Muhterem Hocam, insanlara Peygamber Efendimiz’i ve sahâbeyi misal gösterdiğimiz zaman bazen onların tamamen dünya hayatından elini çekmiş, sadece ibadetle meşgul olmuşlar gibi bir
Soru
Muhterem Hocam, insanlara Peygamber Efendimiz’i ve sahâbeyi misal gösterdiğimiz zaman bazen onların tamamen dünya hayatından elini çekmiş, sadece ibadetle meşgul olmuşlar gibi bir anlayışla karşılaşıyoruz. Peygamber Efendimiz sahâbe ailevî maişetlerini nasıl sağlıyordu, açıklayabilir misiniz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Peygamber Efendimiz (S.A.V) pazarda özellikle gidip ticaret yapmak isteyen Hazreti Aliye diyor ki: “Bugün nerede çalıştın?” Ya Ali diyor: “İşte bir kişinin bahçesinde.” “Kaç küfe hurma topladın?” “Beş küfe.” “Yarın yedi yapabilir misin?” “tabiî.” O zaman diyor: “Yarın gittiğin yerde çalıştığın yerde yedi küfe yap ve daha fazla para kazan.” Öte yandan yine Hazreti Ali’nin alışveriş yapılan bir yere daha fazla para kazanmak için gittiğini biliyoruz. Ama orada pazar yerinde iki kişi kavga ediyor. Hazreti Ali onların arasını ayırıyor ve barıştırmaya çalışıyor. Diyor ki: “Niye kavga ediyorsunuz?” Birisi diyor: “Benim 40 dinar ona borcum var.” Öbürü diyor ki: “Tamam, borcum ama benim elimde para yok.” O zaman Hazreti Ali cebini yokluyor, 40 dinar ona veriyor. Borcunun sahibine: “Borcunu al, sana bu para ve borcunu öde.” tâbîi elinde, cebinde sıfır para kalıyor ve eli boş dönüyor para şeyinde. Ama yolda, Allahû Tealâ’nın o başkası için olduğu Hazreti Ali’nin önüne bir kişi geliyor, elinde bir deve. O kişi diyor ki: “Ben bu deveyi sana satmak istiyorum.” “Benim param yok.” “Olsun” diyor, “ben sana satmak istiyorum.” “Param yok,” diyor. “O zaman satınca verirsin” diyor. “Tamam mı?” “Tamam.” Devenin fiyatı 100 dinarsa deve sahibi diyor ki: “Ben sana 50 dinara bu deveyi satıyorum.” “Ya, bunun fiyatı 100 dinar; niçin öyle yapıyorsun?” “Olsun” diyor, “ben öyle istiyorum.” 100 dinarlık deveyi Hazreti Ali’ye 50 dinara satıyor.
Ve Hazreti Ali yola düşüyor. Bir başka şahıs tekrar geliyor önüne: “Bu deveyi bana satar mısın?” “Satarım” diyor. “Ben 300 dinar sana vereceğim.” “Onun gerçek fiyatı 100 dinar, niçin bana 300 dinar veriyorsun?” “Olsun” diyor. Ve bu olayı yaşayan Hazreti Ali geldiği zaman Peygamber Efendimiz gülümseyerek: “Noldu ya Ali, ne yaşadın bugün?” diyor. Yaşadığını ifade ediyor ve Allah Resûl'ü diyor ki: “O birincisi Cebrâil, ikincisi de Mikâil’di.” Sevgili kardeşlerim, hiç kimse sahâbeye böyle iftirâ atıp, “Onlar çalışmıyorlardı, dünyadan el etek çekmişlerdi.” diyemez. Tam tersi, bugün baktığımız zaman Allah yolundaki hizmetleriyle en üst seviyede örnek insanlar olmuşlardır."