Muhterem Hocam, insanların mürşidlere inanması için mucizeler mi gereklidir?

Soru

Muhterem Hocam, insanların mürşidlere inanması için mucizeler mi gereklidir?

Cevap

Allah’a ulaşmayı dileyenlere Allahû Tealâ mucize gösteriyor. Ve mucize talep eden kişilere de Allahû Tealâ: “Niye siz Ben’den, Benim resûlümden mucize istiyorsunuz?” demiyor. Ama Allah’a ulaşmayı dilemeden, Allah’ın davetine icabet etmeden, “Bana mucize göster.” diyenler de mucizeyi gördükleri zaman ona inanmayacaklardır ve tekrar eski hâllerine dönüp gidecekleri yer cehennemdir.

Meselâ Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’in döneminde: “Eğer sen Ay’ı ikiye ayırırsan biz îmân ederiz.” Allah Resûlü de: “Ben de sizin gibi bir insanım, beşerim. Benim böyle bir gücüm yok. Ama ben Rabbimden talep ederim. Rabbim herşeye kadir. Talebimi kabul ederse Ay’ı ikiye ayırır.”

Allahû Tealâ, Resûlullah (S.A.V)’in talebini kabul ediyor. Ay ikiye ayrılmasına rağmen, o Ay’ı ikiye ayıran Resûl’e: “O bir sihirdir.” dediler. Yani peygamberlere Allahû Tealâ mucize verir. Evliyalar da keramet sahibi olabilir. Ama asıl olan istisnasız davete icabet etmek. Her devirde böyle olmuştur.

Peygamberlerden, resûllerden hep bir mucize göstermesi, fizik ötesi bir şeyler göstermesi istenmiştir. Eğer Allahû Tealâ fizik ötesi bir şey nasip ederse ki bu mümkündür, bu gerçekleştiği anda da aynı şey söylenmiştir: “Bu bir sihirdir. Bu bir büyüdür.” Resûl’ün bir mucize göstermesi zaten kendisine ait değildir, Allah’a aittir. Allah pek çok âyetinde resûller gönderdiğini ve kavimlerinin onları hep inkâr ettiklerini ifade etmektedir. Bu durumda insanların resûllerinden mucize göstermelerini istemeleri şeytanın bir tuzağıdır. Mü’minûn Suresinin 44. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ bu hakikati dile getiriyor:

23/MU’MİNÛN-44: Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).

Sonra Biz, resûllerimizi art arda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.

Bakara-87’de aynı hakikati ifade ediyor:

2/BAKARA-87: Ve lekad âteynâ mûsâl kitâbe ve kaffeynâ min ba’dihî bir rusuli ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhil kudus(kudusi), e fe kullemâ câekum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumustekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferîkan taktulûn(taktulûne).

Andolsun ki, Biz, Musa’ya kitap verdik ve ondan sonra art arda resûller gönderdik. Ve Meryem’in oğlu İsa’ya beyyineler (açık deliller) verdik ve onu Ruh’ûl Kudüs ile destekledik. Öyle ki, nefslerinizin hoşlanmadığı bir şeyle gelen resûle karşı, her defasında kibirlendiniz. Bu sebeple bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürüyorsunuz.

Ve Saff Suresinin 6. âyet-i kerimesinde Hz. İsa (A.S), Meryemoğlu İsa şöyle demişti:

61/SAFF-6: Ve iz kâle îsebnu meryeme yâ benî isrâîle innî resûlullâhi ileykum musaddikan li mâ beyne yedeyye minet tevrâti ve mubeşşiren bi resûlin ye’tî min bagdîsmuhû ahmed(ahmedu), fe lemmâ câehum bil beyyinâti kâlû hâzâ sihrun mubîn(mubînun).

Ve Meryemoğlu İsa (A.S) şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Muhakkak ki ben, elimdeki Tevrat’ta olan herşeyi tasdik eden ve benden sonra gelecek, ismi Ahmed olan Resûl ile müjdeleyen, size (gönderilmiş) Allah’ın Resûl’üyüm.” Fakat onlara beyyineler (mucizeler, deliller) getirdiği zaman onlar: “Bu apaçık sihirdir.” dediler.

Görüyorsunuz ki olay bu şekilde tarif edilmiş. İbrâhîm Suresinin 10 ve 11. âyet-i kerimelerine bakalım:

14/İBRÂHÎM-10: Kâlet rusuluhum e fîllâhi şekkun fâtırıs semâvâti vel ard(ardı), yed’ûkum li yagfira lekum min zunûbikum ve yuahhırakum ilâ ecelin musemmâ(musemmen), kâlû in entum illâ beşerun mislunâ, turîdûne en tesuddûnâ ammâ kâne ya’budu âbâunâ fe’tûnâ bi sultânin mubîn(mubînin).

Onların resûlleri şöyle dedi: “Semaları ve arzı yaratan Allah hakkında mı şüphe ediyorsunuz? Sizi günahlarınızı mağfiret etmek için davet ediyor ve sizi belli bir zamana kadar tehir ediyor.” Onlar da şöyle dediler: “Siz ancak bizim gibi beşersiniz. Babalarımızın ibadet etmiş olduğu şeylerden bizi alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize açık bir mucize getirin.”

14/İBRÂHÎM-11: Kâlet lehum rusuluhum in nahnu illâ beşerun mislukum ve lâkinnallâhe yemunnu alâ men yeşâu min ibâdihî, ve mâ kâne lenâ en ne’tiyekum bi sultânin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve alâllâhi felyetevekkelil mu’minûn(mu’minûne).

Onlara resûlleri şöyle dedi: “Biz de ancak sizin gibi beşeriz (insanız). Fakat Allah, kullarından dilediğini ni’metlendirir. Bizim, Allah’ın izni olmaksızın, bir sultan (mucize, delil) getirmemiz olamaz. Artık mü’minler Allah’a tevekkül etsinler.”

Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 24 Ekim 2026Son güncelleme: 24 Ekim 20264 dk okuma0