Muhterem Hocam, İslâm deyince insanların çoğu korkuyor. İslâm’ın sevgi, barış ve hoşgörü dini olduğuna dair örnekler verir misiniz?

Soru

Muhterem Hocam, İslâm deyince insanların çoğu korkuyor. İslâm’ın sevgi, barış ve hoşgörü dini olduğuna dair örnekler verir misiniz?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, İslâm deyince insanlar neden korkuyorlar? Çünkü insanlar kutsal kitaplardaki İslâmî dini bilmiyorlar. Ve şeytan denilen bir baş düşman var. Allah’ın biz insanları iki cihan saadetine ulaştırmak üzere vaaz ettiği sevgi, barış ve hoşgörüyü insanlara öcü gibi göstermeyi başarmış. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz 14 asır evvel bunu bize haber vermiş:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ebu Davud

“Öyle zamanlar gelecek ki bütün milletler İslâm’ın başına üşüşecekler.”

Sahâbe sorar: “Ey Allah’ın Resûl’ü! Bütün milletlerin İslâm’ın başına üşüşmesi Müslümanların sayısının azlığı sebebiyle midir?”

“Hayır, dünya sevgisi sebebiyledir. Dünya hayatından razı olmaları, Allah’a ulaşmayı ve ölümü kerih görmeleri sebebiyledir.”

Öyleyse insanlar Kur’ân’daki İslâm’ı bilmiyorlar. Kur’ân’daki İslâm tamamıyla sevgi, barış ve hoşgörü üzerine bina edilmiştir.

Allahû Tealâ Yûnus sûresinin 7 ve 8. âyet-i kerimesinde buyuruyor:

10/YÛNUS-7 İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

10/YÛNUS-8 Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

Öyleyse Allah Resûlü ne diyor? Hayır, dünya sevgisi. Öbür tarafta başka bir hadîs daha var:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ebu Davud, Edeb 125

“Dünya sevgisi her hatanın başıdır.”

Öyleyse her kötülüğün başı dünya sevgisi ise, her kötülüğün başı Allah’a ulaşmayı dilememekse, günümüz din tatbikatında Allah’a ulaşmayı dilemek de yoksa ve Yûnus 7'de Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerden bahsediyorsa; onlar dünya sevgisi, ki her hatanın başıdır, dünyayı tercih ediyorlarsa o zaman kesinlikle bu insanlar hep huzursuz ve mutsuz hayatı sonuna kadar yaşayacaklardır. Bir de neyi gösteriyor? Bütün milletlerin İslâm’ın başına üşüşmesi; dünya hayatından razı olmaları yani Allah’a ulaşmayı dilememeleri sebebiyledir.

Allah’a ulaşmayı dilemek Allah sevgisinin bir nişanesidir. Öyleyse dinin birincil basamak safhası sevgiyle başlıyor. Seven sevdiğine koşar. Korkan korktuğundan kaçar. O zaman kimdir korkanlar? Allah’a ulaşmayı dilemeyenler. Allah’tan korkanlar. Kimdir? Allah’ı sevenler. Allah’a ulaşmayı dileyenler.

İşte bizim Allah’ın bizler için iki cihan saadetine ulaşması meyanında farz kıldığı dini yaşayabilmemiz istisnasız giriş kapısı bir dilektir: kalben Allah’a ulaşmayı dilemek. Kalben Allah’a ulaşmayı dilemek Kur’ân’ın da giriş kapısıdır. Aynı zamanda cennetin de giriş kapısıdır.

Şimdi sevgi, İslâm’ın sevgi, barış ve hoşgörü dini olduğunu net olarak anlıyoruz. Allah’a giden yol sevgiden geçer. Ve ilk safhası, dinin ilk safhası Allah sevgisiyle başlıyor. Allah’a ulaşmayı dileyenler Allah’ı sevenlerdir. Allah’a ulaşmayı kerih görenler, onlar da Allah’ı sevmeyenlerdir.

İşte hadîs-i şerif:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Sahihi Buhari 12. cilt hadis no. 2043

"Kim Allah'a ulaşmayı muhabbet beslerse, severse, Allah onu Kendisine ulaştırmayı sever, muhabbet eder. Kim Allah'a ulaşmayı kerih görürse, Allah da Kendisine ulaştırmayı kerih görür."

Şimdi Allah’ın kendisine ulaştırmayı kerih gördüğü kişi kimle beraber oluyor? Şeytanla beraber. Allah’a ulaşmayı dilemeyen, Allah’ın da kendisini kendisine ulaştırmayı dilemediği kişi şeytanla beraber ise şeytanın kulu ve dostu ve devamlı huzursuz ve mutsuz bir hayatı yaşar. Ama huzurlu ve mutlu bir hayat Allah sevgisinden geçer. Yetmez. Allah’ı seven mutlaka Allah ona mürşidi de sevdirir. Kimdir, mürşid sevgisini Allah’ın kalbine koyduğu kişi? Allah’a ulaşmayı dileyen.

O sebeple “Yaradılanı severiz ama Yaradan’dan ötürü.” Yaradan onun sevgisini kalbimize koyuyor. Ama bizim yaratılanın sevgisinin kalbimize Allah’ın koyabilmesi bizim Allah’ı sevmemizle başlıyor.

Yetmez. dinimiz sevgi ve hoşgörü dinidir. İnsanlar zorla Allah’ın yoluna alınamazlar. Ama bir gün daimî zikre ulaşmaları halinde o kişi baktığı zaman hiçbir olayı negatif göremez. Çünkü o Allahû Tealâ’nın kalbine koyduğu sevgiyle, sevgi gözlükleriyle bakıyor. Sevgi dürbünüyle bakıyor ve sevgi teleskobuyla bakıyor. Ve kâinatta sadece sevgiyi görüyor. Allahû Tealâ herşeyi sevgiyle yaratmış, sevgiyle yetiştiriyor ve sevgiyle öğretmemizi istiyor.

İşte Âli İmrân Sûresinin 31. âyet-i kerimesi:

3/ÂLİ İMRÂN-31 Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).

De ki: “Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbi olunuz ki Allah da sizi sevsin ve sizin günahlarınızı mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve Allah "Gafur"dur, "Rahîm"dir.”

“Eğer Allah’ı seviyorsanız…”

Kimdir Allah’ı seven? Allah’a ulaşmayı dileyen. “Fetbiûnî", bana tâbî olun. Mürşide tâbî olun ki Allah da sizi sevsin.” Mürşide tâbî olduğumuz zaman ne olur? Mürşid Allah’a hizmet eden birisi. Tâbî olduğumuz zaman biz de onun gibi hizmet edenlerden oluruz. Yûsuf Suresinin 108. âyet-i kerimesi:

12/YÛSUF-108 Kul hâzihî sebîlî ed’û ilâllâhi alâ basîratin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn(muşrikîne).

De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah’ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”

O zaman Allah da bizi sevecektir ve her gün Allah’ın sevgisinin üzerimize arttığı bir hayatı yaşamaya başlayacağız. Öyleyse baştan sona dinimiz sevgi ve hoşgörü dinidir. Âli İmrân İmrân Sûresinin 119. âyet-i kerimesi:

3/ÂLİ İMRÂN-119 Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tu’minûne bil kitâbi kullihi, ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).

İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca “Biz îmân ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: “Öfkenizden ölün.” Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.

Neyle severiz? Allah’ın bizim kalbimize koyduğu sevgiyle severiz. Çünkü siz kitabın tamamına îmân edersiniz.

Öyleyse dinimiz tamamen sevgi üzerine bina edilmiştir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20265 dk okuma0