Muhterem Hocam, insanların zanları sebebiyle gerçek mutluluğu yaşayamamaları nasıl açıklanabilir?

Soru

Muhterem Hocam, insanların zanları sebebiyle gerçek mutluluğu yaşayamamaları nasıl açıklanabilir?

Cevap

Gerçekten de şu an insanlar bid’atlerle din yaşıyorlar. Bu bid’atleri Kur’ân-ı Kerim ile karşılaştırıldığınız zaman, bunların hepsinin tamamen sonradan insanların kendi zanları olduğunu görüyoruz. 19 tane zan, 19 tane bid'ât olduğunu nereden tespit ediyoruz? Bunlar insanların öğrendikleri yanlışlardır. Doğru kabul ettikleri ve öğrenip öğrettikleri yanlışlar;

KUR’ÂN-I KERİM’E TERS DÜŞEN HURAFELER ŞEYTANIN ÖĞRETTİKLERİ FUHŞİYAT VE MÜNKERDİR. BİD’ATLAR DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

1. Her resûl, peygamberdir.

2. Nebî olunmadan resûl olunmaz.

3. Allah, peygamberlerden başkasına âyet indirmez.

4. Vahiy, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile sona ermiştir.

5. Allah görülemez.

6. Nefs tezkiyesi kalbe nurların girmesiyle oluşmaz. Mürşidsiz de nefs tezkiyesi yapılabilir.

7. Allah ile kul arasına kimse giremez. Mürşide tâbiiyet şirktir.

8. Allah’a ulaşılamaz.

9. Hidayet de doğru yoldur, sırat-ı mustakîm de doğru yoldur.

10. Dinde zorlama vardır.

11. Dünyada rahat yoktur.

12. Kalbinde zerre kadar imanı olan cehennemde cezası kadar yandıktan sonra cennete girer.

13. Şekil şartlarına riayet etmeyenlerin namazı kabul olmaz. Tecvid ve harflerin mahreçlerinden çıkması telaffuza uymayan kıraatler kabul olmaz.

14. Kıyamet günü şefaat vardır.

15. Takva Allah’tan korkmaktır.

16. Ruh vücuttan çıkarsa kişi ölür. İrciî emri bir ölüm emridir.

17. Yevmil âhir kıyamet günüdür.

18. Hayır da şerr de Allah’tandır.

19. “Lâ ilâhe illallah” diyen cennete girer.

KUR’ÂN-I KERİM’E UYGUN OLAN BİLGİLER, KUR’ÂN-I KERİM ÖĞRETİLERİNE UYGUN AHLÂKİ VE FAZİLETLİ DAVRANIŞLARDIR.

1. Bütün nebîler, resûldür ama her resûl, nebî değildir.

2. Her nebî, resûldür ama her resûl, nebî değildir.

3. Allah şeytana uyacak olan bir kişiye de âyet indiriyor (Â’râf 175).

4. Vahiy kıyamete kadar devam edecektir.

5. Allahû Tealâ fizik vücudun baş gözüyle görülmez ama nefsin kalp gözüyle ve ruhun baş gözüyle görülür.

6. Bakara 257'de “Onları zulmetten nura çıkartır” - nefs tezkiyesi kalbe nurların girmesiyle oluyor. Mürşidsiz nefs tezkiyesi hiç kimse için mümkün değildir. (Bakara 129-151, Âli İmrân 164, Cuma 2)

7. Allahû Tealâ, her devirde Kendisiyle insanlar arasında asaleten veya vekâleten devrin imamını Kendisi tayin eder.

8. Ölümle herkesin ruhu Allah’a ulaşır. Mârifet, hayattayken ruhu Allah’a ulaştırmaktır.

9. Hidayet, ruhun Allah’a ulaşmasıdır. Sırat-ı Mustakîm de ruhu Allah’a ulaştıran yoldur.

10. Dinde zorlama yoktur.

11. Dünyada mutluluk vardır.

12. Kalben Allah’a ulaşmayı dileyenler cennete girer, ulaşmayı dilemeyen herkesin gideceği yer cehennemdir.

13. Allah’a ulaşmayı dilemeyenler ve huşû sahibi olmayanların namazı kabul edilmez.

14. Kıyamet günü şefaat yoktur. Şefaat, bu dünya hayatındadır.

15. Takva, Allah’ı sevmektir. Sevmek, Allah’ın emirlerine itaat etmektir.

16. Ruh vücuttan çıkınca kişi ölmez. İrciî emri, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşma emridir.

17. Aynı zamanda yevmil âhir, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşma günüdür.

18. Hayır Allah’tandır, şerr bizim nefsimizdendir.

19. “La ilâhe illallah” diyen değil, Allah’a ulaşmayı dileyen cennete girer.

Bütün bunların hepsi doğru bilinen yanlışlardır yani zandır. Bütün insanlar için mutluluk söz konusudur. Herkes farklı bir açıdan mutlu olacağını zanneder. Bu dünyada mutluluk zannettiği şeyler neyse sadece onları mutluluk aracı olarak görür. Oysa ki Allahû Tealâ'nın ne kadar muhteşem şeyler ikram etmeye hazır olduğunu bilmez.

Bütün insanlar için mutluluk kapının önündedir. Mutluluk önce nefsimizin tezkiyesine bağlıdır. Bu bizi cennet saadetine ulaştırır. Sonra da tasfiyesine bağlıdır. Bu bizi dünya saadetine ulaştırır. Zikir mutluluğun en büyük işaretidir ve teminatıdır, garantisidir.

Öyleyse Allah'ın insanlar için vazettiği ahiret ve dünya saadeti nefs tezkiyesine ve tasfiyesine bağlı. Nefs tezkiyesiyle ahiret saadeti, nefs tasfiyesiyle dünya saadetini kişi kazanabilir.

Yunus Emre Hz. de şu sözleriyle ifade eder: “Hayra döndü benim işim, endişeden azat başım, nefsimin başını kestim, kanatlandım uçar oldum.”

Burada nefsin başını kesmek ifadesi, nefsin kalbindeki 19 afetin tamamen temizlenip yerine 19 hasleti geçirmiş olan bir kişi demektir. Böyle bir insan hayra ulaşmış yani daimî zikre ulaşmış demektir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ekim 2026Son güncelleme: 17 Ekim 20264 dk okuma0