Muhterem Hocam, irşad makamına arz ettiğimiz soruların yanıtını almak ama bunu tatbik etmemek bizlere ne kaybettirir?
Soru
Muhterem Hocam, irşad makamına arz ettiğimiz soruların yanıtını almak ama bunu tatbik etmemek bizlere ne kaybettirir?
Cevap
Değerli sevgili kardeşlerim, çok şey kaybettirir. Kendi içinizde tartışın, istişare edin, konuşun ama hiç unutmayın, siz İrşad makamına sorduğunuz bir suali, gelen cevabı tatbik etmekle vazifelisiniz. Bu çok hassas bir konu. Hatta ve hatta çok çok hassas.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) ne diyor? "Hûd Suresi Beni kocattı." Hûd Suresi'nin 112. âyet-i kerimesine bakalım ne diyor Allahû Tealâ?
11/HÛD-112 Festekim kemâ umirte ve men tâbe meake ve lâ tatgav, innehu bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
Artık sen, sana tövbe ederek, tâbî olanlarla birlikte emrolunduğun gibi istikamet üzere ol. Ve azgınlık yapmayın (aşırı gitmeyin). Muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir.
Allahû Tealâ Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e ne diyor? "Emrolunduğun gibi istikamet üzere ol." Sadece Peygamber Efendimiz (S.A.V) mi? Bir de tâbî olanlar da öyle. Öyleyse sadece Peygamber Efendimiz (S.A.V) değil.
"Sen emri tebliğ et, istikamet üzere ol, aynı zamanda sana tâbî olanlar da istikamet üzere olsunlar." Emri yerine getiren kişi kimdir? İstikamet üzere olan kişidir. Emri yerine getirmeyen kişi, olmasa da olur. Birisi ruhsatı, diğeri de azmi tercih eden kişidir. Öyleyse çok çok önemli. Kendi içinizde ne yaparsanız yapın ama sorduktan sonra mutlaka yerine getirmelisiniz. Sonradan başka şeyler devreye girer tekrar sorabilirsiniz. Ama soran kişi o sorumlu. Niçin mesela soruyor kişi? Ben Allah'ın emriyle iş görmek istiyorum diye değil mi? O zaman Allah'ın emrini alıyor ve hoşuna gitmiyor. Âyet-i kerime gayet açık."