, fal bakılan bir kitap' hüvviyetinde. Ama Kur'ân-ı Kerîm mezarlarda okunmak için indirilmedi, fal bakmak için de indirilmedi. Kur'ân-ı Kerîm bir hayat kitabıdır. Kur'ân-ı Kerîm’i öğrenelim ve hayatımıza tatbik edelim.
Kur'ân-ı Kerîm’in hedefi bütün insanlar için hidayettir. Hidayetin hedefi de mutluluktur. Evvela, Kur'ân-ı Kerîm mutluluk daveti, mutluluk reçetesi ve mutluluk garantisidir. Allahû Tealâ kesinlikle garanti ediyor. İşte, Kur'ân’ın unutulduğu bir dönemde Furkan Suresi’nin 30. âyet-i kerimesinde bahsi geçen Mehdi Resûl: “ Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim bu Kur'ân’dan ayrıldı, Kur'ân’ı terk etti.” dedi.
25/FURKÂN-30: Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzel kur’âne mehcûrâ(mehcûran).
Ve resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur'ân'dan ayrıldı (Kur'ân'ı terketti).” dedi.
Öyleyse bu Resûl’ün Peygamber Efendimiz (S.A.V) olmadığı Âli İmrân Suresi’nin 81. âyet-i kerimesinde sözü geçen, bütün nebîler arasında Allah’ın geleceğini bize müjdelediği, Resûlullah (S.A.V)’ın da “Ümmetimin en hayırlısıdır.” diye buyurduğu, bütün peygamberlere indirilen şeriatı ve hikmeti tasdik eden, dinleri birleştirecek olan Mehdi Resûl olduğu ortaya çıkıyor.
İ3/ÂLİ İMRÂN-81: Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tensurunneh(tensurunnehu), kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne).
Ve Allah, nebilerden, "Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, ona mutlaka îmân edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz" diye misak aldığı zaman, "İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?" diye buyurdu. (Onlar da): "İkrar ettik (kabul ettik)" dediler. (Allahû Teâlâ): "Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim." buyurdu.
İşte Mehdi Resûl’ün öğretisi kutsal kitaplardaki öğretidir:
• Mehdi Resûl Yahudilere Tevrat’taki 7 safha, 4 teslimi öğretiyor.
• Mehdi Resûl Hristiyanlara İncil’deki 7 safha, 4 teslimi öğretiyor.
• Mehdi Resûl Müslümanlara Kur'ân’daki 7 safha, 4 teslimi öğretiyor.
Zaten Âli İmrân 81’de bahsi geçen ulûl'azm nebîlerden Nuh (A.S) ve İbrahim (A.S) kalıyor. Mehdi Resûl buyuruyor ki: “Tevrat’ta da, İncil’de de, Kur'ân’da da bahsi geçen din, babamız İbrahim’in Hanif dini.” Mehdi Resûl böylece onu da tasdik etmiş oluyor.
Ve Allah'ın Resûlü (S.A.V) "İslâm’ı Nuh’un gemisidir. Gemiye binen kurtulur." diyor, O'nun gemisinde yer alanlar kurtuluyor. Çünkü Mehdi Resûl’ün öğretisi Kur'ân öğretisidir ve insanlar Kur'ân’ı unutmuşlar. Kur'ân’ı unutanlar şeytanın elinde oyuncak olmuşlar. Ve korkunç bir fitne.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Cami’us Sağir, Hadis 8162
“İslâm, Nuh’un Gemisi’dir. Ona binen kurtulur; ondan ayrılan boğulur.”
Allahû Tealâ, Bakara Suresi’nin 217. âyet-i kerimesinde bahsi geçen 'Fitne'nin 'katilden beter' olduğunu buyuruyor. Ve Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Fitne katilden büyüktür.” Hem Bakara 193, Bakara 217 ve Enfâl 39’da: “Fitne katilden büyüktür ve Allah katında daha büyüktür.” "Fitne öldürmekten daha büyüktür"
2/BAKARA-193: Ve kâtilûhum hattâ lâ tekûne fitnetun ve yekûned dinu lillâh(lillâhi), fe inintehev fe lâ udvâne illâ alez zâlimîn(zâlimîne).
Ve fitne kalmayıncaya ve din, Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın (onları öldürün). Bundan sonra eğer vazgeçerlerse o zaman zâlimlerden başkasına karşı düşmanlık yoktur.
2/BAKARA-217: Yes’elûneke aniş şehril harâmi kıtâlin fîh(fîhi), kul kıtâlun fîhi kebîr(kebîrun), ve saddun an sebîlillâhi ve kufrun bihî vel mescidil harâmi ve ihrâcu ehlihî minhu ekberu indallâh(indallâhi), vel fitnetu ekberu minel katl(katli), ve lâ yezâlûne yukâtilûnekum hattâ yeruddûkum an dinikum inistetâû ve men yertedid minkum an dinihî fe yemut ve huve kâfirun fe ulâike habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhireh(âhireti), ve ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Sana haram (hürmetli) aydan ve onun içinde yapılan savaştan soruyorlar. De ki: “Onun içinde (o ayda) savaş büyük (günahtır). (Fakat insanları) Allah yolundan saptırmak (alıkoymak) ve O'nu inkâr etmek, (mü'minlere) Mescid-i Haram'ı (yasaklamak) ve onun halkını oradan (Mekke'den sürüp) çıkarmak ise Allah katında daha büyüktür (büyük günahtır). Ve fitne, (adam) öldürmekten de daha büyüktür (bir suç ve günahtır). Eğer onların güçleri yetse (yapabilseler), sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan geri kalmazlar. Sizden kim dininden dönerse, o taktirde o, kâfir olarak ölür. Bu sebeple işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiş olanlardır. Ve işte onlar, ateş ehlidir. ve onlar, orada ebediyyen kalacak olanlardır.”
8/ENFÂL-39: Ve kâtilûhum hattâ lâ tekûne fitnetun ve yekûned dinu kulluhu lillâhi, fe inintehev fe innallâhe bimâ ya'melûne basîr(basîrun).
Ve hiçbir fitne kalmayıncaya ve bütün din Allah için oluncaya kadar, onlarla kıtalde bulunun (savaşın). Eğer onlar (küfürden) vazgeçerlerse o taktirde muhakkak ki Allah, yaptığınız şeyleri en iyi görendir.
İşte Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde buyuruyor: “Mehdi benim soyumdandır. Benimle nasıl bu dini Allah başlattı ise, O'nunla da sona erdirecek. Benimle insanlar nasıl şirkten kurtulmuşlarsa, O'nunla da fitneden kurtulacaklardır.”
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: “Kitab-ül Burhan Fi Alamet-ll Mehdiyy-ll Ahir Zaman, 2.
“Mehdi (A.S) benim soyumdandır. Ben nasıl vahiy üzere mücadele veriyorsam, o da benim sünnetim üzerine mücadele verir. Allahû Tealâ nasıl bu dini bizimle başlattıysa, Mehdi (A.S) ile sona erdirecektir. İnsanlar nasıl bizimle şirkten kurtulmuşlarsa, Mehdi (A.S) ile fitneden kurtulacaklardır.”
İşte bu fitne katilden büyüktür. Nasıl bir fitne? İnsanlar İslâm’ın 5 şartıyla kurtulacaklarını zannediyorlar ama hiçbirisinin İslâm’ın 5 şartıyla kurtulamayacağı ortada. Çünkü İslâm’ın 5 şartının içerisinde Allah’a ulaşma dileği yok.
Görüyorsunuz ki Allahû Tealâ Enfâl 39'da "fitne ortadan tamamen kalkınca, din tamamen Allah’ın olunca," Yani dinler onunla birleşecek, fitne ortadan kaldırılacak. Yine burada (Enfal 39'da) da din tamamen Allah’ın olacak, dinler birleşecek, dinde fırkalar olmayacak.
Hadîs'te: “Mehdi benim soyumdan. Ben nasıl vahiy üzere mücadele veriyorsam, O da benim sünnetim üzere mücadele verecek. Benimle insanlar nasıl şirkten kurtulmuşlarsa, Mehdi A.S ile de fitneden kurtulacaklardır."
Bu fitne katilden daha büyük bir fitnedir. Çünkü insanlar dini yaşadıklarını zannediyorlar ama tamamen Allah’a ulaşma dileği, İslâm’ın 5 şartı içinde yer almadığı için, bir fitnenin içerisine girmişler. Ve fitne katilden büyük, âyet-i kerimeler bunu söylüyor.
Bize düşen ne? Bize düşen dinlerin birleştirilmesi, Mehdi (A.S)’a yardım etmektir. Çünkü peygamberlerin hepsi yardım ediyor. Ulûl'azm peygamberlerin hepsi yardım ediyorlar ki; bu 'Deccâl fitnesi'dir.
Allah Resûlü (S.A.V) diyor ki:
“Hiçbir peygamber yoktur ki kavmini Deccâl fitnesine karşı uyarmış olmasın.” Yani Deccâl fitnesi, dini yaşadıklarını zanneden ama gerçekte tamamen Kutsal kitapları unutanlar. Onun muhtevası içinde. Öyle olunca şeytanın elinde oyuncak olmuşlar, birbirlerinden nefret eder hâle gelmişler. Muhtevasında nefs tezkiyesi yok. Allah’a ulaşma dileği yok ve din tatbikatı içinde nefs tezkiyesi yok. Sadece kuru kuruya İslâm'ın 5 şartı var.
Evet, Allah'a ulaşma dileği yok ve nefs tezkiyesi yok. Allah’a ulaşma dileği ve nefs tezkiyesi yoksa Allah’ın dini yok. İnsanlar bu hale gelmişler.