Muhterem Hocam, insanları Allah’a davet etmenin önemi nedir?
Soru
Muhterem Hocam, insanları Allah’a davet etmenin önemi nedir?
Cevap
Allah’a davet, Allah ile dostluğun temelindeki yegâne faktördür. Allah’a davet etmek hayra davet etmektir. İşte Âli İmrân 104’te:
3/ÂLİ İMRÂN-104 Veltekun minkum ummetun yed’ûne ilel hayri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munker(munkeri), ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).
Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.
İçinizden bir ümmet olsun. Hayra davet eden, yed’ûne ilel hayri: yani Allah’a davet eden, Ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munker: marufu emreden, münkerden nehyeden.
İşte onlar felâha erenlerdir. Çünkü kişi Allah’a davet edildikten sonra Allah’a ulaşmayı dilerse mutluluğun ilk adımını atacaktır ve Allahû Tealâ onu üçüncü kat cennetin sahibi kılacaktır.
Allah’ın evlası yapacaktır. Allah kendisine davet etmişse bu aynı zamanda mürşide davettir. Çünkü Allah’a ulaşmayı dileyip de Allah’tan on tane ihsan almanız söz konusu değilse o zaman Allah’a ulaşamazsınız. Ne kadar çok insana doğruyu iletebilirseniz o kadar çok insanı kurtarmış olacaksınız. İşte yedi safha daveti görüyoruz:
ALLAH’A DAVET EDENLER
1. ENFÂL-24 …Allah ve Resûl'ü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin!
Ve Allah’ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O’na haşrolunacağınızı bilin!
BAKARA-139 De ki: ‘Allah hakkında bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir, sizin
de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız.’
2. YÛSUF-108 De ki: ‘Benim ve bana tâbi olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı
görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur.’
3. YUNÛS-25 Ve Allah, teslim yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zât’ına ulaştırmayı) dilediği
kimseyi, Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırır.
İSRÂ-53 Ve kullarıma de ki: ‘En güzeli söylesinler!’ Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat
çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.
4. NAHL-125 Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sırat-ı Müstakîm’e) hikmetle ve güzel öğütle
davet et. Onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan sapanları
ve hidayete erenleri bilir.
5. HAC-67 …Öyleyse emrim konusunda seninle nizâ etmesinler. Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki
sen, mutlaka müstakîm (Allah’a doğru istikametlenmiş) olan hidayet üzeresin.
6. KASAS-87 Ve sana indirildikten sonra, Allah’ın âyetlerinden sakın seni alıkoymasın. Ve Rabbine
davet et (Allah’a ulaşmaya çağır). Ve sakın müşriklerden olma!
7. FUSSİLET-33 Allah’a davet eden ve sâlih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: ‘Muhakkak ki ben teslim
olanlardanım.’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır?
Enfal-24 1 safha davet.
Yusuf-108 2. safha davet.
Yûnus-25 3. safha davet.
Nahl-125 4. safha davet.
Hac-67 5. safha davet.
Kasas-87 6. safha davet.
Fussilet-33 7. safha davet.
Âyetler kesinlikle hep daveti ifade ediyor.
Nebîre sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizî, Tefsîru’l-Kur'ân, 66; Müslim, Talâk, 35.
“Allah beni tebliğci olarak gönderdi; zorlayıcı olarak göndermedi.”
“Allah beni tebliğci olarak gönderdi. Zorlayıcı olarak değil. ”Bu davet aynı zamanda tebliğdir de. “Allah beni dua edici olarak gönderdi, beddua edici olarak değil.” Ve Allahû Tealâ beni rahmet edici olarak gönderdi, lânet edici olarak değil.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Müslim, Birr 87.
“Ben ancak rahmet olarak gönderildim, lânetçi olarak gönderilmedim.”
Öyleyse görüyorsunuz ki üç açıdan Resûlullah’ın görevleri söz konusu. Ama bunların başında da Allah’la dostluğun gerçekleşebilmesi, tüm insanların Allah’a davet edilmesine bağlı. “Allah’a davet eden, nefs tezkiyesi yapan, ‘Ben teslim olanlardanım.’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır?”
Evet. Gerçekten de Fussilet 33 ve Yusuf 108’e göre Allah ve Resûlü, Allah Resûl'ü ona tâbî olan sahâbe,
"Ben ve bana tâbî olanlar görerek Allah’a davet ettiğimiz yol işte bu yoldur."
12/YÛSUF-108 Kul hâzihî sebîlî ed’û ilâllâhi alâ basîratin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn(muşrikîne).
De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah’ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”
Yûnus 25: “Allahû Tealâ teslim yurdu olan dârüsselâma davet ediyor.” O zaman dinin temelinde Allah’a davet var. Davet yoksa Allah’a ulaşma dileği de yok. Mürşide tâbiiyet de yok. Ruhun teslimi de yok. Hiçbir şey yok.