Muhterem Hocam, irfanı emretmek için sahâbe gibi amelî Kur'ân olmamız gerektiği söylenebilir mi?
Soru
Muhterem Hocam, irfanı emretmek için sahâbe gibi amelî Kur'ân olmamız gerektiği söylenebilir mi?
Cevap
Evet, gerçek emr-i bil ma'ruf ve nehy-i anil münkerin sahipleri 7 safha 4 teslimi yaşayan, iradesini Allah'a teslim edenlerdir. Onlar Kur'ân'ın bütününe tâbidirler. Âli İmrân 110'da: “Siz öyle bir ümmetsiniz ki, insanlar içinde çıkarılan en hayırlı ümmetsiniz.”
3/ÂLİ İMRÂN-110 Kuntum hayra ummetin uhricet lin nâsi te’murûne bil ma’rûfi ve tenhevne anil munkeri ve tu’minûne billâh(billâhi), ve lev âmene ehlul kitâbi le kâne hayran lehum, minhumul mu’minûne ve ekseruhumul fâsikûn(fâsikûne).
Siz, insanlar için çıkarılmış (seçilmiş) olan, ümmetin hayırlı kişileri oldunuz. Mâruf ile emredersiniz ve münkerden nehy edersiniz (men edersiniz). Ve siz, Allah'a îmân ediyorsunuz. Eğer kitap ehli de îmân etselerdi elbette onlar için hayırlı olurdu. Onlardan bir kısmı mü'mindir ve onların çoğu da fâsıklardır.
Neden en hayırlı ümmet? Çünkü 7 safha 4 teslimi yaşayanlardır. İnsanlar ruhlarını Allah'a ulaştırdıkları noktaya kadar ilim sahipleridir. Bundan sonra ise her an irfan sahibi olabilirler. Ama irfan sahipleri oldukları gerçek nokta daimî zikre ulaştıkları noktadır. Buraya neyle ulaşmışlardır? Kur'ân'ın tamamına inanarak, tamamını tatbik ederek ulaşmışlardır. Öyleyse bütün sahâbe Kur'ân'ın bütününe itiba ettikleri için irfan sahipleridir. Kur'ân'ın hükümlerini detaylandırmışlardır. Kur'ân'ın hükümlerinin hepsine itaat etmişlerdir. Allahû Tealâ'nın nadir kişilerde oluşturduğu daimî zikrin sahibi olmuşlardır. Öyleyse gerçekten de olay budur herkes için. Yapılması gereken şey ne? Kur'ân'ın bütününe tâbi olmak.
Âli İmrân 119'daki daimî zikrin sahibi kişiler Kur'ân'daki bütün emirlere itaat eden, yasak olan fiilleri işlemeyenlerdir. Daimî zikrin sahibi kişiler 19 faziletin sahibi olanlardır. Daimî zikrin sahibi kişiler kötülüğe karşı hayırla mukabele edenlerdir ve Allah'ın Zat'ını görerek Allah'ın Zat'ına davet edenlerdir.
3/ÂLİ İMRÂN-119 Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tu’minûne bil kitâbi kullihi, ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca “Biz îmân ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: “Öfkenizden ölün.” Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.