Muhterem Hocam, insanlar zaman içerisinde Allah'ın emirlerini unutmuşlar mıdır?

Soru

Muhterem Hocam, insanlar zaman içerisinde Allah'ın emirlerini unutmuşlar mıdır?

Cevap

Evet. Allahû Tealâ Enâm Suresinin 48. âyet-i kerimesinde: "Biz nezirlerimizi art arda, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderiyoruz. Hiçbir kavim yoktur ki, içinden nezir geçmiş olmasın."

6/ENÂM-48 Ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn(munzirîne), fe men âmene ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). Biz resûlleri “uyarıcılar ve müjdeleyiciler” olmaktan başka (bir şey için) göndermeyiz. Artık kim âmenû olur (Allah’a ulaşmayı dilerse) ve ıslâh olursa (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparsa) artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.

Nezir demek, o kişi Allah'a ulaşmayı dilemediği takdirde gideceği yerin cehennem olduğunu kendisine tebliğ edilen insan demektir. İşte Mülk Suresinin 8, 9, 10. âyet-i kerimeleri bunu ifade ediyor: "Cehennemlikler, cehennemin kapılarından girdiklerinde cehennem bekçileri sual soruyorlar: 'Yaşadığınız zaman dilimi içerisinde size bir nezir gelmedi mi?' Hepsi itiraf ediyorlar: 'Geldi."

67/MULK-8 Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun). (Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu. 67/MULK-9 Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin). Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.” 67/MULK-10 Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na'kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri). Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.

Öyleyse her devirde nezir var mı? Var. Her devirde resûl var mı? Var. Her devirde o resûllerin davetine uyan kişinin mutlak surette Allah ruhunu Kendisine ulaştırır mı? Evet. O halde yapılması gereken mutlaka o kişinin, resûlün davetine uyarak Allah'a ulaşmayı dilemesi.

Bakara Suresinin 85. âyet-i kerimesine baktığımız zaman ne görüyoruz? Allahû Tealâ diyor ki: "Kitab'ın bir kısmına îmân ediyor, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?"

2/BAKARA-85 Summe entum hâulâi taktulûne enfusekum ve tuhricûne ferîkan minkummin diyârihim, tezâharûne aleyhim bil ismi vel udvân(udvâni), ve in ye’tûkum usârâ tufâdûhum ve huve muharremun aleykum ihrâcuhum e fe tu’minûne bi ba’dil kitâbive tekfurûne bi ba’d(ba’dın), fe mâ cezâu men yef’alu zâlike minkum illâ hızyun fîl hayâtid dunyâ, ve yevmel kıyâmeti yureddûne ilâ eşeddil azâb(azâbi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne). Sonra siz, öyle kimselersiniz ki birbirinizi öldürüyorsunuz, sizden bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz ve onlara karşı günah ve düşmanlıkta yardımlaşıyorsunuz. Eğer onlar, size esir olarak gelseler, onların yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış olduğu halde (onların yurtlarında kalmalarına izin vermeyip) fidye karşılığı değiştirirsiniz. Yoksa Kitab’ın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında ancak rezilliktir. Kıyâmet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine maruz bırakılır. Ve Allah, yaptığınız şeylerden gâfil değildir.

İşte ne yazık ki insanlar Kur’ân-ı Kerim'den habersiz ve farkında olmadan birçok âyet-i kerimeyi inkâr ediyorlar. Bunların başında da ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşması geliyor.

Din evrenseldir. Sadece bizim dünyamızda değil, bütün kâinatta sadece tek bir din olmuştur. Allahû Tealâ'nın Kur’ân-ı Kerim'de 'hanif dini' dediği Hz. İbrâhîm'in dinidir. Arapça adı İslâm'dır. Ancak insanlar hafızayı beşerr nisyan ile malul olması hasebiyle zaman içerisinde Kur’ân'ı öğrenmeyince dinin emirlerini unutuyorlar. Asırlar geçince Allah'ın söylediklerini unutan bu insanlar artık Kur’ân'dan uzaklaşıyorlar. Bütün zamanlarda olduğu gibi zamanımızda da insanların büyük bir kısmı Allah'ın söylediklerini artık dikkate almıyor ve kendi zanlarına tâbî oluyorlar. İşte onun için Allahû Tealâ: "Biz resûllerimizi sadece uyarıcılar ve müjdeciler olarak göndeririz." buyuruyor.

Kim davete icabet ederse Allah'a ulaşmayı dilerse resûl onun için bir müjdeci, kim de davete icabet etmezse (ulaşmayı dilemezse) resûl, nezir onun için bir uyarıcıdır. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 10 Ekim 20264 dk okuma1