Muhterem Hocam, irfanın sahipleri kimlerdir?

Soru

Muhterem Hocam, irfanın sahipleri kimlerdir?

Cevap

Burada Yunus Emre Hazretleri'ni anlamak mümkün değil. Yunus Emre Hazretleri diyor ki: “Sen bu savm u salât u hac ile zekâtla sanma ki biter zahid işi. İnsan-ı kâmil olmaya lâzım olan irfanmış.” Yani kâmil bir insan olmak mutlaka irfan sahibi mürşidden ders almakla mümkündür. İşte Âli İmrân Suresinin 190-191. âyet-i kerimesinde:

3/ÂLİ İMRÂN-190 İnne fî halkıs semâvâti vel ardı vahtilâfil leyli ven nehâri le âyâtin li ulîl elbâb(ulîl elbâbı).

Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, ulûl elbab için elbette âyetler (deliller) vardır.

3/ÂLİ İMRÂN-191 Ellezîne yezkurûnallâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbihim ve yetefekkerûne fî halkıs semâvâti vel ard(ardı), rabbenâ mâ halakte hâzâ bâtılâ(bâtılan), subhâneke fekınâ azâben nâr(nârı).

Onlar (ulûl elbab, lüblerin, Allah'ın sır hazinelerinin sahipleri), ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken (daima) Allah'ı zikrederler. Ve göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler (ve derler ki): "Ey Rabbimiz! Sen bunları bâtıl olarak (boşuna) yaratmadın. Sen Subhan'sın, artık bizi ateşin azabından koru.

Üç hâlin üçünde de zikir yaptıkları için daimî zikirdeler.

Âli İmrân 104'te ise, “İçinizden bir ümmet bulunsun, hayra çağırsın, marufla emretsin, münkerden nehyetsin.” Marufla emreden, münkerden nehyedenler bu 7 safha 4 teslimi yaşayanlardır.

3/ÂLİ İMRÂN-104 Veltekun minkum ummetun yed’ûne ilel hayri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munker(munkeri), ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).

Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.

Ve sahâbelerin hepsinin Âli İmrân 110'da zikredildiği gibi: “Siz insanlar için çıkarılan en hayırlı ümmetsiniz. Marufla emreder, münkerden nehyedersiniz ve Allah'a iman edersiniz. Ehli kitap da sizin gibi olsa onlar mutlaka Allah'ın güzelliklerine ulaşırlar.”

3/ÂLİ İMRÂN-110 Kuntum hayra ummetin uhricet lin nâsi te’murûne bil ma’rûfi ve tenhevne anil munkeri ve tu’minûne billâh(billâhi), ve lev âmene ehlul kitâbi le kâne hayran lehum, minhumul mu’minûne ve ekseruhumul fâsikûn(fâsikûne).

Siz, insanlar için çıkarılmış (seçilmiş) olan, ümmetin hayırlı kişileri oldunuz. Maruf ile emredersiniz ve münkerden nehy edersiniz (men edersiniz). Ve siz, Allah'a îmân ediyorsunuz. Eğer kitap ehli de îmân etselerdi elbette onlar için hayırlı olurdu. Onlardan bir kısmı mü'mindir ve onların çoğu da fâsıklardır.

Hiç kimse kendi kendisine irfanın sahibi olamaz. Tâbiiyet irfanın temelidir. Allahû Tealâ tâbiiyetsiz insanların kurtulamayacağını da işaret etmiştir. Mürşidine ulaşmadıkça kişinin irfan sahasına adım atması söz konusu değil. Yani “Savm u salât u, hac ile zekâtla sanma ki biter zahid işi. İnsan-ı kâmil olmaya lâzım olan irfan imiş.” Yani zahidlerden olabilmek de mutlak surette mürşidden geçer. O kişi hep âlim olarak kalmaya mahkûmdur.

Bir insanın ilimden irfana ulaşması, o kişinin ilminin ötesinde Allah'ın kendisine kalp gözünü ve kalp kulağını ihsan etmesiyle gerçekleşir. O zaman o kişi Allah'ın indinde ariftir, irfanın sahibidir. Öyleyse bir kişinin irfan sahibi olması demek, onun hikmetin de sahibi olması demektir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 13 Eylül 2026Son güncelleme: 10 Ekim 20263 dk okuma2