Muhterem Hocam, insanların gözlerindeki Gışavet, kulaklarındaki Vakra, kalplerinde ki Ekinnet, doğumla mı birlikte veriliyor, yoksa insanların olayları sonradan yaşamasıyla mı kendilerine veriliyor?

Soru

Muhterem Hocam, insanların gözlerindeki Gışavet, kulaklarındaki Vakra, kalplerinde ki Ekinnet, doğumla mı birlikte veriliyor, yoksa insanların olayları sonradan yaşamasıyla mı kendilerine veriliyor?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, doğumla birlikte kişinin kalbinde ihbât yok ama diğer engeller de yok. Fakat eğer kişi tebliğe muhatap olduğu zaman doğrudan doğruya kalben ulaşmayı dilerse, o zaman Allahû Tealâ ihbâtı koyuyor. Hacc 54'te:

22/HACC-54 Ve li ya’lemellezîne ûtûl ilme ennehul hakku min rabbike fe yu’minû bihî fe tuhbite lehu kulûbuhum, ve innallâhe le hâdillezîne âmenû ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin). Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun (irşad makamının, Velî Resûl'ün, Nebî Resûl'ün) söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O'na îmân etmeleri, onların kalplerinin O'nu (Allah'ı) idrak etmesi (kalplerinden ekinnetin alınıp yerine ihbat sistemi konarak kalplerin mutmain olması) içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) mutlaka Sıratı Mustakîm'e hidayet edendir.

"Yani kendilerine ilim verilenler, irşad makamının söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, ona îmân etmeleri, onların kalplerinin onu Allah'a idrak etmesi, kalplerinden ekinnet alınıp yerine ihbat sistemi konularak kalplerinin mutmain olması içindir." İşte bu ihbat konuluyor. Ama başlangıç noktasında bu yok. O zaman doğrudan doğruya mürşidin, yani irşad makamının, velî resûl ve nebî resûlün söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğu tasdik eden, ona îmân eden kişi, Allah onun kalbine ihbatı koyuyor. Ama eğer bunu yapmazsa, tebliğe muhatap oldu, bunu yapmazsa, o zaman uzuvlarına engeller koyuyor. Uzuvlarına engel koyduğu zaman Allahû Tealâ: Kulaklarındaki hassayı engelliyor, yani kalplerini ve kulaklarını mühürlüyor ve gözlerinin üzerine Gışavet adlı  perde koyuyor. Bunlar hassalar. Ama kişi mürşidine ulaşıp da O'nunla mücadele ederse, O'na karşı gelirse, o zaman İsra Suresi'nin 45-46. âyet-i kerîmesinde bildirildiği gibi uzuvlarına da engeller koyuyor:

17/İSRÂ-45 Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhirati hicâben mestûrâ(mestûran). Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, seni peygamber olarak görmelerini engelleyen bir perde koyduk). 17/İSRÂ-46  Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûran). O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen, Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman nefretle arkalarına döndüler.

Baş gözüne Hicab-ı Mesture, kulaklarına Vakra, kalbine Ekinnet konuluyor. Evvelâ hassalar engelleniyor, sonra uzuvlar engelleniyor. Bir üçüncü grup da var: Bu sefer kendisi dilemediği gibi başkasının dilemesine mâni olursa, o zaman Allahû Teâlâ kalbi tab'ediyor. Sistem bu şekilde işliyor inşaallah.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma8