Muhterem Hocam, iş yerinde arkadaşlar arasında anlaşmazlıklar, dedikodular, çekişmeler oluyor. Efendimizden öğrendiğimiz güzellikleri onlarla paylaşmaya çalışıyoruz ama nefs tezkiyesi ve tasfiyesi olmadığı için o an tamam deseler bile, sonradan aynı şeyler tekrar yaşanabiliyor.. Bu durumda doğru düşünce alışkanlığımız ve davranış biçimlerimiz nasıl olmalıdır?

Soru

Muhterem Hocam, iş yerinde arkadaşlar arasında anlaşmazlıklar, dedikodular, çekişmeler oluyor. Efendimizden öğrendiğimiz güzellikleri onlarla paylaşmaya çalışıyoruz ama nefs tezkiyesi ve tasfiyesi olmadığı için o an tamam deseler bile, sonradan aynı şeyler tekrar yaşanabiliyor.. Bu durumda doğru düşünce alışkanlığımız ve davranış biçimlerimiz nasıl olmalıdır?

Cevap

Sevgili kardeşim, vazgeçmeyeceğiz. Devamlı olarak onları Allah’a davet edeceksiniz. Allah’a ulaşma dileğinin farziyetini söyleyeceğiz ve bunun sağlanmasının mürşide tâbîîyet olduğunu anlatacaksınız. Onlara şu misali vereceğiz: "​Bizim cehaletimiz, aleyhimize delil olabilir. Bizim ilmimiz de aleyhimize delil olabilir. Bizim amelimiz de aleyhimize delil olabilir. O zaman kimdir cehaleti aleyhine delil olanlar? Allah’a ulaşmayı dilemeyenler. Cehalet içinde ve dilemeyenlerin (Yûnus 7'ye göre) kazançları sebebiyle gidecekleri yer cehennemdir.

10/YÛNUS-7İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne). Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

Kimler müstesna? İlim sahipleri müstesna. Siz söylüyorsunuz, siz ilmi anlatıyorsunuz, ulaşma dileğini "tamam" diyorlar ama bu sefer ilimleri aleyhine delil oluyor. İlmi yaşamıyorlar;  ilimleriyle amel etmiyorlar. O zaman bunu söyleyeceksiniz:"Sevgili kardeşim tamam, biz bunları size söylüyoruz, sizde" Tamam" diyorsunuz ama önemli olan bunun tatbikatı. Bir adam Peygamber Efendimize "Cehaletin aleyhime delil olmasını ne giderir?" diye sordu. Peygamber Efendimiz "İlimdir" dedi. "Peki ilmin aleyhime delil olmasını ne önler ?" diye sordu; bu kez Peygamber Efendimiz "Ameldir" diyor. "Peki amelin aleyhime delil olmasını istemiyorum ne olması lazım?" deyince. Allah için yaşamak başkaları için yaşamak.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: İbn Abdilberr, Cami’, II, 11 "Bir adam gelip Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e 'Cahâletin aleyhime delil olmasını ne giderir?' diye sordu. Peygamber Efendimiz (sav) 'İlimdir.' buyurdu. 'Peki, ilmin aleyhime delil olmasını ne önler?' diye sordu. Bu kez Peygamber Efendimiz (sav) 'Ameldir.' buyurdu."

Öyleyse bunların hepsi peş peşe gelen faktörler ki bunları bu şekilde düşünmemiz lazım. Bir insana  siz söylüyorsunuz ulaşma dileğini, onlarda "tamam" diyorlar. Ama bu Allah'a ulaşmayı dileğinin tatbikatı mürşide tâbîîyettir. Çünkü siz Allah'a ulaşmayı diliyorsunuz. Allah’a ulaşan ruhumuzdur. Ama bizim dilememizle ruh vücuttan ayrılmaz. Ancak mürşide tâbi olduğumuz zaman ruh vücuttan ayrılır. O zaman o ilmin, ulaşma dileğinin tatbikatı amele tatbikata geçirilmesi mürşide tâbîîyettir. O zaman onu söyleyeceksiniz: Yani tamam, siz burada bizim söylediklerimize" evet " diyorsunuz ama mürşidînize tâbi olmadığınız taktirde, bu söylediklerimiz sizin için buza yazılan gibi, bir müddet sonra buhar olur gider, uçar. Ama onun böyle olmasını istemiyorsanız, ilminizle amel edeceksiniz. Amelinde tatbikatı mürşide tâbîîyettir. Mürşidînize tâbi olmanız lazım. Mürşide tâbî oldunuz zamanda kişi Allahû Tealâ’nın garantisinde ruhu Allah’ın Zatına ulaşıyor ve arkasından ne oluyor? Arkasından bir takım başka şeyler devreye giriyor. Zikrini devam ettiremiyor, fıska düşüyor. Ameli de boşa gidiyor. Orda da kişinin Allah için olması, başkaları için yaşaması lazım. Orda da kişinin ihlası devreye giriyor. İblis herkesi saptırabiliyor ama muhlis kulları hariç. Muhlislerden olmak istiyorsak günbe gün zikrimizi artırmamız lazım. Bu doğru düşünme alışkanlığı davranışta nasıl olmalı? Vazgeçmeyeceksiniz tebliğe, İlim sahibi olmalarını sağlayacaksınız. O ilmin de amele dönüşmesini sağlamalısınız. Tabi ki onları zorlayarak değil, sevdirerek o amalin de Allah için olmasını sağlamalısınız inşaallah. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma3