Muhterem Hocam, irfan ne demektir?

Soru

Muhterem Hocam, irfan ne demektir?

Cevap

Muhterem Efendimiz şöyle buyuruyor: "İnsanların muhtevası iki aşamalı olarak kemâlâta götürür bizi. Birinci aşamada insanlar için ilim vardır. Bu, yükselmeyi ifade ediyor. Herkes ilim sahibi olabilir, hiçbir engel söz konusu değildir. Ama irfan ilmin ötesidir; ilmin fizik ötesine ulaşan uzantısıdır. Allah'ın özel bir eğitim sonunda öğrettiği semavî ilmin, ilâhi ilmin adıdır. Başka bir deyimle dinin de bu dünyaya dönük olan kısmı ilimdir ama fizik ötesi, ahirete dönük olan ilmin uzantısı ise irfanı muhtevasını alır. İlmin ileri zülmanî ilmin de sahibi olabilirler, Rabbanî ilmin de sahibi olabilirler. Zülmanî ilmin öğreticisi şeytandır ama Rabbanî ilmin öğreticisi en üst seviye sahibimiz olan Allah'tır, devrin imamıdır ve ondan sonra da herkesin ait olduğu seviye itibarıyla velî resûllerdir, velî mürşidlerdir. Ama irfan sahipleri sadece Rabbanî alanın içinde bulunabilirler."

Allahû Tealâ'nın yolunda hepimiz için söz konusu olan şey, kemâl derecenin öğrenmesi ve yaşanmasıdır. Nitekim Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V), “Ümmetimde daima Allah'a itaat eden, hayırlarda yarışanlar söz konusu.” İşte hayırlarda yarışmak ancak irfanın sahibi olmakla mümkündür.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Elbanî, Nasuriddin, Silsiletu’l-Ehadisi’s-Sahiha, Beyrut, 1991, V,7

"Her asırda ümmetimden Allah’a itaat ve hayırda yarışanlar bulunacaktır."

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde: “Sözlerim şeriat, amellerim tarikat ve sırlarım da hakikat, marifet de sermayemdir.” buyuruyor.

HADÎS-İ ŞERİF

​Kaynak: Acluni, Keşfu'l-hafa, 2/4.

​"Eş şeriati akvali, et tariki efali, elmarifeti ekvali el hakikati esrari"

​"Şeriat sözlerimdir, tarikat fiillerimdir, marifet tavırlarımdır, hakikat sırlarımdır."

Yani irfanla emretmek, münkerden nehyetmek Allah'ın iradesini teslim edenlere verdiği bir görevdir. Her devirde 7 safha 4 teslimi yaşayanlar, en üst seviyede onlar marufla emreden, münkerden nehyedenlerdir. Kur'ân'ın bütünlüğü içerisinde bunlara baktığımız zaman Allahû Tealâ onları 7 tane âyet-i kerimede açıklıyor. Marufla emreden, münkerden nehyedenler, yani velî mürşidler.

MA’RUF İLE EMREDEN VE MÜNKERDEN NEHYEDENLER (VELİ MÜRŞİDLER)

1. ÂLİ İMRÂN-104 Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.

2. ÂLİ İMRÂN-110 Siz, insanlar için çıkarılmış (seçilmiş) olan, ümmetin hayırlı kişileri oldunuz. Mâruf ile emredersiniz ve münkerden nehy edersiniz (men edersiniz). Ve siz, Allah'a îmân ediyorsunuz. Eğer kitap ehli de îmân etselerdi elbette onlar için hayırlı olurdu. Onlardan bir kısmı mü'mindir ve onların çoğu da fâsıklardır.

3. ÂLİ İMRÂN-114 Onlar, Allah'a ve yevmil âhire îmân ederler, mâruf (irfan) ile emreder ve kötülükten nehyederler (men ederler) ve hayırlara koşarlar. İşte onlar, sâlihlerdendir.

4. TEVBE-71 Ve mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, birbirlerinin dostlarıdır. Ma’ruf ile emreder ve münkerden nehyederler (yasaklarlar) ve namazı ikâme ederler ve zekâtı verirler. Allah ve O’nun Resûl'üne itaat ederler. İşte onlar, Allah, onlara rahmet edecek. Muhakkak ki Allah; Azîz’dir, Hakîm’dir.

5. TEVBE-112 …Allah’a ulaştırmak için ruhlarını yola çıkaranları, yeryüzünde ibretle gezip tefekkür edenleri); rükû ve secde edenleri, ma’rufla emredenleri, münkerden nehyedenleri (yasaklayanları), Allah’ın hudutlarını muhafaza edenleri ve mü’minleri müjdele!

6. HACC-41 Yeryüzünde onlara imkânlar verseydik, namazı ikame ederler (kılarlar), zekâtı verirler, maruf ile emrederler ve münkerden nehyederlerdi (yasaklarlardı). Bütün işlerin akıbeti (sonucu), Allah’a aittir (hüküm ve takdir Allah’ındır).

7. LOKMÂN-17 Ey yavrum, namazı ikame et (namaz kıl)! Ma’ruf ile (irfanla, iyilikle) emret ve münkerden (kötülükten) nehyet (münkeri yasakla, mani ol). Ve sana isabet eden şeylere (musîbetlere) sabret. Muhakkak ki bu, azmedilen (mutlaka yapılması gereken) işlerdendir.

Ama velî resûllerin de 4 görevi var: âyetleri tilavet etmek, nefsi tezkiye etmek, Kitab'ı öğretmek ve hikmeti öğretmek.

VELÎ RESÛL’LERİN 4 GÖREVİ

CUMA-2: Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O’dur. Onlara, O’nun (1) (Allah’ın) âyetlerini okur, (2) onları tezkiye eder (nefslerini temizler), (3) onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve (4) hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

Ama hikmetin ötesi velî resûllerde yok, devrin imamında var.

NEBÎ RESÛL'LERİN 5 GÖREVİ

BAKARA – 151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (1) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (2) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (3) size Kitap’ı (Kur’ânı Kerim’i) ve (4) hikmeti öğretsin ve (5) (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

Yani kademeli olarak Allahû Tealâ'nın irşad ile vazifeli kıldığı, 7 safha 4 teslimi yaşayan, sünnetullahla küllî iradeyle tesbihte olan, marufla emreden, münkerden nehyedenler; İlâhi İradeyle tesbihte olan velî resûller, onlar da 4 görevin sahibi. Ama tasarrufta olan devrin imamı, o ise hikmetin ötesini de öğretmekle Allah onu vazifeli kılmıştır.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 13 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma2