Muhterem Hocam, İslâm ahlâkıyla ahlâklanabilmem için davranışlarımı nasıl düzeltebilirim?
Soru
Muhterem Hocam, İslâm ahlâkıyla ahlâklanabilmem için davranışlarımı nasıl düzeltebilirim?
Cevap
İslâm ahlâkıyla ahlâklanabilmen için 3 tane davranış biçimi var: Kısas, af ve kötülüğe karşı hayırla mukabele etme. Kısas bir kamu hukukudur, kamu davasını gerektiriyor. Toplumun hakkını korumaktır. Toplumun hakkını korumak noktasında serîul hısâb olan Allah’tır. Allahû Tealâ 7 tane âyet-i kerimede, anında kim bir kötülük yaparsa misliyle Allahû Tealâ onu cezalandırıyor, kim bir iyilik yaparsa da misliyle mükafatlandırıyor ve Allahû Tealâ serîul hısâb olarak anında gerçekleştiriyor. İşte âyet-i kerimede:
ALLAH HESABI ÇABUK GÖREN, HAKKI VE ADALETİ YERİNE GETİRENDİR.
1. BAKARA-202: İşte onlar ki, onların, kazandıklarından (kazandıkları derecelerden dolayı) nasibi vardır. Ve Allah, hesabı çabuk görendir.
2. ALİ İMRÂN-19: ... Ve kim Allah’ın âyetlerini örterse (inkâr ederse), şüphesiz ki Allah hesabı çabuk görendir.
3. ALİ İMRÂN-199: ... Allah’a karşı huşû duyarlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. İşte onlar, onların mükâfatları, Rab’lerinin katındadır. Muhakkak ki Allah, hesabı çabuk görendir.
4. MÂİDE-4: ... Allah’ın size öğrettiğini onlara öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını artık yiyin ve üzerine de Allah’ın adını anın. Ve Allah’a karşı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah hesabı çabuk görendir.
5. RÂD-41: Yeryüzüne gelip, onu etrafından (çevresinden) nasıl eksiltiyoruz onlar görmüyorlar mı? Ve Allah, hüküm verir. O’nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O, hesabı çabuk görendir.
6. İBRÂHİM-51: (Bu azap), Allah’ın bütün nefslerin kazandığının karşılığını (ceza veya mükâfat) vermesi içindir. Muhakkak ki; Allah, hesabı çabuk görendir.
7. MÜ’MİN-17: Bugün bütün nefsler (herkes), kazandıkları sebebiyle cezalandırılır veya mükâfatlandırılır (karşılığı verilir). Bugün zulüm yoktur. Muhakkak ki Allah, hesabı çabuk görendir.
KÖTÜLÜĞE KARŞI İYİLİKLE (HAYIRLA) MUKABELE
1. RA'D – 22 Onlar, sabırla Rab’lerinin Vechini dileyenler ve namazı ikame edenler, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açıkça infâk edenlerdir. Ve seyyiati, hasenat ile (iyilikle) savan kimselerdir. İşte onlar için, bu dünyanın (güzel bir) akıbeti (sonucu) vardır.
2. MU'MİNÛN – 96 Seyyiati (kötülüğü), en güzel olanla yok et. Biz, (onların) vasıflandırdıklarını en iyi biliriz.
3. KASAS – 54 İşte onlardır ki; onlara sabırları sebebiyle ecirleri (sevapları) iki kat verilir. Ve onlar, seyyiati (kötülüğü) hasenat (iyilik) ile savarlar. Ve onlara verdiğimiz (manevî) rızıktan infâk ederler.
4. FUSSİLET – 34 Hasene (iyilik) ve seyyie (kötülük), müsavi (eşit) değildir. (Kötülüğü) en güzel şekilde karşıla. O zaman seninle arasında düşmanlık olan kişi, samimi bir dost gibi olur.
Geri kalan biz kullara düşen affetmek ve kötülüğe karşı hayırla mukabele etmek. Yani bize karşı yapılan hataları affetmek ve kötülüğe karşı hayırla mukabele etmek. Bunu da bir slaytta daha güzel anlaşılabilmesi için söylüyoruz. Şûrâ Suresi 40, 41, 42, 43:
42/ŞÛRÂ-40 Ve cezâu seyyietin, seyyietun misluhâ, fe men afâ ve asleha fe ecruhu alâllâh(alâllâhi), innehu lâ yuhıbbuz zâlimîn(zâlimîne).
Bir kötülüğün cezası onun misli kadar kötülüktür. Fakat kim affeder ve ıslâh ederse artık onun ecri (mükâfatı) Allah’a aittir. Muhakkak ki O (Allah), zalimleri sevmez.
42/ŞÛRÂ-41 Ve le men intesare ba’de zulmihî fe ulâike mâ aleyhim min sebîl(sebîlin).
Ve gerçekten zulme uğradıktan sonra hakkını geri alan kimseler, işte onlar; onların üzerine (aleyhlerine) bir yol (ceza) yoktur.
42/ŞÛRÂ-42 İnnemes sebîlu alellezîne yazlimûnen nâse ve yebgûne fîl ardı bi gayril hakk(hakkı), ulâike lehum azâbun elîm(elîmun).
Fakat insanlara zulmedenlerin ve yeryüzünde haksız yere zorbalık yapanların üzerine (aleyhlerine) yol (ceza) vardır. İşte onlar; onlar için elîm bir azap vardır.
42/ŞÛRÂ-43 Ve le men sabere ve gafere inne zâlike le min azmil umûr(umûri).
Ve elbette kim sabreder ve bağışlarsa muhakkak ki bu, gerçekten azîm (büyük) işlerdendir.
Bu âyetlere baktığımız zaman seyyiatın cezası misliyledir. Ama kim affederse ve ıslâh ederse onun ecri Allah’a aittir. Yani Allahû Tealâ bizden üç tane davranış biçiminin bu âyette olduğunu söylüyor:
1- Kısas
2- Af
3- Kötülüğe karşı hayırla mukabele etmek.
Biz kullara düşen affedip kötülüğe karşı hayırla mukabele etmek. İşte Allahû Tealâ bunu Arâf Suresinin 199 âyet-i kerimesinde söylüyor: "Cahillerden yüz çevir."
7/ARÂF-199 Huzil afve ve’mur bil urfi ve a’rıd anil câhilîn(câhilîne).
Affı ahzet (affı kendine usül edin) ve irfanla emret ve cahillerden yüz çevir.
O zaman İslâm ahlâkıyla ahlaklanmak istiyorsan affetmen lazım. Kimdir affedenler? Affedenler nefs tezkiyesini yapanlardır. Kimdir kötülüğe karşı hayırla mukabele edenler? Onlar da nefs tasfiyesini yapanlardır. Eğer bunu yapmak istiyorsan o zaman yolun açık. Mutlaka mürşidine tâbî olman lazım, mutlaka tezkiye; Allahû Tealâ zaten Kendisi yapıyor. Daha sonra nefs tasfiyesinde tamamen afetleri kalbinden temizleme ve hedefine ulaşman lazım.